Yörük Obalarımız-1

06 Nisan 2009

Arkadaşlar, gidip Toros dağlarına bakınız; eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki, bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez.

K.Atatürk

Yükseklere çıkmak, uçsuz bucaksız bozkırlara, yeşil ovalara, kıvrım kıvrım akan suları berrak derelere, yemyeşil çayırlara, alçak tepelere, pıynarlı yakalara dağlardan bakmak, burcu kokulu kabaardıcın gölgesine yaslanmak, ağacın gövdesine dengilmek, çayıra uzanmak, keçilerin çanlarını, develerin hataplarındaki havan çanlarını dinlemek, öküzlerin böğürmelerini sığırtmaç düdüğüyle beraber duymak, danaların tozu dumana katışını görürken hergelecinin sıklığını duymak, atların kişnemesini, ineklerin böğürmesini, horozların ötmesini, koyunların melemelerini duymak, kaval sesiyle geçmie dalmak, cura sesiyle uyanmak, kemençe sesiyle sevdayı hatırlamak, tekenin kayadan kayaya sekmesi, böğelek tutmuş düvenin koşuşturması, kısrakların suya dörtnala gitmesini görmek ne zevklidir Yörük için.

Yörükler divana tabi değillerdi. Yörükler zaten Türkmenlerin sürekli yürüyen, göç eden kollarının adıydı. Yörükler bir yerde uzun süre durmazlar. Hayvanlarının yayılması gereken yerlere göç etmek yaşamlarının bir parçasıdır. Böyle olunca kimseye tabi olmaları mümkün değildi. Yörükler, konargöçerler sancak beylerine bağlı değillerdi; ancak, kanunnameye göre ağaları subaşıdır. Yörük beyleri, başbuğları her zaman vardır. Hep özgür yaşamayı ilke edinmişlerdir.

Yörük obasının insanları çileye sevdalıdır. Zoru aşmak, uzağa kavuşmak, yükseklere çıkmak özlemidir. Dağlara ulaşırsa yörük, turluğunu, alacağını, çadırını kuruverirse ata yurduna işte o zaman mutludur.

Yolunuz düşerse Yörük obalarına, uğrarsanız çoban yanına, tadarsanız höşmerimi, yerseniz kese yoğurdunu, derideki çökeleği, yağ karnındaki tereyağını, kaplarda saklanan kavurmayı, dağarcıktaki dürgeyle veya sacda pişen yufka, darı ekmeği, hamurlu ekmekle ya da gatmarla ayrılasınız gelmez. Bir de buz gibi soğuk suyu gözünden avuç avuç veya küyner kokulu susakla içince…

Çıngırakta yer kapanlar, çelik oynamaya gidenler, ufaklardan üç beş kopil toplayıp yıkık oynamaya gidenler… Akşam olunca da yanık oyunu başlar. Gizlice ateşte kızdırılan taş havaya atılır ve bulmaya çalışılır.  Bulana ödül vadedilir. Karanlıkta uyanıklar numaradan saflar esastan arar ve bulanın da eli yanar.

Yörük Obalarımız-  Ramazan Kıvrak

özetleyen S.A

-devam edecek-

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir