YÖN

26 Ocak 2009

Az önce gündüz gözüne uzanıp karanlıkta dinleme yaptım biraz. Dinleme hem kelime anlamıyla hem de n ilavesiyle, dinlenmeyi içeriyordu aslında 🙂 Ve aslında belki de n yer değiştirmesi ile dilenme idi belki! Herneyse işte…

İşte bu her üçünden birini yapıyorken (ya da üçünü birden), aklıma aslında dört yönümüz olmadığı fikri geldi nedense!!! Aslında bizim sadece iki yönümüz var; Kuzey ve Güney… Doğu ve Batı ise yalnızca yöntem seçeneği sunuyor gibi geldi bana; yani hangi seçenekler bunlar? Kolayca tahmin edilebileceği gibi; mantık/analitik/bireysel yöntem, ki buna batı yöntemi diyebiliriz, diğeri de hayal/vizyon/bütünsel yöntem yani Doğu’nun tarzı.

Bu yöntemlerden birini alıp Kuzey ya da Güney yolunda ilerleyebiliriz. Bu yönler nereye gider peki? Hımmm… Güney kapsadığımız gerçekliklere, Kuzey ise kapsandığımız gerçekliklere doğru gider diyeyim şimdilik 🙂 Ve aslında bu iki yön de birbirine 180 derece zıtmış ve birbirinden uzaklaşıyormuş gibi görünse de aslında kuyruğunu ısırmaya çalışan bir yılan gibi olduğu bana aşıkar görünüyor.

İnsanların yöntemler uğruna tartışıp, savaşıp kendilerini tüketmeleri hakikaten anlamsız görünüyor gözüme, tam bu noktada Don Juan kendini hatırlatıp geçti sahneden!

Zaten bu anlamsız tartışmayı bırakıp yöntemlerden birini giyinip kuşanıp yola düşen gezgin, hangi yöne giderse gitsin yeterince derinleştiğinde kendini diğer yönde bulacaktır. Her bir turu attığında (spiral olma olasılığı çok yüksek bu yılanın), önceden geçtiği noktaya gelecek fakat o noktada asla eski gezgin olamayacaktır.

Bedenime baktım, sağa sola açılan kollarım ve ellerim eşdeğer görünüyordu; ama yukarı ve aşağı baktığımda ayaklar ve başın belirgin bir fark yarattığını gördüm. Ayaklar belli ki deneyim anlamına geliyordu, baş ise kuram!

Aslında ben, yöntemlerin her ikisini de kuşanmış bir gezginin, bu yolculukta çok daha başarılı ve keyifli olacağını düşünüyorum.

Not: Uydurmak parayla değil 🙂

Bir yorum

  • Büyücü Çırağı 26 Ocak 2009, 20:58

    Ne mutlu becerebilene.

    Bizlere de, başarınız için dua etmek düşüyor…

    Belli mi olur, bakaraktan da öğrenilebilir, belki de…Kasap dükkanını önündeki kediler gibi.. Ne de olsa, ümit fakirin ekmeği…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir