YENİ Kendini Nasıl Gösteriyor?

13 Ocak 2009

Bildiğimiz gibi yeni bir şey öncelikle imajinasyon/hayal olarak oluşuyor, bunu en güzel ifade eden Feynnman’dır:
daha önce hiç görmediğiniz bir şey olacak, daha önce görülmüş, ele alınmış her detayı kapsayacak, o ana kadar düşünülmüş olandan farklı olacak ve daha da ötede; kesin olacak ve herhangi bir muğlaklık içermeyecek.” (Bakınız:http: //sibelatasoy.com/?p=237 )

Benim düşünceme göre YENİ’nin imajinasyonu çok zordur ve insanlara çeşitli şekillerde ulaşır:
1. DJ’nin bahsettiği “bileşim noktasının” oynaması ile birlikte insan o güne kadar hiç bilmediği ve görmediği bir sahaya girer, buna “İkinci Dikkat” sahası denir fakat orada görülen YENİ’lerden Birinci Dikkate bişey getirmek zordur; çünkü döndüğünüzde bişey hatırlamazsınız. (buna sufiler HAL demişler)

2. Bileşim Noktasının kayması (HAL değiştirmek) nasıl sağlanır? Bunun çeşitli yolları var:

* En basiti yanınızda bir Nagual varsa gerçekleşir, onun kürek kemiği civarındaki bileşim yerini itmesi ile doğrudan ikinci dikkate girilir ve nagual gözetiminde olunduğu için büyük bir tehlike olmaksızın çıkılabilir. Tabi bi nagual bulmak imkansıza yakın zordur.
* Halisinasyon yaratıcı maddeler kullanıldığında bileşim noktası kayar.
*.Narkoz altında, ya da baygınlık esnasında,
*.Rüya görürken,
* Çok büyük travmalarda, KAZAlarda ve kısmen aşık olma durumunda
bileşim noktası kayar, yani olağan HALiniz değişir ve bir takım YENİler görme şansınız olur.

Bileşim Noktasının olağanın çok fevkinde bir değişim göstermesi o insan için çok tehlikelidir, bunların çoğu geri salimen dönemez. Delirir, meczup olur, intihar eder vs. Sebebi ise gayet basit, gerçeklik sandığınız eskiler sizin akıl sağlığınızı koruyorlar, bir çeşit kalkan görevi yapmaktalar.
Bileşim noktasını belki de en hafif kaydıran unsur büyük travma ve aşk demiştik, halk arasında “aşkın gözü kördür” denir, bunun sebebi kişinin HAL’i değiştiğinden genelin gördüğü şeyleri görmez artık bu sebeple onun körleştiği sonucuna varılır. (bakınız:http://sibelatasoy.com/?p=132 )
Anlaşılacağı gibi en tehlikeli yol ikinci seçenektir, en kuvvetli geçiş olduğu için, yanınızda bir nagual olmadıkça geri dönme şansı (sağsalim) olmaz.
Bunların dışında standart insanlar günün belki toplamda bi kaç dakikasını “ikinci dikkatte” geçirirler fakat bunlar bilinçsiz giriş-çıkışlar olduğundan hatırlanmazlar. Sanatçılar ve yaratıcı bilim adamları bu tür giriş-çıkışları hatırlayabilenlerden çıkar, buna ilham ismi verilmiştir. (Çünkü bu kişiler mevcudu yetersiz bulmakta ve buna karşı refleks geliştirmişlerdir. Normal insanda KAYMA anından çıkışta Mantık kişinin düştüğü dengesizliği gidermek için delicesine bir gayret gösterir ve ona gördüklerini rasyonalize etmesini sağlayacak argümanları alalacele verir, oysa sanatçı/bilimci takımı bu bastırma taarruzuna karşı daha dayanıklı hale gelmişlerdir. Bilim adamının bu sınıfa neden girdiğini merak ediyorsanız yukarda Feynmanla ilgili verdiğim linki ve buna ilaveten Caudwelle ilgili yapmış olduğum çalışmayı: http://sibelatasoy.com/?p=371 okumanızı öneririm.)

Şimdi diyelim ki İKİNCİ DİKKATE girdiniz ve her nasılsa (bunları da konuşabiliriz) yanınızda YENİ bi şey getirmeyi başardınız. Bununla ne yapacaksınız?
İşte bu oldukça acılı bir süreç; çünkü söylerseniz kimse size inanmayacak, saygınlığınızı kaybedeceksiniz, söylemekte ısrar ederseniz, sizi tuhaf, meczup sınıfına sokacaklar, daha da ileri giderseniz öldürüleceksiniz.
(Tarih bunun örnekleri ile dolu) Söylemeseniz, sizin dengenizi ve bütünlüğünüzü bozacağından kısa sürede hastalanıp, ya da intihar yoluyla -yine-ölürsünüz.

http://www.flixxy.com/film-school-short-animation.htm

O halde ne yapacağız bu YENİyi?! Atsan atılmaz satsan satılmaz!

-Devam edecek-

Aslında bu konu Bilmek ve inanmak başlıklı yazıya (bakınız: http://sibelatasoy.com/?p=493 ) sorulmuş sorulara cevaben yazılıyor

8 Yorum

  • Sibel 23 Ocak 2012, 14:55

    Siz bir harikasınız İbrahim Bey.
    Kendi adıma cesaretim var diyebiliyorum fakat insan kendini pek bilemez, oradan -karşıdan- nasıl görünüyor?

  • ibrahim 23 Ocak 2012, 14:34

    Yeni bir şeyi getirenler “bağımsız düşünme potansiyeline” sahip aykırı insanlardır.Arkadaşım bana şunu demişti:Bu yaşadıklarımızı unutma tarih yazacaksın demişti.Yüceltici bir cümle!Bunu benim aykırı düşünce tarzıma dayandıyordu belki.Bunu hala onun bir düşüncesi olarak algılıyorum. Kapasitem belli.Ufak sorunlarımı çözmekten ve düşünmekten aciz biriyim.Şu an en iyi yaptığım şey kumar oynamak.Bu bana daha çok heyecan veriyor maddi kayba uğrsam dahi “Mum kenidini yakar etrafına ışık verir” bedeli bu olmalı yeniyi getirenlerin.(Ne kendine ne başkasına kimse zarar vermesin)İzlediğim bir sinema filminde şehrin su şebekesine bir madde bırakılıyordu. Şehirdeki tüm insanlar değişmişti her şeyi dile getiriyorlardı artık.İki insan sadece etkilenmemişti.Çünkü onlar kendilerini olduğu gibi ifade eden insanlardı.Boğazları kilitli değildi.Bunu yapacak cesaretimiz var mı ?

  • Sibel 23 Ocak 2012, 13:38

    (TANIKLIK kelimesi de kulağımda çın çın öttü, onu da ekleyeyim)

  • Sibel 23 Ocak 2012, 13:32

    İlginç bi deneyim olmuş. Ben de kendi deneyimlerimden öğrendim ki; olağanüstü şeyler ancak hazırlıksız ve bilmeden geliyor insana. Bi daha tekrar etmesi de insanın isteğine odaklanmasına filan bağlı değil, olmuyo!
    Fakat bi başka sefer yine BİLMEDEN başka bi şeye daha tanıklık ediyosun.
    Belki de bundan çıkarabileceğim sonuç şu güftemde saklı:
    Birinci elden deneyerek
    oooyooo…heyoo….ooooo
    ikinci elden dinleyerek
    heyoooo, heyoooo… hoooooo
    Bilinmeyenden bilmeyerek
    yehooo yehooo hoooo

    Nakarat
    Birinci elden deneyerek X ikinci elden dinleyerek X Bilinmeyenden bilmeyerek
    yeye yeee haye yeee, o yeyeye , hoo ye yeeee
    **
    ilki öğrenme, ikincisi hatırlama,üçüncüsü ise işte o sizin dediğinizden 🙂

  • İbrahim 23 Ocak 2012, 13:19

    Aşk durumunda bileşim noktasının değişmesine on dört sene önce yaşadığım bir olayı buna örnek olarak verelebilir miyim? Bilemiyorum.Üç arakadaş dışarı da otutruyorduk.Birden arkadaşım gözlerine odaklandım.Gözün renkli kısmındaki açıklık ve koyulukları,çizgileri okuyordum bir göz tarama aleti gibi.Bu tonluk ve çizgilerden çıkan anlam ; kişinin “kalleş” biri olduğu ortaya çıktıBu olayı bir defa yaşadım sadece.Ondan sonra yolda yürürken insan yüzlerini bir dedektör hızıyla anlamaya çalışıyordum.Bu özelliğim bir kaç ayda kaybolduğunu belirtmek istiyorum..Gözün retinasından kişileri tanıyabiliriz artık kaçış yok 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir