Yeni Gerçeklik

28 Ocak 2012

Yeni bir dünya’ya, yeni bir enerjiye, yeni bir çağa geçeceğiz diye konuşuyoruz uzun zamandır.
Evet bence de bunların hepsi doğru.
Fakat…
O yeni olan dünya’ya geçiş o kadar da kolay olmayacak; oraya geçmek için çok hırçın bir denizi aşmamız gerekecek. Şu an zaten o denizin içindeyiz ve fırtına giderek çetinleşiyor; özellikle yaşadığımız coğrafya fırtınanın gözüne doğru ilerliyor ki zaten Afganistan, Libya, Filistin gibi ülkelere bakarsak ne kadar şiddetli olduğunu görürüz. Ve fırtına ülkemizde de şiddetini artırıyor.
Herşey iki günde toz pembe olacak sanan varsa rüyasından uyanmak için acele etsin çünkü fırtınaya çıplak yakalanabilir.
İnsanoğlu en büyük sınavını veriyor ve sınavın soruları gitgide zorlaşıyor ve belli ki 2012’de (ve sonraki 3-5 yılda) sınavın en önemli sorularını çözmeye çalışacağız.
Bu fırtınalı denizi aşmış olsak bile bu yolculuk bizi çok değiştirecek, yaşam tarzı dediğimiz şeyin büyük bölümünü değişime uğratacak. Kaybetmeden değerini bilmediğimiz olgular var, hatta çoğu değeri kaybetmeden anlayamıyoruz. Bu yüzden gereğinden fazla bağlandığımız alışkanlıklarımızı ve bizi körleştiren/köleleştiren nelerimiz varsa (para, insan, yüzeysel cinsellik, yeme-içme, eğlence… adını siz koyun) bunlar elimizden su gibi kayıp gitmeli. Gidecek ki meselenin özüne inebilelim.
Bu şu an dünyamızda birçok yerde oluyor zaten fakat bilmeyen, anlamayan kalmayacak şekilde (birlik bilinci) yayılacak bu “biliş” ve böylece uzuuun bir sessizlik eşliğinde, bulutların arasından göz kırpan güneş ışınlarının göz kamaştırması gibi “ayacağız” meseleye.
Bilinç dalgasının tepe noktasını gören, bilen ve o uçta sörf yapanlar belirleyecek yönümüzü; iyi ya da kötü. Ve umuyorum ki gezegen nüfusunun daha büyük çoğunluğu çok daha güzel, barış kokan, eşitliğin ve kardeşliğin hakim olduğu, açgözlülüğün bittiği, doğayla teknolojinin doğru biçimde biraraya geldiği bir gelecek vizyonuyla nefes alıp veriyor olacak tam o kırılma noktasında.
Ve diliyorum ki herkes bütün cesaretini toplayıp sevgisinin peşinden yürüyebilsin, doğru bulmadığı ortamdan uzaklaşabilsin, sonsuzluğun çağrısını duyabilsin, -gereğinden fazla- tüketimi durdurabilsin, yaptığı her işte, yürüdüğü yola kalbini koyabilsin.
Yaşamı ve sizleri seviyorum; sonsuzluğa, tek ve sonsuz yaratana tapıyorum, doğaya-gezegenime aşığım, uzayda gezebilmeyi arzuluyorum, boyutları öğrenmek, diğer insanlarla-ırklarla tanışmak, onlardan öğrenmek-öğretmek istiyorum, çocukların saf enerjisine hayranım, yaşam-ölüm döngüsü önünde diz çöküyorum ve ben varım! Öyleyse en iyi dostum ölümdür!
Sevgiyle, sevdiklerinizle kalın, sonsuzluk olun!

Nelerin değişeceğiyle ilgili öngörülerim, hislerim şöyle:

  • Ufak, kendine yetebilen komünler halinde yaşam yayılacak.
    – Gezginlerin sayı…sı gün geçtikçe artıyor; insanlar herşeyini geride bırakıp gezmeye başladıkça evrenselleşecek ve kültürler tek bir dünya kültürü haline gelene kadar birbirleri içerisinde eriyecek.
    – Sanat ve üretim demokratikleşecek (bu zaten oluyor), herkes ürettiği değere göre dünyada yerini bulacak, parasının miktarına veya elindeki “maddi güce” göre değil.
    – Evler ve ufak yerleşimler kendi enerjilerini, besinlerini ve sürdürülebilir ekonomik değerlerini üretebilecek şekilde evrimleşecek.
    – Modern tıp enerji tabanlı tıpla bütünleşecek, doktorlar evrensel niyetin (kuantum düşüncenin) önemini içselleştirecek ve enerji ve nefes çalışmalarıyla tıbbi çalışmalar aynı çatı altında birleşecek.
    – Organların yenilenmesiyle ve nakliyle ilgili büyük ilerlemeler olacak fakat bir yandan da insanlar yaşam tarzını sadeleştireceği için hastalık oranları düşecek, yaşam kalitesi artacak, yaşam süresi uzayacak.
    – Eğitim sistemi “yeteneği keşfetmeye odaklı” hale gelecek, sanat ve ilk elden hayat deneyimi ağırlıklı eğitim-öğretim sistemi oturacak. Okullar çok daha büyük bir sistemin parçası olmaktan çıkıp komünler kendi bireylerini eğitmeye odaklanacaklar.
    – Tüketim sistemi, yerini karşılıklı paylaşım sistemine bırakacak. Global çapta takas mekanizmaları gelişecek.
    – Büyük tekeller parçalanacak ve yerini ufak çaplı yerel üreticilere bırakacak. Alışveriş ve takas sistemleri internet üzerinden işleyecek ve herkes kendi ürettiği “değeri” dünyanın öteki tarafına gönderebilecek (Bu da zaten olmaya başladı).
    – Irklar devam edecek fakat sınırlar kalkacak, gen havuzu çorbası artık kaynıyor. Dünyanın her köşesi her ırktan insana ev sahipliği yapacak. Bu madden gerçekleşti, bilinç olarak sabitlenmesi gerekiyor sadece.
    – Hiçkimse hiçbirşeye sahip olmayacak, zaten bunu da istemeyecek çünkü herkes herşeyin sahibi, herkes herkesin kardeşi olacak!
  • Ersin Koç

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir