Yeni Enerji ve Zihin

05 Ekim 2009

Ustalık (Yüksek lisans) eğitimi 1′ e devam:

Kendi deneyimime, ve aynı zamanda sizlerle çok yoğun bir biçimde çalışmama dayanarak söyleyebileceğim tek şey, bu Yeni Enerjinin – onun çok, çok güçlü olduğudur. O çok, çok saftır. Zihninizi darmadağın etmenin yoluna sahiptir, diyeceğim. O zihinle pek bağdaşmaz. Bunu tam olarak anladık.  Ve ona baktığım zaman, zihninizle pek bağdaşmaması da bana çok mantıklı, ya da doğal geliyor. Sizin zihniniz bir Eski Enerji aracıdır. Tekrarlıyorum, biz bu Şaudlarda zihinle ilgili uzun uzadıya konuştuk, ama zihniniz titreşimsel enerjiyi alıp onun kalıplarıyla çok dikkatlice çalışmıştır. Zihniniz bunda kalıplaşmıştır.

Yeni Enerji zihinle hiç bağdaşmaz. Zorluklardan biri de, zihninizden çıkacak kadar kendinize güvenmek olacaktır. Ve işte bu, binlerce ve binlerce yıl boyunca Gizem Okulları’nda ve birlikte gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda konuştuğumuz tanrısal prensiplere gireceğimiz noktadır. İnsan zihnini aşacağız; tanrısal zihine dalacağız. O farklı iş görür. Yargı kullanmaz, ve sizin analiz dediğinizi kullanmaz, ve düz mantık ya da hiyerarşik mantık kullanmaz.

Tanrısal zihin merhametli, onurlandırıcı, basit bir sistemdir, oysa insan zihni çok karmaşık olmaya yatkındır. Kendi karmaşıklığından gurur duyar. Akıllı insanlar çok karmaşık insanlar olmaktan hoşlanır, ama er ya da geç çok ruhsuz, sıradan, çok etkisiz insanlar olurlar.

Böylece size burada, kabul ettiğiniz üzere, tanrısal zeka ile, tanrısal zihin ile, adına her ne demeyi seçiyorsanız, çalışmaya başlamanız için meydan okunacak. Ama o  sizindir. İnsan zekasının ötesine geçer. Bir veri tabanı değildir, geleceğe bakarken kendini geçmişe göre değerlendirmez. Tanrısallık bunu hiç yapmaz. Tanrısallık çok basit bir prensibi bilir: Tüm yaradılışın başından sonuna herşey yolundadır.

Yani tanrısal zihin çok güvenen bir zihindir. Tobias’ın sözleriyle – “Farketmediğini” anlar. Muhafaza etmek yerine keşfetmek ister, ve bu, bazılarınıza meydan okuyacaktır. İnsan koşullarınız ve zihniniz, güvence, koruma ve güvenlik peşindeyken, Yeni Enerjiyle birleşik tanrısallık ise gerçekten bunu umursamaz. Böylece, insan benliğinizin “Koru beni, kurtar beni” diye avaz avaz bağırdığı zamanlar olacaktır.

Hemen şimdi anlayın ki, tanrısallık umursamaz. Herhangi bir şeyi korumaya ihtiyacı yoktur. Bu, yapay bir inançtır. Sizi neye karşı korusun? Zaten içinizde olan sevgiye karşı mı? Gerçekten zaten içinde bulunduğunuz yükseliş halinden mi, siz yalnızca oraya ulaşma halini deneyimliyorsunuz. Herşeyin kendi mükemmel varoluş halinde olduğu gerçeğinden mi? Çok uzun zaman önce ekilen ve ona göre davranılan tüm bu inanç sistemini, yani bir karanlığın ya da başka bir gücün sizi ele geçireceği inancını aşmak zamanıdır. Bu inanç iş görmez. Türlü girişimler oldu – siz başkalarıyla birlikte, onlar da sizinle birlikte (girişimlerde bulundunuz) – bu iş görmez.

Bir başkası tarafından tüketilemezsiniz. Bir gerçeklikte kapana kısılamazsınız. Siz gerçekten egemen/mutlak varlıklarsınız. Yani kesinlikle kaygılanacak bir şey yok, ve bu koruma ve kuvvetlendirme ve muhafaza etme anlayışı – sizi gerektiğinden çok daha fazla zorlukla ve hayal kırıklıklarıyla ve meydan okumalarla karşı karşıya bıraktı.

İlerlerken

Biz, burada, Dünya’dayken Ruh’un özgür doğasını araştıracağız. Şimdi bu, ilerlerken, eski Gizem Okulları’na göre oldukça farklı yaklaşacağımız bir şey olacak. Eski Gizem Okulları’nda biz içimizin  bazı kapılarını – Atlantis zamanından beri kapalı olan kapıları – açmak peşindeydik. Kendi içimize, kendi ruhsallığımıza ve gizemlerimize bir göz atmanın peşindeydik. Ama bunu genellikle dünyayla ilişiğini kesmiş bir yerde yapardık – gizlice o yere giderdik – ve bunu genellikle insan halimizi aşarak ya da insan halimizden çıkarak gerçekleştirirdik.

Bu, her birinizin kapılar açmasına izin verirdi, ve içeriye giden bu kapılardan bazısını açtığınızda, orada saklanmış bazı şeytanlar sizi alt üst etti. Eskinin Gizem Okulları’nda şeytanlarınızla yüzleşmek, karanlığınızla yüzleşmek, eski karmanız diyeceğiniz şeyle, yaptıklarınızla yüzleşmek, birçoğunuzda travmatik deneyimlere neden oldu.

Ama gerçekleştirilen bazı güzel şeyler de vardı. Kapıların bazısını en sonunda açmıştınız. Kendinizin bir mistik yanı olduğunu, sadece bir insan olmaktan çok, çok daha fazlası olduğunuzu nihayet anlamıştınız. Tanrı’nın inayetini yeniden kazanmak uğruna bir merdiven tırmanmaya çalışmıyordunuz. Dünya’da yaşamanın, günbegün sıradan alışkanlıkları yaşamaktan çok daha fazlası olduğunu anlamaya başladınız.

Böylece, Gizem Okulları’nda gerçekleştirdiğimiz çalışmanın böyle büyük bir yararı oldu. Şimdiyse biraz farklı olacak, çünkü biz bu içsel kapıların bazısını açmaya devam edeceğiz. Biz bunu çakraları açarak, kendi içinizde enerji kapıları açarak, ve, ah sevgili Tanrım, dünyanın geri kalanında enerji kapıları açarak gerçekleştirmeyeceğiz. Bunu spiritüel amatörlere bırakın. (kahkahalar) Biz, gerçekten… sizi harekete geçirmeye bayılıyorum. (Adamus kıkırdar)

Bu arada, Cauldre ve Linda’yla peşinen birkaç uzun konuşma yapmam gerekti. Evet, bazı rahatlık (rahat olma, yayılma) düzeylerini zorlayacağım. Doğrusu, onların rahatlık düzeylerini zorlayacağım. Birazdan öyle taleplerim olacak ki – Linda’yı değil ama Cauldre’yi kesinlikle – zorlayacak.

Şimdi sevgili Şambra, bu, Dünya üzerinde yeni bir zamandır ve şimdiye kadar olmuş en heyecan verici zamanlardan biridir. Bunu tüm çevrenizdeki dünyada görebilirsiniz. Yeni Enerjiyi içimize getirmenin, zihnin ötesine geçmenin, tanrısal ve mistik olup da hâlâ insan biçiminde olmanın nasıl bir şey olduğunu araştıracağız. Şimdi bu, İsa’nın yaptığı gibi suyun üzerinde yürüyeceğiniz türden bir şey olmayacak. Bazılarınızın içinde bu arketipsel enerji yapılanmış halde. İsa gibi olmak istiyorsunuz. Arkadaşları, komşuları, akrabaları ve müritleri etkilemek istiyorsunuz. (kahkahalar) Ama Yeshua’nın ne hallere düştüğüne bir bakın! (yoğun kahkahalar) Bu o kadar da iyi bir şey değil.

Böylece bizim buradaki amacımız ortaya çıkıp da başkalarını etkilemek değil, ama garip bir şekilde, evet öyle (de aynı zamanda), çünkü onlar sizde çok farklı bir şey görecekler. Gerçi şimdiden görüyorlar ama, şu anda sahip oldukları o alaycı ve kuşkucu tutumun ötesine geçecekler. (kahkahalar) Bakın, onlar aslında sizin dönüştüğünüzü anlıyorlar. Farklısınız. Bundan hoşlanmıyorlar. İnsanlık bundan hoşlanmaz. İnsanlar… insanlar, gerek bireysel olarak ve sonra da kolektif olarak herşeyin aynı hızda ve aynı kalıplar içinde hareket etmesinden hoşlanır. İnsanlar rutini (sıradan alışkanlıkları) sever. İnsanlar kısıtlılığı sever. İnsanlar bir başkasının çok ilerde olduğunu görmekten hoşlanmaz – yalanıp yutulacak kadar ilerde olmasını isterler (kahkahalar), ama diğer herkesi aşacak kadar değil.

Ve insan zihni, insan hali çok programlanmıştır, çok, çok programlanmış. Programlama, bildiğiniz gibi, Atlantis zamanlarına kadar uzanır ve şu anda da sürüyor. Biz bunun ötesine geçeceğiz, ve biz apaçık, aşikâr olanın ötesine geçeceğiz. Bakın, şu anda Dünya’da hakim olan inanç, bir yaratıcı olmamaktır, ya da bu örtücü-katman hakimdir. İnsanlar, hükümetler, şirketler, yaratıcılardan hoşlanmaz. Belki arada bir bu kelimeyi kullanırlar ama, aslında hoşlanmazlar. Onlar, başkalarının peşinden giden ve kurallara bağlı, konformist insanlardan hoşlanır. Biz, sevgili Şambra, baş kaldıranlar olacağız.

Adamus

3 Yorum

  • Harun 05 Ocak 2012, 16:40

    We are not human beings having a spiritual experience. We are spiritual beings having a human experience.

  • film izle 08 Ekim 2009, 12:17

    güzel bir yazı daha çok beğendim…

  • Sevgi Yiğit 05 Ekim 2009, 20:07

    Bir yorumumda ” bilinçsiz yaratıcılardan,bilinçli yaratıcılara evriliyoruz” yazmıştım. Adamus ile aynı fikirdeyiz :))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir