Yeni Dünya

03 Kasım 2008

Öyle bir yer olsun ki yaşadığım yer;
Göz alabildiğine yeşil ve mavi
Kelebekler de tabii, gökkuşağı renginde
Vücudum bana ağır gelmesin,
Sürüklemeyeyim onu ardımdan.
Her neyi beğenirsem ona
Konukluk edeyim bir süre
Bazen bir ağaca, bir tavşana
Ya da bir adamın içine
Taşınayım.
Oh ne güzel dünya
Kira yok, kontrat yok.

Aşk olsun yine yapıştırıcımız
Dirimin sevinci, annemin şefkati
Çocuklar hepimizin olsun
Binalarımız büyülü taştan
Kendiliğinden ışıyan.
Vivaldi çalsın, ya da Shopen
Yumuşak bulutlardan dökülsün mısralar
Yağmur gibi ıslatsın ruhumuzu
İçimizden çiçekler fışkırsın
Dokunarak, koklaşarak ve öpüşerek
İletişim kuralım, bizden önce
Renklerimiz erişsin gideceğimiz yere.

Dallarda rengarenk kokulu meyveler
Yalnızca istediğimiz işleri yapalım
Yakınlaşan yıldızları seyredelim
Jüpitere gidelim, yıllık iznimizde
Zaman öyle yavaşlamış olsun ki
Biz hiç fark etmeyelim eskiyeni
Geceleri bahçede ateş yakıp sevişelim
Midelerimiz küçülsün, yemek için
Meyveler yetsin, tükenmeyen
Dallarında.
Bir daha ASLA biriktirmek
Zorunda kalmayalım.

Can kulağı ile dinleyelim
Bilgelerimizi, söyleşelim nazikçe
dokunalım ruhlarımıza
En nadide mücevhermiş gibi.
Birleşik olmanın hazzına varalım
Amacımız vermek olsun
Daha çok verebilmek için seyyah olalım
Evrende, ihtiyacı olan yerler bulalım.
Kahkahalar ve cıvıltılar içinde
Yaşam sonsuzca uzatılmış
Kendini verme duygusu
Coşkulu ve dingin bir orgazm olsun.

Sa

02.03.04
***   Uçacağız kuş sürüleri gibi
Rüzgar yanağımızda olacak
Konacağız denizin üzerine
Islağı ayağımızda

Gökkubbe yaklaşmış, rengarenk
Hafif jöle kıvamında
İstersek dokunacak, istersek
Yıkanacağız içinde.
Kiminin şiirleri, kiminin şarkıları
Duyulacak yağmur çiselerken
Vecd içinde dinleyeceğiz kendimiz olanı
Eksik bir parçamız olmayacak artık
Tam ve bütün olacağız
Her şeyimizle.

Bulutlardan resimler, heykeller
Yapma sırası bekleyeceğiz
Her gün başka bir gök yüzü
Seyredeceğiz.
Midyeler, şeytan minareleri toplayıp
Okyanusların müziğini dinleyeceğiz.
İstersek onlara taşınıp, bestenin
Kendi olacağız.
Öğretmenlerimizin izinde, yeni
Dünyalar yaratacağız sırf oyun olsun diye
Çalışıp çabalayacağız.
Eserlerimizi yarıştıracağız
Ve her zaman başkasının eserine
Aşık olacağız.

En güzeli de yunuslarla sohbet olacak
Bitmez tükenmez hikayeler anlatacaklar
İnsana ve aşka dair
Çok şey öğreneceğiz onlardan.
Dalgalardan heykeller oyacağız
Bu sebeple deniz de her yeni gün
Başka bir deniz olacak.
Kendimizi bir adak gibi sunacağız.
Kelimelerin keskinliğine kulak asmayacağız
Gönülden gönüle rengarenk bir
Musikiyle konuşacağız.
İçimizden geçen dışımızda
Ve anında vücud bulacağından
Ağaçları kesmeyeceğiz artık
Kağıtla işimiz kalmayacak.
İçimiz ve dışımız karışıp gidecek
Derin ummana.

Sa

02.03.04

2 Yorum

  • Sibel 08 Nisan 2016, 09:04

    Bunları yapmak, yaşamak pek de zor görünmüyor hatta öyle ki bir süre sonra basit ve tekdüze hissetmek bile mümkün 🙂

  • ..Endless.. 07 Nisan 2016, 10:12

    09.02.1998

    Keşke!.. Sonsuzluğa uzanan bir okyanusun orta yerinde yalnız bir kayık olsaydım. Bir başıma ve sadece kendimle. Dalgalar dostum, yunuslar sırdaşım olsaydı. Bir martı konsaydı omuzlarıma, açılı verseydik onunla sonsuzluğun denizine. Kürek çekseydim ebediyen. Omzumdaki güzel martıyla konuşarak, tatlı sesini dinleyerek gezdirseydim kayığımı…
    Keşke!.. Sonsuzluğa uzanan bir çölün ortasında açan bir gül olsaydım. Esen bir meltemle birlikte gezdirseydim kendimi diyar diyar. Sonra dursaydım bir tepenin ucunda. Seyretseydim ileride uçan kuşları, açan çiçekleri, yeşeren ağaçları… Her bir kum tanesiyle dost olsaydım ve şarkılar söyleseydik haykırarak…
    Keşke!.. Sonsuzluğa uzanan dağların yüksek tepelerinden doğan bir güneş olsaydım. Parlatsaydım her tarafı ışıl ışıl. Minik bir çocuğun gülücüklerinde bulsaydım kendimi. Masum, temiz ve sevgi dolu yüreğinden el sallasaydım trenlere. Yaşlı bir ninenin buğulu gözlerinde hayatın çizgilerini görseydim…
    Keşke bu basit ve tekdüze hayattan kurtulsam. En basiti, sabah uyandığım zaman gözlerdeki parıltıyı görmek istiyorum. “Günaydın” demenin zevkini tatmak. Kalktığım zaman bugün ne yapacağım diye düşünmemek. İstediğim zaman alıp başımı gidebilmek, caddelerde dolaşmak, parklarda salıncaklara binebilmek, bir kafede oturup çayımı yudumlamak, martılara ekmek kırıntıları verirken sigaramı tüttürmek istiyorum huzurluca. Neden diye sormadan ağlamak istiyorum. Niçinleri ortadan kaldırarak yaşamak…
    G.K.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir