Yeni diziler, kurgular

06 Eylül 2012

Dün kendime tatil verip Alphas dizisinin üç bölümünü izledim. Dizi hakikaten Heros, Levarage, touch, Alcatraz, Lie to me dizilerinin harmanlanmışı gibi görünüyor. Henüz yerini tam belirlememiş olabilir, fakat fantastik sınıfında yer alamayacak kadar eril bi yapılanması var bu sebeple Heros’a rakip olamayacak. Hatta daha Bilimkurgu bile değil tam olarak. Bakalım zaman içinde senaristler nasıl bi yön çizecekler. Dizideki psiyatrist daha önce başka bir dizide daha bu rolü oynamıştı, öyle hatırlıyorum galiba bu rol onun üstüne oldukça iyi oturmuş 🙂

*

Dün öğle saatleriydi annem arayıp heyecanla “nhemen Starı aç bizim dizi başladı” dedi. Tamam deyip açtım. Fakat bu BİZİM lafına gülmekten ilk bi kaç dakikaya pek odaklanamadım. Annemle ilk kez bizim dizimiz oldu. Hangi dizi olduğunu bildiniz değil mi, Türkiyede ilk 40 dklık dizi denemesi Çıplak GerçekDizisi.Geçenlerde bu diziyi izleyemeyelim diye pazar gecesi 23 e koyduklarından şikayet etmiştim. Dizi daha emekleme safhasında bi bebecik ama iddiasızlığı ve biraz hızlılığı ile diğer ağlama duvarı üçer saatlik dizilere bi alternatif gibi görünüyor. Eğer bunu desteklersek büyüyüp serpilecektir. Didaktiklikten kaçınmalarını ve izleyicinin acıma hislerine sığınmayı bırakırlarsa neden olmasın. Annem bile bu diziyi bulup çıkarıp bana da haber vermişse demek ki mmevcut sistemden bıkkınlık diz boyu demektir 🙂

*

Büyük bir yunus körfezin içine doğru tek başına yüzdü geçti bi saat kadar önce, onun dönüşünü bekliyorum şimdi, belki yine bize yakın geçer. Deniz çok durgun rüzgar kesildiği için her kıpırdayan şey görülebiliyor gerçi Karabataklar gözü aldatıyor. Böyle büyük ve kıpırtısız görmek denizi her zaman aklıma Solaris geliyor.
Çok başarılı yazarlar arasında gördüğüm Lem,i tanımıyan varsa diye:

1921 yılında Polonya’nın Lwow kentinde doğdu. Tıp öğrenimini İkinci Dünya Savaşı’nda ülkesi Alman işgaline uğrayınca yarıda bıraktı. Savaş yıllarını otomobil tamirciliği ve kaynakçılık yaparak geçirdi. 1946’da Kraków’a yerleşti ve tıp eğitimini tamamlayarak doktor oldu. Aynı yıllarda şiir yazmaya ve bilimsel yöntem üzerine kuramsal araştırmalara başladı. Lem, 1951 yılında, daha sonra kendisini dünya çapında üne kavuşturan bilim-kurgu türünde yazmaya başladı. Yazarın başyapıtı sayılan Solaris, ünlü Rus yönetmen Andrey Tarkovski tarafından sinemaya da aktarıldı.

*

Öneri üzerine Sanctuary dizisinin ilkdört bölümünü izledim, güzel bir konu seçmişler ama henüz ham görünüyor fakat ilerledikçe olgunlaşabileceğini de düşünüyorum.
Sancuary’nin 5.bölümü, Solarisle 10 küçük zenci arasında tay tay duruyor 🙂

*
Lame Deer’in işaretlediğim yerlerini çözümlüyorum, bir yandan da Rüya görme Sanatını yeniden okuyorum, şu aralar elimde çok güzel kitaplar da var ama kitap için alt yapı çalışmalarını da birlikte sürdürmem gerekiyor. Jung’un Red Book’unu bitirmek üzereyim. Tabi yorucuydu biraz bu ama araya Ursula hemşiremizin iki kitabı girdi ve adeta pınar suyuu içmek gibiydi 🙂

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir