Yaşayan’ın anıları-4

04 Ocak 2012

Yine uyandım, yine yaşıyorum 🙂 Bu harika.

Küçükken (3 gün önce 31 Aralık gecesi) gördüğüm bi rüyadan minik bi sahne hatırladım. Çok güzel bir erkek sesi beni şahane bi oteli gezdiriyor ve tanıtıcı bilgiler veriyor. Derken bi kapı açıyor içeri giriyorum, iki metreye bir metre gibi yerler taş bomboş basit bi yer. O ses buranın bi tuvalet olduğunu istenirse banyo da yapılabileceğini söylüyor. Ortalarda hiç bi tuvalet deliği ya da en azından bi gider deliği yok! Kendimi sağ tarafa doğru çekiyorum güya banyo olması gereken yere. Orada da sadece alçak bi basamak var aynı taşla kaplı. Başka hiç bişey yok. Ben bu anlamsızlığı çözmeye çalışırken adam duvar dibinde bi kırmızı düğmeye basıyor (kendi yok herhalde sesi bu işi yapabiliyor!), birden ortada taşın üzerinde aperatif yiiyecekler beliriyor. Ben artık buna dayanamayıp tuvalette yiyceğin ne gereği olur ki diye söyleniyorum. O ses de şöyle cevap veriyor: “otelimiz çok lükstür, her opsiyona yer verilmiştir. Kullanıp kullanmamak müşterilerimizin insiyatifidir
Bişey anladıysam ne olayım, rüya dersleri almış büyüklerimin dikkatine sunuyorum.(yaşayan)

HA:hayır olsun bebiş:) şimdi sen bulunduğun hal itibariyle oyun hamuru gibi bişisin ya. biz büyükler rüyalarda ev görünce ona kişilik diyoruz, yani oyun hamurunun şekil verilmiş ve fırında pişirilip sertleşmiş hali diyelim rahat anlayabilesin …diye..ama oteller evlerden daha farklıdır.gelip geçilir, gidilir, fazla kalınmaz..şimdi sen de bebişsin ya, hamuruna en uygun mekan otel gibi düşünebiliriz..sen şimdi öyle bi yerdesin ki çok kalmayacaksın orda, ha bir de pek güzel ve lüks bi yer.ultra herşey dahil.içindeki en bi bilen abi sana biraz anlatıp gezdirmiş.sen akıllı bebişsin.eminim o otelin tüm olanaklarından çıkış yapacağın güne kadar faydalanacaksındır.öpüyorum miniş burnundan:)

Yaşayan: ama bu nasıl tuvalet?

HA:biz büyükler için bi tuvalette gider olması şart tabi..çünkü biriktirdiğimiz çok fazla atığımız oluyor. ( mecazi anlamda söylüyorum bebiş ) ama sana gezdirdikleri o otel sanırsam bebişler için sadece.yada daima bebiş kalanlar için:) bebişlerin duygusal vs atıkları olmaz diye düşünüyorum..belki de ondan bi gideri de yok ordaki tuvaletin.

Yaşayan: Teşekkür ederim annişciğim, öğrettiklerin benim için çok değerli. Galiba sana soruyu sorduğumda cevabı anlayıverdim (içime doğdu)

HA: elbette anlayacaksın.senin tüm soruların yanıtlarını hatırlama mesafen bizden çok kısa:)

Yaşayan: beni değerli kılman hoşuma gitti annişcim, sevildiğimi hissettim

**

İki gündür yerlere bi 20 tl düşüyor. (Bana göre yeşil bi kağıt) Annişlerden biri onu alıp kaldırıyo ama sonra yeniden masanın üzerinde beliriyor. O kaldırdıkça başka bi yerde yeniden beliriyo. Bunun ilginç bi şey olduğunu söyledim annişe (içimden herkesle konuşabiliyorum-bıngıldak avantajı sanırım). Anniş beni ciddiye aldı ve yeşil kağıdı alıp her köşesini inceledi. Orada ilk kez varlığından haberi olduğu bi adamın resmi vardı. Altındaki ismi okudu: Mimar Kemaleddin. Sonra onu araştırdı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Mimar_Kemaleddin Bana sorarsanız ne olduğundan habersizim. Hoş bi amcaya benziyo. Belki sayısız babalarımdan biridir.(Yaşayan)

Ünlü insanların çoğunun geçemediği sınırda ölmüş. Çok genç 🙁

**

Fizik bedenimin büyümesinden sorumlu annişim (bi sürü annişimden biri), az önce bana harika bi kahvaltı hazırladı. Ona acıktığımı söylemeden hiç bişey yapmaz. Taze portakal suyu, dil peynirli küçük bi tost, iki ceviz, birazcık da filtre kahve. Evet bunları ben istedim, o da hazırladı alllah razı olsun (çünkü ben razıyım). Tek anneli, insan kadından doğduğum zamanla ne kadar büyük bi fark var. O zamanki annem bilim dinine inanıyordu. Bi profesör bilim amcanın yazdığı kitaba göre beni büyütmüştü. Bana ne istediğimi ya da istemediğimi hiç sormazdı. Ben acıktığım için çok ağlardım, annem de benimle bazen ağlardı ama yine de yemeğimi veremezdi çünkü prof bilim amca hangi saatlerde ne yiyeceğimi tayin etmişti bi kere. Ona karşı gelinemezdi. Tanrıların dışarda bi yerde olması şimdi kulağa ne kadar garip geliyor!
Herşey ne kadar değişti, bi de şimdiki durumuma bakın. Gerçekten çok şanslı bi bebeğim. Beni anlamaya ve dinlemeye çalışan büyüklerim var. Gerçi hala soru soramıyorlar ama herhalde her şeyin bi vakti zamanı var. (Y)

**

Doğmadan önceki son yıllarımda, birey olma halini kaybetmeden birleşik yapılar nasıl kurulabilir diye ne çok araştırdım, düşündüm ve gözlem yaptım. Fakat bunun yolunu bulmuş olabileceğini düşündüğüm denemelerin izini sürdüğümde beklentimle ilgisinin çok az olduğunu da görmüştüm. Yine de son ana kadar ümidimi kaybetmedim çünkü o zamanki ben başarısızlığa inanmıyordu, sadece denemeler vardı ve bunlardan hepsi başka bi şeye çıkardı. Böyle bakıldığında hedef önemsizleşiyordu zaten. Fakat içimde hala birleşik bir yapı oluşturabilme imkan ve ihtimali minicik bi tohum olarak kalmıştı.

Oysa doğduktan sonra sadece bu fikir değil, bu fikir doğrultusunda yapmış olduğum herşey gülünç geliyor. Sebebi ise inanılmaz derecede basit: Biz zaten birleşik haldeyiz! Kişilerin bundan haberi olsun ya da olmasın hiç fark etmiyor. Hatta birey bilincinin oluşup oluşmaması bile birleşikliğin kaçınılmazlığını etkilemiyor. Bunu şu an her şekilde görüyorum. Daha önce nasıl bir şey bekliyor muşum ki senelerce? Şaşkınım doğrusu.

Bugün çok çabuk uykum geldi, iyi geceler büyüklerimmm.

Bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir