Yansımalar

04 Ocak 2013

Penrose merdivenleri gibi.
Sonsuz merdivenler.
Gördün mü?
Yanıltıcılar. İşte bunun gibi
kapalı döngü merdivenler…
…yarattığın dünyanın
sınırlarını gizlemekte yardımcı olur.
Peki bu katmanlar
ne kadar büyük olmak zorunda?
Bir binanın tek bir katından tut da
komple bir şehre kadar her şey olabilir.
Ancak yeterince karmaşık
olmalılar ki…
…kendimizi yansımalardan
koruyalım.
– Bir labirent
– Evet, bir labirent.
– Hatta labirentten daha iyisi.
– Yani, yansımalar bizi yakalamadan…
…daha fazla zamanımız mı olur?
– Kesinlikle.
Bilinçaltım oldukça
sakin görünüyor.
Huysuzlaşana kadar bekle.
Hiç kimse, birinin zihni ile
çevreyi değiştirmesini hoş karşılamaz.
Cobb artık tasarlayamıyor, değil mi?
Yapıp yapamayacağını bilmem
ama yapmaz.

*

Fikir bir virüs, bir parazit gibidir.
Çok bulaşıcıdır. Ufacık birfikir çok büyük bir hâle gelebilir.
Büyüyerek seni ifade edebilir ya da yok edebilir.
En ufacık bir fikir,”Dünyan gerçek değil” gibi mesela…
…her şeyi değiştirir.
Dünyandan, neyin gerçek olduğundan çok eminsin.
Sence o da öyle mi?

*

Beynimizin gerçek kapasitesininçok az bir kısmını kullandığımız söylenir.
Uyanıkken böyledir.
Uykudayken zihnimizinyapamayacağı bir şey yok gibidir.
Ne gibi?
Bir bina tasarladığını düşün.
Her cephesini düşünerek oluşturursun…
…ama bazen sanki kendiliğinden oluşmuş gibi hissedersin.
– Ne demek istediğimi anlıyor musun?- Evet.
– Sanki keşfediyormuşum gibi olur.- İçine doğmuş gibi değil mi?
Rüyadayken zihnimiz sürekli bunu yapar.
Yarattığımız dünyayı eş zamanlı olarak algılarız.
Zihnimiz bunu öyle iyi yapar ki farkına bile varmayız.
Bu da o sürecin ortasına girmemize şans tanıyor.
– Nasıl?- Yaratıcılık kısmını devralarak.
İşte burada sana ihtiyacım var.
Hayal dünyasını yaratacaksın.
Özneyi o rüyaya sokacağız…
…ve bilinçaltı o dünyayı kaplayacak.
Gerçek olduğunu düşünmelerini sağlayacak kadar detayı nasıl yaratacağım?
Rüyadayken gördüklerimiz bize gerçek gibi gelir değil mi?
Ancak uyandığımızda bir tuhaflık olduğunu fark ederiz.
Bir şey sorayım. Rüyanın başlangıcını hiç hatırlamazsın değil mi?
Olup bitenin ortasında bulursun kendini.
– Sanırım evet.- Peki buraya nasıl geldik?
Şeyden geldik…
Düşün Ariadne, buraya nasıl geldin?
Şu an neredesin?
– Rüyada mıyız?- Şu anda eğitim programındasın.

inception’dan alıntılar

*

“Bu gerçek mi” diye sormanın modası geçiyor, şimdi “Hoşuna gidiyor mu?” zamanı, değilse değiştir! sa

Bilinçaltına sakin olmasını söyler misin?
Bilinçaltımı kontrol edemem unuttun mu?

Bir de bunu kontrol edebilselerdi batı dünyası, çok isterdiler ama mümkün değil çok şükür. Yoksa evrenimiz grönland gibi donuverirdi!

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir