Vakfın Hikayesi

04 Haziran 2014

VAKFIN HiKAYESi
1941 yılının l Ağustosunda 21 yaşında genç bir delikanlı iken Columbia Üniversitesi Kimya bölümünden mezun olmuştum ve üç yıldır da profesyonel olarak bilim-kurgu yazıyordum. O zamana kadar kendisine beş hikaye sattığım, “Hayret Verici” adlı kitabın editörü John Campbell’i görmek için sabırsızlanıyordum. Aklıma gelen bir bilim-kurgu öyküsü hakkında fikrimi ona açmak hususunda tereddüt ediyordum.
Galaktik İmparatorluğunun çöküşünü anlatan geleceğe yönelik tarihi bir roman yazmayı düşünüyordum. Heyecanım arttıkça Campbell gözümde büyüyor ve içimdeki hırs alevleniyordu. Campbell tek bir hikaye yazmamı istemedi. Birinci Galaktik İmparatorluğunun çöküşü ile İkinci Galaktik İmparatorluğunun yükselişi arasındaki yüzyıllarca süren huzursuzluğu baştan sona anlatan bir dizi hikaye yazmamı istedi. Bu hikayeler Campbell ile benim beraberce görüşüp tartıştığımız psikotarih bilimi ile geliştirilecekti.
İlk hikaye Mayıs 1942’de “Hayret Verici” adıyla yayınlandı ve ikincisi de 1942 yılının Haziran sayısında basıldı. Hikayeler çok kısa zamanda popüler oldu ve CampbelTin direktifi ile 1950 yılından önce altı hikaye daha yazdım. Bunlar da meşhur oldu. Bu hikayelerden ilki sadece on iki bin kelimelikti. Son üç hikayeden her ikisi elli biner kelimeden oluşuyordu.

Kırklı yılların bitmesine doğru hikayelerden bıkıp onları bıraktım ve başka şeylere yöneldim. Mamafih o zamana kadar muhtelif yayınevleri ciltli bilim-kurgu kitapları yayınlamaya başlamışlardı. Bunlardan birisi de yan profesyonel küçük bir firma olan Gnome Yayınevi idi. Yayınevi, “VAKIF1 dizilerimi üç ciltte yayınladı: Vakıf (1951); Vakıf ve imparatorluk (1952) ile İkinci Vakıf (1958). Bu üç kitabın bütünü Vakıf Triolojisi olarak anılmaya başlandı.
Gnome yayınevinin reklam ve tanıtma için harcayacak parası olmadığı için kitaplar başarılı olamadı. Onlardan ne bir yazı ne de kitaplar için para alabildim.
1961 başlarında, o zamanlar Doubledaydeki editörüm Ti-mothy Seldes, yabancı bir yayıncıdan Vakıf kitaplarını yeniden yayınlamak için bir talep geldiğini söyledi. Bu kitaplar Doubleday’m malı olmadığı için Seldes, bu talebi bana iletti. Omuz silktim. “İlgilenmiyorum, Tim. Bu kitaplardan telif ücreti almıyorum” dedim.
Seldes dehşete düştü ve derhal kitapların yayın hakkım (o zamanlar can çekişmekte olan) Gnome’dan almak için işe koyuldu ve o yılın Ağustosunda kitaplar (“Ben”, “Robot” ile birlikte) Double-day malı oldu.
O andan sonra “Vakıf dizileri yükseldi ve sürekli artan telif ücretleri getirmeye başladı. Doubleday Triolojiyi tek bir ciltte yayınladı ve Bilim-Kurgu Kitap Kulübü vasıtasıyla dağıtımını yaptı. Bu şekilde Vakıf dizileri çok meşhur oldu.
1966 yılında Cleveland’da düzenlenen Dünya Bilim-Kurgu Kongresi’nde kitapseverlerin Best-Sellers kategorisi için seçim yapması istendi. Bu kategori ilk kez (ve şu ana kadar da son olarak) Hugo Ödülü’nün aday listesine dahil edildi. Vakıf Triolojisi, dizilerin ününe ün katan ödülü kazandı.
Meraklılar benden ısrarla dizilere devam etmemi istiyorlardı. Kibarca bu istekleri reddetmeye devam ettim. Diziler yayınlanmaya başlandığında henüz doğmamış insanların, daha sonra içinde sürüklenip gidebilmeleri beni hâlâ büyüler.
Ama Doubleday Yayınevi bu talepleri benden daha ciddi bir şekilde ele aldı. Yirmi yıldır benim isteklerim doğrultusunda yayınlar yapan yayınevi sonunda sabrını yitirdi. 1981’de benden, başka bir basit “Vakıf romanı yazmamı istediler ve teklifi cazipleştirmek için de aldığım paranın on katı parayı içeren bir kontrat önerdiler.

Kızarak kabul ettim. Bir “Vakıf1 hikayesi yazmayalı tam otuz iki yıl olmuştu ve benden şimdi daha öncekilerin iki katı ve geçmişteki bağımsız, tek hikayelerin herhangi birinin üç katı uzunluğunda yani 140.000 kelimelik bir “Vakıf romanı istiyorlardı. Vakıf Triolo-jisi’ni yeniden okudum ve derince bir nefes alarak işe giriştim.
Ekim 1982’de dizinin dördüncü kitabı “Vakfın Sının” yayınlandı ve çok ilginç bir şey oldu. Derhal New York’ta Times dergisinin Best-Sellers listesine girdi. Bütün şaşkınlığıma rağmen yirmi beş hafta üstede kaldı. Daha önce hiç böyle bir duyguya kapılmamıştım.
Doubleday derhal ilave romanlar için benimle sözleşme yaptı ve başka dizilerin parçalan olan “Robot Romanları” isminde iki roman daha yazdım ve artık “Vakıf’a dönme zamanı gelmişti.
Böylece “Vakfın Sının” biter bitmez başlayan ve şimdi elinizde olan kitabı yazdım. Sadece hafızanızı tazelemek için “Vakfın Sını-rı”na bir göz atmanız size yardımcı olabilir, fakat gerekli değildir. “Vakıf ve Dünya” tek başına bağımsız bir eserdir. Beğeneceğinizi umuyorum.
ISAAC ASIMOV,
New York, 1986

*

11 kitaplık (7+4) dev galaksiler seyahatim az önce bitti. Hüzünlüyüm. Her şeyin sonu vardır diye fazlasıyla demode bir usulle kendimi teselli ediyorum,
Şimdi bu sonun neyin başlangıcı olduğuna bakacağız artık. Çok çok teşekkürler Asimov. Duygusallaşmadan bu konuyu bitireceğim.

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir