Uzaydan Geldik Biz

11 Şubat 2009

MAL varlıklarını Hazine’ye bağışlamak isteyen, ancak dilekçeleri kabul edilmeyince Ankara’da bindikleri taksinin şoförü İzzet Erdem’e, içinde yaklaşık 40 bin TL tutarında para ve altın ile tapular bulunan çantayı bırakan çiftten Mustafa Solak anlatıyor:

Ankara’da ilk önce TBMM’ye, oradan Cumhurbaşkanlığı’na, Genelkurmay Başkanlığı’na ve son olarak Diyanet İşleri Başkanlığı’na gittiklerini, çantayı kabul etmediklerini, yazılarını bıraktıklarını anlatan Solak, yaşadıklarını şöyle anlattı:
“İşimiz bittikten sonra otele gittik. Otele iki ayrı şirketten kurye çağırdık. Götürmediler. ‘Vestiyerde unutalım, onlar götürsün versin’ dedik. Arkamızdan koştu geldi, çantayı getirdi. Ben TBMM’ye girerken yanımızdaki görevliye ‘Ankara’da kalacak bu para’ dedim. Görevli ‘Meclis almaz bu parayı’ dedi. Ben de ‘Çöpe atarım o zaman. Çöpe atacağım ama Ankara’da kalacak’ dedim. En son takcisi imdadımıza yetişti. Allah razı olsun. Taksi parasını verdiğim taksiciye ‘Alın bunu Hazine’ye götürün’ dedim. Ondan sonra olaylar böyle gelişti. Parayı geri talep etmiyorum. Oyun mu oynuyoruz burada? Kimin ihtiyacı varsa devlet elini uzatacak. Biz hangi kişinin yardımına yetişeceğiz. Deniz Feneridir, Kızılaydır, bıraksınlar bu işleri, mallarını mülklerini versinler devlete. Devlet adil şekilde bunları dağıtsın. Neredeyiz biz ya, neredeye yaşıyoruz biz? Bilmiyorum ben nerede yaşadığımızı. Ben buralı, dünyalı değilim zaten. Bu şekilde dünyalı olamam ben. Uzaydan geldik, çatlak böyle, birşey yaptık işte.” (Milliyet)

Bu olay bence sıradan değil. Birçok açıdan ele alınıp incelenmesi lazım. Bu vatandaş ne yaptığını ve bunun çatlakça olduğunu zaten bildiği için ona aklından zoru var diyerek geçip gidemeyiz, konuyu kapatamayız. Benim bu beyanatta en çok dikkatimi çeken şey; “örnek olmak istiyoruz” sözü ve devlete duyulan (belki de bilinçaltımızda hepimizin deli gibi özlediği) güvenin vurgulanması! Bir üçüncü unsur ise paranın Ankara’da kalması için verilen mücadele! Memleketin kalbi…

Habere verilen tepkilere göz attığımda insanların şöyle eleştirdiklerini gördüm; “çocuk okutsunlar”, derneklere bağışlasınlar” “devlet bu işle uğraşır mı kardeşim!”, “yine beyin yıkama operasyonu” gibi şeyler. Oysa Solak çiftinin amacı başkalarına da örnek olmak. Burada bambaşka bişey var. Bu hareket hatırladığım kadarıyla kurtuluş savaşı zamanında yapılmıştı, kadınlar-erkekler parmaklarındaki nikah yüzüğüne kadar soyunup devlete vermiştiler. Gün o gün mü acaba diye düşündürdü beni…

Siz de görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim.

Not: Tesadüflere inanmam, sosyolojik olgular çok çok uzun yıllar boyunca kişilerin bilinçaltında çakılı kalır.