Uç uçabilirsen…

04 Şubat 2009

Uçabilmek için iki kanat lazım, tek kanatla uçulmuyor.

Jung, Analitik psikoloji kitabının Eros Kuramı bölümünde bir nevroz vakasının hikayesini ve yüksek olasılıklı çözümünü yaptıktan sonra Nevroz kavramını açıklamaya gayret etmiş ve bunun nevrozlu kişide birbiriyle çatışan biri bilinçdışı iki eğilim olduğu sonucuna varmış. İnsanın kendine karşı bu bölünmesinin uygar insanın mümtaz tavrı(!) olduğunu ve nevrotik kişinin, doğa ile kültürü kendi içinde uyum durumuna getirmek zorunda kalan, bölünmüş kişi olarak tariflemiş.

Ve aslında bunun normal bir geçiş süreci olduğunu da düşünüyor sanırım; çünkü “kültürün gelişmesi, bildiğimiz gibi, insanın içindeki (kapsadığı) hayvanın derece derece boyunduruk altına alınmasıyla olur, bu bir ehlileştirme sürecidir” diye sürdürmüş tanımını.

Nevrozun pek çok kez “cinsellik sorunu” ile tetiklendiği bulgulanmışsa da Jung bunun kapsamını daha genişletiyor (sanırım Freud’u aşan kısmı budur) ve diyor ki: “Bugün biliyoruz, uygarlığın zorlamalarıyla çatışan sadece hayvansı yanımız değildir, bilinçdışından yükselen yeni fikirlerdir çoğu zaman; bu fikirler de, içgüdüler kadar baskın uygarlıklara aykırı düşmektedir.”

Yani anladığım kadarı ile insan sadece o devirde ya da şu anda değil herzaman, her yerde ve devirde, iki dehşetli baskı arasında kalmakta; biri kapsadığımız (hayvansı) alandan, diğeri ise kapsandığımız (göksel ya da tinsel denilebilir belki) alandan gelmekte ve bizim üzerimizde, tam o noktada birleşip kaynaşmaya çalışmaktalar.

İşte bu durum bana (aniden); kuşun uçmak için (özgürlük) iki kanada da ihtiyacı olduğu görüsünü getirdi. Oysa dünyadaki çatışma yani nevroz durumu (hastalık çizgisini aşmış olsun ya da olmasın); kanadın birini inkar üzerine kurulu! Ya kapsadığınız alanın baskısıyla davranıyor ve ahlaksız, hayvanın teki, bencil kötü oluyorsunuz, ya da kültürlü, nazik, anlayışlı, sencil, iyi oluyorsunuz.

Fakat bunların hangisi olsanız da uçamıyorsunuz; çünkü kuşun iki kanada ihtiyacı var!

-devam ederim herhalde-

not: Jung’un saptamaları, insan ırkının kapsayıcı evrenlerden gelen varlıkların hayvan ırkını döllemesi ile oluşmuş olabileceği mitleri ile ne kadar uyuşuyor. Bakınız: http://sibelatasoy.com/?p=585 , http://sibelatasoy.com/?p=171 , aslında Sümer katagorisindeki başlıkların hepsinde bu görüşün izleri var gibi.