Tuvalete çıkma eylemi

16 Temmuz 2012

Tuvalet süreçleri, kültürümüzde cici insanların gizlice yaptıkları ve üzerinde konuşmadıkları bişeydir. Ondan ancak argo kültürde bahsedilebilir.
Oysa, yiyecek ve içecekler diye genelleştirerek geçiştirdiğimiz o şeylerin her biri bir cana ve işleve sahip olan – kızılderili deyimiyle- akrabalarımızdır.
Biz akrabalarımızı yiyerek onları sistemimizden geçirir ve onlara yeni bir form vermek suretiyle bu şeylerin ilk sahibi dünyaya iade ederiz. Dünya kendi bilincini, insan üzerinden geliştiriyor.
Nefes de bunun bir başka şeklidir.
Doğrusu, bu değerli kılma işlevinden dolayı böbürlenmeyerek onu sadelilkle yapışımız ve hakkında konuşmayışımız büyük bir alçak gönüllülük.
Oysa insanlar arasında yapılan değerlendirme işlevi olan seks hakkında bu denli alçak gönüllü olamıyoruz. 🙂

  • Elvan E

    Bana şu menkıbeyi hatırlattı yazdıklarınız 🙂 (Menkıbe yazının altında sunulmuştur)
  • Hanife Altuntas oysa bebekler belli bi yaşa kadar tuvalet alışkanlıkları konusunda ne kadar da rahattırlar. ancak tam da o süreçte, bunun pis ve kötü, saklı tutulması gereken bişey olduğu öğretilir onlara..gerçi cinsellikle ilgili de aynı manipülasyon vardır ama, biri hayat boyu aynı baskılanmayla devam ederken, diğerinin belli bir noktadan sonra diğer uca geçmesi gerçekten enteresan:)
  • Sibel Atasoy İkinize de teşekkürler, konu gerçekten de çok önemlidir ve sizler bunu açmaya başladınız.

    Elvan E Biz teşekkür ederiz,Nefese gereken saygıyı gösteremediğimizi de yazınızı okuyunca farkettim..

    Hanife Altuntas argo söylemleri bi kenara bırakırsak, hiçkimsenin tuvalet alışkanlıklarıyla ilgili böbürlendiği görülmemiştir.aklıma bazı şeyler geliyor buna dair. tek başına yaptığımız şeylerde acaba ego fazla devreye girmeye gerek görmüyor mu? seks işlevi, egonun – çeşitli öğretilmişlikler ve şartlanmışlıklarla ilgili olarak- tavan yaptığı bir alana dönüştü.
  • Sibel Atasoy Nefes, Dünya annenin bilincini her an son duruma güncelleme aracıdır. Bu sebeple her yeni an Dünya bilincinin en son durumunu gösterir. Bizler bu işlemi şimdi bilgisayarlardaki programlar vasıtasıyla farklı konular için taklit etmekteyiz.

    Elvan E Efendim eylemin adı kültürümüzde abdest bozmak olarak geçiyor.Konuşulmamasının sebeplerinden biri olsa gerek 🙂
  • Hanife Altuntas ‎”abdest bozmak” tanımlı ve evcilleştirilmiş alanın dışına çıkmak olarak geliyor bana nedense:)

    Elvan E Bu bakış açısından bakınca bedeni yıkamak ve su ile iletişimine de hürmet etmek gerekiyor ?

    Sibel Atasoy Bu arada, tuvalete çıkma ediminin bir diğer alanı da, kendini bir yolla ifade etmektir. Bu tuvalet işlemi ise her an beslendiğimiz ve onsuz asla bir an dahi yaşayamayacağımız İZLENİMLER besinin dışarı atılma yöntemidir. Yazıyla, sözle,çiziyle dışarı atılır ve yine Dünya annenin bilincine katılır.Hatta bu hacet giderme şekli belki sadece dünya için değil tüm evren için yapılmakta olabilir.

    Hanife Altuntas öyleyse tuvalet sorunu yaşayanlar olaya bir de bu yönden bakmalılar:)

    Elvan Emekli Döngüye giriyor yani?Doğal seleksiyon evrenin def-i hacetidir mi diyorsunuz Sibel Hanım?

    Sibel Atasoy Ben her zaman bu konuyu dillendirdim ve yazdım, bakmalarını önerdim ancak melekler yıldızlar semavi evrenler gibi cafcaflı isimlere sahip olmadığından sanırım, pek dikkate alan olmadı.

    Hanife Altuntas ‎:)

    Sibel Atasoy Biraz daha açar mısın Elvan hnm?
  • Elvan Emekli Dünya ve evreninde bu döngüye sahip olabilirliğinden bahsedince , sindirdiklerinden işe yaramayanları savaşlar,hastalıklar ve doğal seleksiyon yoluyla bünyesinden atıyor olabilir mi diye düşündüm? Ya da nedir evrenin defi haceti ? 🙂

    Hanife Altuntas savaşlar ve hastalıklar bazı durumlarda çok işe yarar. bizim için öyle olmadığını düşünsek bile sanıyorum evren için tam da böyledir.
  • Sibel Atasoy Bana düşünmeden gelen; ruh oldu. Ruh ise rayihadır zaten. Rayiha yani ruh ise, her fizik bedene geri döner, sonsuz bi döngü.
  • Elvan E Ruh aslında nefesi karşılamıyormu?

    Sibel Atasoy Nefes işlemi bi çeşit bilanço işlevidir. Yani bir andaki kesittir. Ruh ise zaten her şeydir diyebiliriz 🙂

    Burnumuzun koku alma işlevi diğer organlarımız gibi belli aralıklara ayarlı. Belli aralıkta frekanslara ayarlı bir veri girişi yapabiliyor olmasaydık feci bi koku bombardımanı olurdu sanırım. Kokusu olan her şeyin ruhu vardır diye genelleştirme yapma ihtiyacındayım 🙂 Bu arada, belirli aralıklarda veri girişi yapabiliyor değil algılayabiliyoruz. Bu düzeltmeyi hemen yapayım çünkü çok önemli. Algılayamadığımız diğer tüm verilerde bize giriyor ve işte onlar içimizdeki heyula bilnç altı katmanlarında kaynaşıp duruyorlar!
  • Elvan Emekli Nefessiz yaşayamayacağımıza göre her nefeste anımız yeniden kuruluyor 🙂
  • Sibel Atasoy Evet işte budur. Her nefeste dünya yeni haline kurulur.
  • Bi tuvalet işi nereye kadar gitti gördünüz mü?

    Elvan E O zaman nefes alıp verme şeklimizin vücut işlevine onunda diğer mekanizmalara ve döngü sistemlerine etkisi var.. İyi nefes,iyi an,iyi çıktı ?

    Sibel Atasoy Sadece nefesin mi? Besin kaynaklarımızın her biri tek tek onurlandırılmayı hak ediyor. Nefes onların bizim kanalımızla işleme girmesinin yakıtı, yakanı. Şahaser bi proses
  • Elvan E Yediğimizi,içtiğimizi,nefesimizi onurlandıralım 🙂
  • Sibel Atasoy Teşekkür ederim (izlenimleri de unutmayalım çünkü besinlerin en önemlisi o)
  • Elvan E İzlenim ve yorum aynımıdır?Biri ham veri diğeri çıktımı yoksa ?
  • Sibel Atasoy İzlenim bunların genel adı diyebiliriz belki.
  • Nilgün Börükanlar

    Çok güzel açmışssınız ellerinize sağlık…Aklıma şu da geldi bu prosesde al-ver de- belli topluluk ve ülkelerin bilinç ve bilinç altıda kollektif olarak -bu nedenle farklılık gösteriyor doğal olarak..ve de iklimler ve insan karakterleri…ve hatta beden biçimleri..Dünyaya verile yeni ürün olarak geri alınırken aynı bölge de etkilemim yayılıyor ..Tabii globalleşme ile izlenimler genelleşmeye başladı…Ben de işi abarttim ama doğru geliyor bana..
    Sibel Atasoy Abartmadın bence çok doğru

    Sibel Atasoy Şöyle bir deyim vardır bizde: Yemek yediğin kaba sıçma! Bunu yarar gördüğünüz şeyi kötülemeyin, nankör olmayın anlamında kullanıyoruz ancak bundan öte manası da olabilir. Çünkü aynı şey aynı yerde döngüye girerse, çeşitlenme yani evrim sakatlanır.

    Elvan E Atasözlerimizin hepsi deneyimlere dayalı,hepsine de hayranım..İnsanın aklı kifayet etmese bu sözler ışığında layıkıyla yaşar… :)))

    Sibel Atasoy En eski ataların ve şimdi en yeni buluşların ortak bi söylemi var hatırlarsanız: alışkanlıklar ruhu öldürür.
  • Nilgün Börükanlar ithalat ve ihracat önemli yani sibelcim:))
  • Sibel Atasoy Evet 🙂 Eski kültürde dışardan kız alınıyor ama kız vermemek alışkanlığı üzerine de bi düşünmek lazım 🙂

Menkıbe:

Laleli Camiini Sultan III. Mustafa (Padişahlığı 1757-74 yılları arasıdır) yaptırmıştır. Sultan Mustafa bu camii yaptırırken çevrede Laleli Baba namında bir din büyüğünün yaşadığını, gerçek bir mürşit olduğunu, hikmetli sözler söylediğini öğrenir. İçinde bu zatla görüşmek, söz ve sohbetinden yararlanmak arzusu doğar. Cami inşatını denetlemeye geldiği bir gün Laleli Baba ile görüşmek istediğini bildirir. Laleli Baba’ya hemen padişahın kendisini ziyaret etmek istediği haberi ulaştırılır, o da buyur eder. Padişah Laleli Baba’nın sohbetinden gerçekten memnun kalır. İçinde Laleli Baba ile daha sık görüşme arzusu uyanır. Ayrılacağı sırada bu din ulusuna bir soru sorar:

– Efendi Hazretleri, bu dünyada en güzel şey nedir acaba?

Laleli Baba cevap verir:

– Bu dünyada en değerli şey yiyip içtikten sonra sıkıntısız biçimde def-i hacet (büyük abdest)ini yapabilmektir.

Hükümdar bu cevaptan pek hoşnut olmaz. Başından beri büyüleyici konuşmalarıyla herkesi etkileyen bir zata bu cevabı pek yakıştıramaz. Hatta bu cevabı biraz kaba bile bulur. Bundan sonra bir şey konuşulmaz, hükümdar maiyetiyle beraber saraya döner.

Fakat padişah bu ziyaretin ertesi günü şiddetli bir kabızlığa yakalanır. Bir türlü içini boşaltamıyordu. Sarayın bütün ilgilileri ve hekimbaşı seferber olurlar, bilinen bütün ilaç ve yöntemleri uygularlar, ama fayda etmez.

Padişah kıvranıyordu. Nihayet birinin aklına gelir; Laleli Baba’ya haber verilse, onun himmetiyle hükümdar bu dertten kurtulamaz mıydı? Zaten başka denenmedik yol kalmamıştır. Padişaha danışılır. O da “Ne gerekiyorsa yapılsın” der. Hemen Laleli Baba’ya gidilir ve saraya getirilir. Hükümdar doğum sancısı çekiyor gibi kıvranıyordu.

Laleli Baba’ya yalvarır: “Aman bana yardım et!”. Laleli Baba, “O kadar kolay değil, karşılık olarak ne vereceksiniz?” der. “Senin bölgende yaptırdığım o camii sana hibe edeceğim”. “Yetmez” der Laleli Baba. Sultan Mustafa daha bir çok şeyler ekliyor, Laleli Hazretleri bir türlü tamam, yeter, demiyordu. En sonunda ağzındaki baklayı çıkarır:

“Ben senin için dua ederim, Allah dilerse bu dertten kurtulursun ama, karşılığında saltanatı (padişahlığı-hükümdarlığı) isterim”. Padişah kem küm eder, ama çaresi yoktur; “Tamam” der. “O da senin olsun”. Laleli Baba dua eder, sırtını sıvazlar, “Haydi git Allah’ın izniyle kurtulacaksın” der ve gerçekten kurtulur. Kurtulur ama saltanat da elden gitmiştir. Şifa bulmanın sevincini, saltanatın elden çıkmış olmasının üzüntüsü gölgeliyordu. Laleli Baba sultanın haline bakar bakar da der ki: “Bir saltanat ki bir def-i hacete değişiliyor, öylesine ucuz bir saltanat bize gerek değil, al yine senin olsun”.

Bir yorum

  • yılmaz 18 Temmuz 2012, 11:19

    Bu bana şu meşhur fıkrayı hatırlattı… Hani organlar arasında bedene kim müdür olacak tartışması yaşanan fıkrayı… Laleli Baba da bu fıkrayı teyid etmiş baksanıza…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir