Tüketmeden Bırakmak

13 Kasım 2011

Geçenlerde benim için müthiş aydınlatıcı olan Alıç Ağacıyla Sohbet kitabını gözden geçiriyordum ve gözüm meralarla ilgili bölüme takıldı. Yazar, meraların mümkünse bi kaç tane olması ve sırayla kullanılması gerektiğini söylüyor ve burada çok önemli ve hayati bi nokta olduğunu hatırlatıyor şöyle ki; meranın içindeki ot ailesi, belli bir orana ulaşılıncaya kadar yenirse ve sonra kendi haline bırakılı…rsa kendini kolayca yenileyebiliyormuş. Oysa belli bir oranın üstünde yenilirse artık bir daha bütünselliğini yeniden yapılaştıracak imkanı kayboluyor ve o mera zaman içinde ölüyormuş! Bunu okuyunca ekteki eski yazım (tıklayınız) aklıma geldi. Henüz zamanı geçmeden ve tüketmeden bırakabilmenin bilgeliği yeniden gündemime girdi.

**

Muhteşem, kısacık ama muhteşem bi sunum. Böylesi gençlerin varlığı… İşte gerçek bayramım bu benim.

http://www.ted.com/talks/raghava_kk_shake_up_your_story.html

Böylesi bir anlayışla yapılan sanat ve çocuklar için büyük bir hizmet.

**

İnsanların feda etmeleri gereken en önemli şey “ızdıraplarıdır”. İnsan öyle yapılmıştır ki ; ızdıraba olduğu kadar asla başka şeye o kadar çok bağımlı değildir. Zevklerden daha kolay feragat edilir. Izdırap olmadan birşey kazanılmaz ama ayni zamanda insan ızdırabını feda ederek işe başlamalıdır. (Gurdjieff)

Izdıraptan kurtulmak için kendini önemsemeyi hafifletmek gerekir diye düşünüyorum. Izdırabı hisseden tüm bedenlerini önemsemeyi azaltıp, Ben-im üzerine odaklanmak sonuç aldığım bir çözüm oldu diyebilirim.

Ben-im nedir o halde?

O, doğum ve ölüm döngüsünün dışında, Tanık olan, gücünü bi sebebe dayandırmayan, saf ve mutlak bir güven hali.

**

Zaman zaman bütün ülkelerde insanlar içsel önderlerin temel yaşantılarını birtakım “dış” ya da törensel yöntemlerle taklit etmeye çalışmış, bu yüzden de “taşlaşmış”lardır. Büyük ruhsal önderi izlemek onun yaşamında sürdürmüş olduğu bireyleşme sürecinin tarzını kullanıp kopyalamak değildir. Daha çok onun başardığı gibi, aynı cesaret ve dürüstlükle kendi içsel yolunu izlemektir.

Siz siz olun taşlaşanlardan olmayın.

**

Hayat, bireysel özgür irade prensibine göre kurgulandı. Bunu henüz kullanmayan varlıklar için ise “kaos” oluşturuldu. Neden derseniz amaç mümkün olduğu kadar çeşitlenmekti. Eğer çeşitlenme için kendi iradesini kullanmak istemeyen/beceremeyen olursa onları harekete geçirecek mekanizmadır kaos. Zannedildiği gibi düzenin düşmanı değildir o, en has dostu ve yardımcısıdır.

**

Bir özgürlük savaşçısı kişisel erki ister küçük ister muazzam olsun, ona güvendiği takdirde kusursuzdur ve her zaman yapmanın gücünü, onu yap-mamaya çevirerek dengeler.

**

2 Yorum

  • Sibel 13 Kasım 2011, 13:21

    Taşlaşanlardan olmama dileğiyle 🙂

  • Turan 13 Kasım 2011, 13:08

    Sibel,

    “Büyük ruhsal önderi izlemek onun yaşamında sürdürmüş olduğu bireyleşme sürecinin tarzını kullanıp kopyalamak değildir. Daha çok onun başardığı gibi, aynı cesaret ve dürüstlükle kendi içsel yolunu izlemektir.”

    diline saglik….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir