Tesla’nın ilginç hastalığı(!)

15 Ocak 2012

Nikola çocukluk çağlarında ilginç bir hastalıkla yüzleşir. Konuşulan nesneler hakkında zihninde imajlar oluşmaktadır. Zamanla bu imajlar o kadar gerçekçi hale gelir ki, onların dokunulabilir olup olmadığı tereddütleri baş gösterir. Büyük rahatsızlık ve endişe kaynağı olan bu durum psikolojik ve fizyolojik olarak açıklanamaz. Bu konu üzerine yoğunlaşır. Zihnindeki imajların bir ekrana, hatta başkalarının zihnine yansıtılabileceğini iddia etmektedir ve bunun üzerine çalışır.

İlerleyen süreçte, kendi deyimi ile zihinsel seyahatlere çıkmakta, yeni şehirler görüp yeni insanlarla tanışmakta ve hatta onlar ile arkadaşlık etmektedir. Onu 17 yaşına kadar yıllarca meşgul eden bu durum, belki de ileride yapacağı yüzlerce icadına katkıda bulunacak bir yeteneğe dönüşür. Tesla, bu yeteneği sayesinde çalışmalarında modellere, çizimlere ve hatta deneylere ihtiyaç duymadığından bahseder. Deneydeki nesneleri ve deney koşullarını zihninde oluşturup süreçleri işletebilmekte ve bu sayede henüz deneyi gerçekleştirmeden sonuçlarını analiz edebilmektedir. Bir cihazı zihninde devreye koyabilmekte; çalışırken oluşan aksaklıkları tespit edip üzerinde düzenlemeler yapabilmektedir. Baştan sona zihinsel planda gerçekleşen işlemlerin sonuçları gerçeğiyle aynıdır. Enerji, para ve zaman avantajı sağlayan bu yöntemiyle çalıştığı 20 yıl boyunca bir istisna bile olmadığını söyler.

…Aynı dönemde babasını kaybeder ve maddi zorluklar nedeniyle üniversite eğitimini yarım bırakır. Hükümetin başkent Budapeşte’de telefon şirketi kuracağını öğrenince, bu alanında çalışabileceğini düşünerek başkente gider. Ancak telefon şirketinin henüz planlama aşamasında olduğunu görür ve kendisini telgraf ofisinde düşük bir maaşla çalışırken bulur. Hayal kırıklığı ile gelen psikolojik durum içerisinde hiperduyarlılık ile yüzleşir. Algıları aşamalı olarak öylesine duyarlı hale gelmiştir ki, normal düzeyde bir ışık yalnızca gözlerini değil, cildini de rahatsız etmektedir. Birkaç oda uzaktaki saatin sesi sağır edecek kadar acı vermektedir ve ayak sesleri kendisinde deprem hissi yaratmaktadır. Bu durumda bile AC üzerine kararlıkla çalışmaya devam eder. Hiperduyarlılık giderek etkisini yitirir ancak geride obsesif bozukluk etkileri bırakacaktır. Bundan böyle yaptığı her şey 3 ile bölünebilir olmalıdır; örneğin attığı adımların sayısı, suyu yudumlama sayısı gibi. Yemek servisi sırasında 12 ya da 18 tane peçeteye ihtiyaç duyar. 3′e bölünebilen bu sayıdaki peçete ile, zaten temiz olan yemek servislerini tekrar parlatır. Bir kitabı okumaya karar verdiğinde, o yazarın tüm kitaplarını okuması gerekmektedir. Çocukluğunda annesinden edindiği ve yaşamı boyunca sürdürdüğü bir başka alışkanlık ise, bir yemeği yemeden önce hacmini hesaplama zorunluluğu hissetmesidir; bir kek ya da bir çorba, hacmini hesaplamadan yemeye başlayamaz.

…Tesla, fikirlerin zihninde kesintisiz bir şekilde aktığını, kendisi için asıl meselenin bu fikirleri kaybolmadan hızlıca yakalayabilmek olduğunu söyler.

…Tesla yüksek frekansın birçok avantaj getireceğini bilmektedir; lambalar daha fazla parlayacak, enerji iletimi daha verimli olacaktır. Ancak Tesla’nın hayalleri ve çalışmaları bunlarla sınırlı kalmamıştır. Yüksek frekans sayesinde hem bilginin, hem de enerjinin “kablosuz” iletilebileceğini düşünmektedir. Bilginin kablosuz iletimi önce radyo, sonra televizyon, günümüzde ise uydu haberleşmesi ve cep telefonu gibi teknolojilere imkân tanımıştır. Ancak Tesla’nın hayali olan enerjinin “kablosuz” iletimi, teknoloji adına bilinen hemen her şeyi değiştirecek, iletim maliyetlerini düşüreceğinden neredeyse “bedava” enerjiyi sağlayacak bir teoridir.

…Tesla, yazılarında ve konuşmalarında Sanskrit kelimelere yer vermeye başlamış, kaynağı, varlığı ve maddenin yapısını tarif edebilmek için, prana ve akaşa (enerji ve madde), ether ve aura gibi kavramlar üzerine yoğunlaşmıştır. Sanskritçe bilgisi daha önceden gelmektedir, ancak kaynağı bilinmemektedir. Vivekananda, Tesla’nın gücü ve maddeyi potansiyel enerjiye dönüştürülebileceğini ve maddenin aslında potansiyel bir enerji olduğunu ifade eden matematiksel çalışmaları olduğunu söyler. Bunun matematiksel ispatı, yaklaşık 10 yıl sonra Einstein tarafından yapılır. Tesla, Chicago’daki Colombia fuarında tanıştığı Lord Kelvin ile, Hindu ve Vedik felsefe üzerine çalışmayı sürdürmüştür. Goethe’nin Faust’unda olduğu gibi felsefe bilgisi ve Antheus mitosu Tesla’ya ilham olmuştur. Enerjinin yerküre boyunca iletilmesinin mümkün olduğunu düşünen Tesla şöyle der: “Her şey hareket ediyor, her şey dönüyor ve her yerde enerji var.”

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir