Tedavinin dört evresi

20 Haziran 2011
BAĞIŞLAMANIN DÖRT EVRESİ
1. Vazgeçmek – tek başına bırakmak
2. Kaçınmak – cezalandırmaktan sakınmak
3. Unutmak – bellekten çıkarmak, yerleşmesine izin vermemek
4. Bağışlamak – borcu silmek
VAZGEÇMEK: Bağışlamaya başlamak için bir süreliğine vazgeçmek yararlıdır. Bu, o kişiyi ya da olayı düşünmeyi bırakıp bir süreliğine mola almak anlamına gelir. Bir şeyi tamamlamadan bırakmaktan çok ondan uzaklaşıp tatile çıkmak gibidir. Bu bizi tükenmekten alıkoyar, başka yollarla güçlenmemizi, hayatımızda başka mutluluklara sahip olmamızı sağlar.
Daha sonra bağışlamayla birlikte gelen son rahatlama için iyi bir alıştırmadır. Durumu, anıyı, sorunu, ihtiyacınız olduğu sıklıkta terk edin. Buradaki fikir görmezden gelmek değil, sorundan koparak zinde ve güçlü hale gelmektir. Vazgeçmek; örgüyle, yazıyla meşgul olmak, hep görmek istediğiniz o okyanusa gitmek, sizi güçlendiren bir öğrenim ve sevgi görmek, sorunun bir zaman gündemden düşmesine izin vermek demektir. Bu doğru, uygun ve iyileştiricidir. Eğer bir kadın yaralı psişeye güvence verir ve “şu anda şifalı merhemler süreceğim, kimin ne gibi yaralara neden olduğuyla ilgili bütün bu sorunlarla daha sonra ilgileneceğim,” derse, geçmiş yaranın yol açtığı sorunlar onu çok daha az üzecektir.
KAÇINMAK: İkinci evre, özellikle de cezalandırmaktan sakınma, ne bu konuyu – az ya da çok- düşünme, ne de buna göre davranma anlamında, kaçınmaktır. Bu tür bir denetimin alıştırmasını yapmak son derece yararlıdır, çünkü bu, sorunun ortalığa taşmasına izin vermez, onu bir yere bağlar. Daha sonra atılacak adımların zamanlamasına odaklaşmayı sağlar. Bu, körleşmek ya da ölmek, kendini koruma amaçlı bir uyanıklık halinin gevşemesine yol açmak anlamına gelmez. Olaylara bir parça zaman tanımak ve bunun gibi faydaları olacağını görmek anlamına gelir.
Kaçınmak; sabırlı olmak, dayanmak, duyguları belli bir mecraya akıtmak demektir. Bunlar kuvvetli ilaçlardır. Bulabileceğiniz kadar çok alın. Bu bir temizlik rejimidir. Hepsini uygulamanıza gerek yok; sabır gibi bir tanesini seçip üzerinde pratik yapabilirsiniz. Cezalandırıcı sözlerden, gücenik ve düşmanca davranmaktan kaçınabilirsiniz. Gereksiz cezalandırmalardan kaçınmak, eylemin ve ruhun bütünlüğünü güçlendirir. Kaçınmak, yüce gönüllülük alıştırması yapmaktır, böylece daha önce küçük sinirliliklerden öfkeye kadar değişen bütün duygulara neden olan konulara büyük merhametli doğanın da katılması sağlanır.
UNUTMAK; Unutmak, bellekten çıkarmak, yerleşmesini reddetmek – başka bir deyişle, özellikle bellekten çıkıp gitmesine izin vermek, kulpunu bırakmak -demektir. Unutmak, beyin-ölümü yaşamanız anlamına gelmez. Bilinçli unutma olayın kendi başına süregitmesine izin vermek, ön planda kalmasında ısrar etmemek, tersine, sahneden göndermek, arkaplana gönderilmesini sağlamak demektir.
Kızgın malzemeyi çağırmayı reddederek bilinçli unutma alıştırması yaparız, hatırlamayı reddederiz. Unutmak edilgin değil, etkin bir edimdir. Bazı malzemeleri güç bela çekerek taşımamak; tekrar tekrar onlara dönmemek; yineleyici düşünceler, resimler ya da duygularla kendini yiyip bitirmemek demektir. Bilinçli unutma,saplanıp kalma pratiğini bilerek bırakmak, ondan bilerek uzaklaşmak,  onu görüş alanının dışına çıkarmak, geriye bakmamak ve böylece yeni bir manzarada yaşamak, eskiler yerine, üzerinde düşünülecek yeni hayatlar ve yeni deneyimler yaratmak demektir. Bu türden bir unutma belleği silmez, belleği hantallığa itercesine kuşatan duyguları imha eder.
BAĞIŞLAMAK; Bir suçtan ötürü, bir kişiyi, bir toplumu, bir ulusu bağışlamanın bir çok yolu ve oranı vardır. Önemli olan “nihai” bağışlayıcılığın teslimiyet olmadığını unutmamaktır. Gücenmeyi içinde taşımayı bırakmak bilinçli bir karardır; bir borcu bağışlamayı ve misilleme yapma kararından vazgeçmeyi içerir. Ne zaman bağışlanacağına ve olayın üzerine çentik atmak için hangi ritüellerin kullanılacağına siz karar vereceksiniz. Hangi borçların ödenmesine ihtiyaç olmadığına da yine siz karar verirsiniz.
Bazıları örtülü affı seçer; bir kişiyi şu anda ya da sonsuza kadar bir zararı ödemekten kurtarırlar. Bazıları da süreç içinde kusurları düzeltmeyi bırakır, borçtan vazgeçer, ne olmuşsa geride kaldı diye düşünür; bu kadar ödeşme yeterlidir. Başka bir af türü de herhangi bir duygusal ya da başka türden bir tazminat ödettirmeden kişiyi serbest bırakmaktır.
Bazıları için bağışlanmanın tamamlanması, diğerine müsamahayla bakmaktan ibarettir ve görece iyi huylu kabahatler söz konusu olduğunda en kolayı da budur. Bağışlamanın en esaslı biçimlerinden biri, suçlanan kişiye şu ya da bu şekilde merhamet göstererek destek olmaktır. Bu, kafanızı yılanlarla dolu bir sepete sokmanız anlamına gelmez; tersine, bir acıma, güven duyma ve hazırlıklı olma mesafesinden tepki vermek demektir.
Bağışlamak, bütün vazgeçme, kaçınma ve unutmaların toplamıdır. İnsanın korunmaktan değil, soğukluktan vazgeçmesi demektir. Bağışlamanın derin bir biçimi de, ötekini dışlamayı bırakmaktır, böylece burnu büyük olmaktan, görmezden gelmekten ya da soğuk bir şekilde davranmaktan vazgeçip, ne himayecilikte ne de yapmacıklıkta ısrarcı oluruz. Ruhsal-psişenin, zoraki katlandığınız insanlarla birlikteyken zamanı ve hazır cevaplığı sıkıca denetlemesi, duygusuz bir manken gibi davranmanızdan evladır.
Bağışlama bir yaratma eylemidir. Bunu yapmak için zamanla değerini kanıtlamış bir çok yoldan birini seçebilirsiniz. Şimdilik bağışlayabilirsiniz, o zamana kadar bağışlayabilirsiniz, gelecek sefere kadar bağışlayabilirsiniz, bağışlayıp başka şans vermeyebilirsiniz – eğer ikinci bir vaka yaşanırsa, bu tümüyle yeni bir oyundur. Bir şans daha verebilirsiniz, birkaç şans daha verebilirsiniz, birçok şans verebilirsiniz, koşullu şans verebilirsiniz. Bir kabahatin bir kısmını, tamamını ya da yarısını bağışlayabilirsiniz. Örtülü bir af tasarlayabilirsiniz. Karar sizin.
İnsan, bağışlayıp bağışlamadığını nasıl bilir? Olay karşısında öfke duymak yerine kederlenmek, o kişiye kızmak yerine onun için üzülmek eğiliminde olursunuz. Tüm bunlara ilişkin herhangi bir şey anımsamama eğiliminde olursunuz. İşin başında bu kırgınlığa yol açan ıstırabı anlarsınız. Ortamın dışında kalmayı yeğlersiniz. Bir şey beklemezsiniz. Bir şey istemezsiniz. Bileğinize dolanıp sizi oradan oraya sürükleyen bir kement yoktur. Gitmekte özgürsünüzdür. ” Bundan böyle hep mutlu yaşadılar” ile sonlanmasa da, bu günden itibaren sizi illaki bekleyen taptaze bir “bir varmış bir yokmuş” duygusuna kapılırsınız.
KURTLARLA KOŞAN KADINLAR – Clarissa P.Estes

Ne kadar şiirsel bir anlatım. Bazen Clarissanın şiirleri var mı diye merak ediyorum.
“Bağışlama” kelimesi tıpkı iyilik, doğru,yardım kelimeleri gibi kaçındığım kelimelerden biri. Neden derseniz, diğerleri gibi içinde kendini üstün gören bi hava var. Belli belirsiz, dip akıntısı gibi, yer altında bi mağaranın rutubet kokan serin esintisi gibi bişey.
Bağışlama yerine buna kendini tedavi desek galiba tam yerine oturacak. Çünkü belli ki kişi bi yara almıştır, canı yanmaktadır. Burada -Clarissanın tarifinde-yapılan tam manasıyla bi kendini şifalandırma işlemidir. Eğer bu tedaviyi uygulayabilirsek, zamanın güçlü onarıcı etkisi bizimle olur ve aradan makul bir süre geçtiğinde kabuk tutmuş yaradan geriye belli belirsiz bi iz kalır.

Sizlerde de bedeninizde bi yanık, ya da ameliyat ya da bi haşarılığınızdan kalan eski bi iz var mı? Ben o izleri çok severim (kendimde) yaşadığıma, bu dünyada olduğuma dair birer nişane gibidirler.Bir gazilik nişanıdırlar sanki. Ölmediğin ve daha güçlü olduğunu (çünkü deneyim zenginliği sağlamıştır) anımsatır. Böylece o izi severken ona sebep olan olay ve/veya kişiyi de minnetle andığımı fark ederim. İlginç bi duygudur.

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir