Ay olmasaydı ne olurdu?
Blog , YENİ DÜNYA / 15 Ağustos 2009

“Ay olmasaydı ne olurdu?” diye sordum iste versin Google’a 🙂 Ay’ın yapay olarak Dünya’nın yörüngesine yerleştirildiği söyleniyor?Ay’ın dünya çevresindeki yörüngesinin mükemmele yakın bir daire olması (Güneş sistemindeki gezegen yörüngeleri hep elipstir), dünya’daki toprak elementleri ile uyuşmayan bir yapısı olması, dünya’nın dönüşü ile tam olarak aynı olarak kendi etrafında dönmesi (bu yüzden hep bir yüzünü görürüz), dünya ile mesafesinin normale göre çok yakında olması ve daha pek çok sebepten bazı düşüncelere göre Ay dünya’nın çevresine yapay olarak yerleştirilmiştir. Jüpiter’in uydusu Phobos’un da yapay olarak yerleştirildiği söyleniyor. Pekçok farklı kaynağa göre yapay bir uydu olan Ay’ın ve Phobos’un içinde bir uygarlık var. Bu kaynaklarda yazılanlara göre bu ikisinin amacı Dünya’yı yakından izlemek ve kötü niyetli istilacılar gibi dışarıdan gelecek tehlikelere karşı korumak. Bu ikisi gibi Nibiru’nun da yapay ama çok büyük bir uydu olduğu belirtilenler arasında. Galaktik Federasyon tarafından Dünya’yı tehlikelere karşı korumak amacı ile yapay olarak yerleştirilmişler. Bu konuda Internet’te çok fazla yazı var. Bunlardan en yakın olan Ay ise apayrı bir inceleme konusu. Gerek NASA’nın gerek astronotların birebir gözlemledikleri, gerek Dünya üzerinden teleskoplarla sürekli görülen Ay anomalileri (Ay üzerinde görülen ışıklı cisimler, büyük iş makinaları benzeri cisimler, görünüp kaybolan dev yapılar) hakkında çok fazla yazılmış kaynak mevcut.Ay olmasaydı ne olurdu?Dünya…

Prestij
Oyun/Film felsefeleri / 15 Haziran 2009

Prestij, Yönetmenliğini Christopher Nolan‘nın yaptığı 2006 yılı Amerika, İngiltere ortak yapımı film. Yazar Christopher Priest‘in aynı adlı romanından (Prestij (Roman)) sinemaya uyarlanan filmin özgün adı; The Prestige‘dir. Film Christopher Priest‘in Londra‘da 19. yüzyıl sonlarında yaşayan iki sihirbazın öyküsünü anlattığı 1995 yılında yayımlanan aynı adlı romanından sinemaya uyarlanmıştır. Roman sihirbazlığı; vaat, dönüm noktası ve prestij olmak üzere üç evrede ele alır: Vaat, sihirbazın yapacağını vaat ettiği sihrin sunumu. Dönüm noktası; Nesnelerin tanıtımı, gerekli hazırlık, seyircinin heyecanlı bekleyişi. Sihirbazlığın en üst noktası prestij; vaat edilen sihrin gerçekleştiği an, şaşkın ve hayran bakışlarla seyircinin alkışlaması. Roman ve dolayısıyla aynı adlı romandan uyarlanan film, adını aslında sihirbazlık sanatı ile bir ilgisi olmayan bu üç evreden, sihirbazlığın en üst mertebesine vurgu ile prestijden alır. Prestij’de ilginç bulunan başka bir vurgu, ana karakterlerin kahraman/antikahraman olarak gel-git yapması, dolayısıyle seyircinin kendisini hangi tarafta bulacağını bilemez durumda filmi izlemesi ve finalin ardından yapacağı sentezlerdir. Bu, filmin en önemli özelliği olarak nitelendirilebilir. Bunun yaniti filmin finalinde verilmis olsada, en temel soru yanitsiz birakilmistir. Asil soru rekabetin kontrolden cikmasina neden olan kazadir ki bunun yanitini sebep olan kiside bilmemektedir. http://tr.wikipedia.org/wiki/The_Prestige_(film) Not: Seyredenlere seyretmeyenlere filmi kısaca tanıttıktan sonra bu konuda biraz fikir yürütmeye başlayacağım devam yazıları gelecek 🙂