Yeni Enerji; Barış
esinti , YENİ DÜNYA / 19 Mayıs 2014

Bayramınızı kutlarım sevgili frekanslar. İster bir kişi isterse bir ulus olsun, seçeneklerin ikiyle sınırlı olmadığını, her zaman sınırsız seçenekle çevrili olduğumuzu ispat eden 19.05.1919 olgusu, hepimize ergenlikten yetişkinliğe geçme fırsatı sunmuştu. Bu dirayeti gösteren Mustafa Kemal dahil oyunun tüm etkileyenlerine sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Bu bayram tesadüfen gençliğe ithaf edilmiş olamaz. 19 sayısının üç kez tekrarı, bir dönemin bitip yenisinin başladığını müjdelemesi açısından şayanı hayrettir. Tüm bayramlarımızı severim, hepsinde emek, dirayet ve sarsılmaz bir niyet var. Ondokuz Mayısa birazcık daha sempati duymamın minik sebebi; o gün doğmayı başarmış olmaktan dolayı hissettiğim çocukça heyecandır:) 19 sayısı için “bir bedende iki kişi gibi yaşamak” demiş yabancı bir numerolojist. Gerçekten de öyledir. Buna alışmak ve barışmak epeyce bi yılımı aldı, hatta yeni’den doğmak zorunda kaldım. Sınırsız seçeneklerin, kendi ehliyetini almış olanlar için söz konusu olabildiğini de belirtmek gerekiyor çünkü “bilmediğini bilmezsin!” Eğer aynı kelime iki kez tekrarlanarak bi cümle olmuşsa biraz ironik olur, aynı zamanda da dikkat çekici. Bir diğer önemli husus da eski enerjinin çok zor öldüğü olgusudur. Eski bir yazımda şöyle dediğimi hatırlıyorum; yeniye geçerken eskinin “aman ne güzel, al ben yiyemedim sen ye” diyeceğini hiç sanmayın, o ölümüne bir savaş verir, ölüme karşı çığlıklar atarak direnir ve bu çok da…

Düşün ötesine, özgürlüğün içine
esinti / 21 Ocak 2013

Şimdi, bu spiritüel düşler, bu büyük umutlar hakkındaki ilginç şey… İlginç olan şey, o kadar kirlenip sulandılar ki, çoğunuz onun ne olduğunu unutmuş vaziyettesiniz. İnsan psikolojisinde bu ilginç bir olgu. Sizi ayakta tutan bu kocaman hedeflere sahip olabiliyorsunuz, sonra ne olduklarını unutuyorsunuz. Ama o düşlerin, aslında ne olduklarını bile unutarak, sizi ayakta tutmasına izin veriyorsunuz. Daha pratik bir örnekle açıklarsak, bazılarınız spiritüel bir merkez açmak hayaline sahip. Bazılarınız, çocukları iyileştirebileceğiniz büyük bir klinik işletme hayali kuruyor. Gerçekten mi? Bazılarınız gidip, mağaralarından ejderhaları çıkarma hayalini kuruyor. Sahi mi?! Bunu söylediğimde kulağa aptalca geliyor, değil mi? Bazılarınız, içine koyduğunuz bilgelik sayesinde, tüm dünyadaki insanların okuyup, aniden uyanacağı mükemmel bir kitap ya da kitap serisi yazmanın hayalini kuruyor. Bazılarınız o kadar çok spiritüel olmanın düşünü kuruyorsunuz ki, etrafta süzülerek gezinmek istiyorsunuz. Süzülüyorsunuz ve etrafınızda sizi çevreleyen bir ışık var. Ve sizin yanına gittiğiniz saksılardaki bitkiler çiçekler açıyor.  Ve sonra sokaktaki  o hasta köpeği görüyorsunuz ve onun yanından süzülerek geçtiğinizde köpek aniden ayağa fırlıyor ve iyileşiyor. Ve ölü bir kuş ve kuş aniden… (Kahkahalar) Ciddiyim. Kendinize gülebildiğinize sevindim. Başka hangi düşleriniz var? Hadi ciddileşelim, çünkü biz… Ve biraz sonra, bu düşlerin sizi neden geride tuttuğunu ve bununla ilgili ne yapacağımızı açıklayacağım. Ve bu arada,…

Yeni Dünya-Yeni Dönem
esinti , YENİ DÜNYA / 20 Ocak 2012

Üç yıl önce yazılmış bu yazı gerçekten ilginç. Gerçi o Sibelden sonra bi çok sibel geldi geçti şimdi farklı şeyler, ilaveler de yapmak mümkün, acaba sizler ne düşünecek, neler ekleyip çıkaracaksınıız frekanslar? Gurubumuz bizatihi YENİ olanla ilgilidir bu sebeple fikirleriniz hepimiz için tazeleyici olacak ve sevinçle karşılanacak 🙂 “Bildiğimiz gibi yeni bir şey öncelikle imajinasyon/hayal olarak oluşuyor, bunu en güzel ifade eden Feynnman’dır: “daha önce hiç görmediğiniz bir şey olacak, daha önce görülmüş, ele alınmış her detayı kapsayacak, o ana kadar düşünülmüş olandan farklı olacak ve daha da ötede; kesin olacak ve herhangi bir muğlaklık içermeyecek.”” (yazının bütünü için tıklayınız) te: Sibel YENI konusunda simdi ne düsünüyorsun? YENIyi bulma/görme ögrenilebilir mi? Bilim adamlarinin da yapabildilerine göre görme teknigi olmasi lazim….. sa: Ana temaya katılıyorum ancak  şimdi yazsaydım (şu anda) Castaneda kavramlarını (birleşim noktası,nagual,ikinci dikkat gibi) kullanmazdım; çünkü CC bilmeyenler için yazı yarı anlaşılır duruma düşüyor! Bu biir. İkincisi, YENİ’leri dar aralıktan geçirmeyi başaranlar için bunu ifade temek ve hatta yaşamak, özellikle 2011 den beri kolaylaştı; çünkü büyük gök cisimlerinin dizilimleri eskiyi tarumar etmeye başladılar ve yeniler bu fırsattan faydalanacaklar ve eskisi kadar darbe almayacaklar. Tabi bu geçici bi rahatlama, ne kadar sürer bilinmez. Bu frekans, üçboyutlu eski dünyamız gibi kısa…

Kişisel Rüya Terapi Uygulaması
Duyuru , Eğitimler / 09 Ocak 2012

Her bir rüyanız, kendinizden gizlediğiniz hazineyi toprak altından yukarı size doğru fırlatan olağanüstü bir araç, eşi bulunmaz bir fırsat. Onları kendiniz olana dahil edebilmek için kişisel terapi uygulamalarımızı değerlendirin. Bu gerçekten de her birimizin eline en zahmetsiz, en tehlikesiz ve en ucuz  olarak verilmiş latif bir olanak. Rüyaların özel teknikle AYDIRILma işlemi, zihnen öğrendiklerinizle asla kıyas kabul etmez; çünkü her bir rüyanın ayması hücresel aydınlanmaya sebep olur. Hem sizi hem ilişkide olduğunuz her kişiyi ve her olayı etkiler, tüm bedenlerinizdeki rahatsızlığı şifalandırmakla, yeni enerjiye ve bilince uyumlandırır. Talepleriniz için lütfen buradan yahut mail adresimden randevu alınız. sevgilerimle Sibl Atasoy Rüya görüşmecisi Not. Rüyalar ve yöntem hakkında daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız.

DUYU’lara devam
esinti / 24 Aralık 2011

Yemek yapmak sizi uyarıyor mu? Uyarmalı. Çünkü duyusal. Duyusal. Önce her duyusal deneyimde onu koklamalı ve görmeli ve duymalısınız. Sonra yemelisiniz, ve o zaman onu saf dışı bırakabilirsiniz. Bir insan olmanın ne (harika) bir deneyimi! (Adamus) Bakınız nasıl yemek yapıyorum (Tıklayınız) ** Çıkıp da… “Evet, ben aydınlandım” dedikten sonra, gerçekten aydınlanıp aydınlanmadığını görmek için kapıdan çıkıp da kendini bir arabanın önüne atmazsın, çünkü bu aslında kuşku duymaktır. Güven ve huzur içinde her yere gidebileceğini sadece varsayarsın. Ama… insanların yaptığı şeylerden biri de bu. “Bunu test edeceğim. Az önce dedim ki, ‘Evet, ben aydınlandım,’ şimdi kaynar suyu alıp elime dökeceğim ki göreyim gerçekten…” diyorlar. (Adamus) Ah ben bunu senelerdir fark ederim ve bi çok kez de konuşmalarda dile getirdim. Hatta kitaplarımdaki karakterler de söylediler hep. Aydınlanma, “ya da her istediğinin olduğunu bilmek”, bi hadi test edelim o zaman hali değildir, olamaz da çünkü test etmek gerçekten kanıt aramaktır, kanıt aramak ise şüphedir ve şüphenin şeytan olduğunu biliyoruz 🙂 Gerçi eski zamanlarda işe de yaramıştı belki ama artık hiç gerek yok bunlara. Öyleyse nedir “her istediğim oluyor” hali? Sadece kendiliğindenlik! An’da bütünlüğün için gereken her şey oluverir. Bu kadar basit. Zihinle filan becerilebilecek bişey değil olsaydı ben de “secret” yanılsamasını yazmazdım zaten….

Kryon’dan benden ortaya karışık holografik esintiler
esinti / 18 Temmuz 2011

Birlikte, yalnız olduğumuzdan daha zekiyiz. Ve her birimiz, kendi dönüşümümüzden sorumluyuz. * Bir nesil ölür,bir diğeri doğar ve hepsi,anne ve babalarının nefret ettiği insanlardan,şeylerden nefret ederler.Sonuçta hiçbişey değişmez. * Tek gereken yalnızca BİR İNSANın bir adım atması ve nefretii sürekli kılmayacak bir bilinç yaratmasıdır.Daha önce yapıld, yine yapılabilir! * Bir ben var benden içeri, benden iyi; geçmişten gelen geleceğin temsilcisi. * Sen bi yol inşa edersen ve bazı insanlar o yolda yürürlerse, onları sen mi yürütmüş olursun? Hayır sen sadece yolu yaptın, üzerinde yürüme kararını onlar verirler. “Peki ya üzerinde bir kişi bile yürümezse, ne hissedersin?” “Bilmem sanırım başıma hiç gelmedi, er ya da geç bi kişi yürümüştür. Aslında bu olasılığı hiç düşünmemiştim! Başıma gelmeden bilemem, sanki şu an farketmez gibi geliyor; çünkü ben yol inşa etmekten zevk alıyorum.” * Zaman içinde merhamet duygusu hızla artar, bu değişmekte olan bilincin bir parçasıdır. Geçmişteki üstadların ortak özelliği merhametti. * Bazen potansiyeller öyle barizdir ki kendilerini yanıtlar gelmeden önce belli ederler! (soruyu kim sordu? Ona bunu sormasını kim söyledi ya da hangi şey gerektirdi, ona iyi bakın!) * Şiddet, şiddete karşı çare değil körük olur ancak. Ülkemize ve gezegenimize daha çok merhamet gerekiyor. *

Entegral Bakış
Felsefe ve Kuantum , YENİ DÜNYA / 26 Şubat 2010

Eski/Yeni Dünya -9 Bilincin, natürel enerjinin bir sapması olduğunu söylemekle başlayacağım. RA Bilgilerinde, bizim sistemimizin natürel enerjisinin sevgi olduğundan bahsedilmişti. Sonrasında bu akıştan sapmalar, alt sapmalar oluştu. Sapma kelimesinin kültürümüzde hoş bir anlamı olduğunu sanmıyorum. TDK’nın “Sapma” için fizik terimleri dışında verdiği tanım şöyle: İşlemlerin olağan sırasını bozarak, denetimi, adresi belirtilen bir işleme geçiren herhangi bir komut. İşte bizim bilinçlilik hali dediğimiz bireysel bilince geçiş, bu anlamda bir sapınç; ancak bunun, ne amaçlı bir edim (tarifteki gibi), ne de yanlışlık olduğunu söyleyebilecek konumda olduğumuzu sanmıyorum. Ben, kişisel olarak, bu sapmanın olduğunu kabul ettiğim yerden sonraki gelişmelere ve sonuçlara bakma yanlısıyım. Öncelikle entegral kelimesine ne anlamlar yüklemiş olduğumuza bakalım (Bir an Spinoza geldi aklıma, belki de kendi izini sürerken kavramları açıklamanın gereğine sadık bir bağlılık gösterdiği için onu andım.): Entegral: kelime bütünleme, bir araya getirmek, birleşmek, birleştirmek, kapsamak anlamına gelir. Aynılık anlamında değil, renkleri, gökkuşağı renkli insanların zikzaklarını, bütün harika farklılıkları tekdüze hale getirmek anlamında değil, genelde Kozmos anlamındadır. Sanata, ahlaka, bilime ve dine meşru bir yer veren daha kapsamlı bir bakış edinmek ve bunların hepsini Kozmik kekin sevilen dilimleri haline indirgemeye çalışmamaktır. Bu tarif, Ken Wilber’e ait ve bana tamamıyla uygun geldiği için aynen tekrar etmekte sakınca görmüyorum. Oldukça keskin…

Eski/Yeni Dünya -4
YENİ DÜNYA / 28 Ocak 2010

Çarşı her şeye karşı demezseniz, “düşünüyorum öyleyse varım” önerisine ilk duyduğumdan beri karşıyım. Aslında çocukken ve büyürken de buna benzer uyarılarla karşılaştık; “düşünmeden hareket etme!” gibi. Bu ve benzeri harekete geçmeyi zorlaştırıcı tedbirler, zaman içinde doğal refleksimiz halini aldı ve biz sadece düşünen ve konuşanlar olduk. Hareket yok, dinleme yok! Bildiğiniz gibi biz insanların üç besin maddesi var; su/yemek ve izlenimler. Daha sonra bahsedeceğim insanın merkezleri konusu da besinlerimizle son derece alakalı. Üst merkezlerle temasa geçebilmek inceltilmiş(kaba karşıtı olarak) besin tüketimi ile sağlanabiliyor. Özellikle biz şehir insanının su ve yiyecek konusunda seçim şansı çok düşük olsa da “izlenim” kısmı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. İnceltilmiş izlenimlerle beslenmeyi başarabiliriz bence. İnsanın su ve yiyecek hatta hava olmadan yaşamaya devam edebileceği süreler var, ancak izlenim olmadan bir saniye dahi yaşayamadığımızı biliyor muydunuz? Örneğin uykuya geçtiğimizde bile izlenim araçlarının bir veya birkaçı halen işliyor durumda, buna rağmen bilincimizi kaybediyoruz, bu sebeple eskiler uykuya küçük ölüm demişlerdi. Düşüncenin mekânı zihin, yani sanal belleğimiz korkunç bir bombardıman altında. Daha önce böylesi bir taarruz sanırım hiç olmamıştı. Bizim olmayan bilgiler, duyguların altında teslim bayrağını çekmemize az kaldı! Bu taarruzu durdurmak da büyük ölçüde elimizde ve yollarını herkes bilir aslında. Duygu&His ve hatta sezgi&içgüdü kelimelerimiz daha da karmaşık….

Eski ve Yeni Dünya-1
Felsefe ve Kuantum , YENİ DÜNYA / 21 Ocak 2010

Eski ve yeni Dünya enerjisinden, insanlardan, çalışan sistemlerden bahsedeceğim gerçi bu zor bir iş; çünkü Dualitik ve üçlü (geçmiş-gelecek-şimdi) zaman olgusuna sahip bir lisan kullanacağım. Bu durum yazılı ifadeyi nerdeyse imkânsız kılıyor. Konuşurken de aynı lisana mahkûmuz ancak bazı avantajlarımız var; kelimeyi sarf ederken içine üflediğimiz parıltı -bunu duyabilenler için- söz konusu engeli aşmamızı sağlıyor. Yine de deneyeceğim. Eski Dünya’da(ED) çalışan kanunlar, kabuller ve gerçekleri yadsımak adına bir çabam yok, nasıl ki Kuantum Kuramı Newton kanunlarının yanlış olduğunu göstermiyorsa, Yeni Dünya (YD) için söyleyeceklerimiz de eskisini dışlamıyor, onları içeriyor. Şimdi moda haline gelen “kapsama alanı” sözcüklerini beş yıl önce “Oyun Kuramını” yazarken sık sık kullanmıştım. İçerme/kapsama kelimelerine çok iş düşüyor, bu kelimeleri özümsemeden YD hakkında değil konuşabilmek, düşünebilmek bile mümkün değil. Özellikle yazının icadından bu yana insan üzerinde fevkalade büyük öneme sahip olan “zihin” olgusu YD’da önemini yitiriyor; çünkü hazırlıklar tamamlandı, şimdi uygulama zamanındayız. Bu aynen sınava hazırlanmak gibiydi, yeterli süremiz vardı, gece gündüz çalıştık, öğrendik. Bazılarımız ezber yaptı, diğerleri anlamaya çalıştı. Netice itibariyle öğrencilere tavsiye edilen, sınavdan önceki gece ve sabahında artık çalışmayı bırakmak, sakinleşmek ve kendine güvenmektir. Bu sebepledir ki, dünyanın her yanında, her çeşit isim altında; ibadet, meditasyon, gevşeme, yoga, nefes gibi zihni (iç konuşmayı) devre dışı…