Yeni Dünya’da olmasını istediklerimiz:
YENİ DÜNYA / 16 Kasım 2008

Önemli Not: Aşağıdaki “Yeni dünyada olmasını istediklerimiz” listesi, kamuya açık bir mekanda tamamen farklı kişilerce oluşturulmuştur. Siz de hemen yakında geçmekte olduğumuz YENİ DÜNYA’da olmasını istediğiniz herhangi birşeyi (Öncekilerle çelişmeyen ve dilbilgisi anlamında olumsuzlama içermeyecek şekilde) hemen ekleyin, dünyamız sizinle daha zengin olacak. 1.Kuşlar gibi aracısız uçmak istiyoruz 2. Hem gerçek hem de metaforik anlamları ile duvarlardan rahatça geçebilmek istiyoruz. 3. Telepatik iletişim güçlensin ve birincil iletişim halini alsın. 4. Sezgi gücümüz ve onu kaale alışımız artsın. 5. Gücünün ve onun gerektirdiği sorumluluğun farkında olan kadınlar çoğalsın. 6. Çocuklar hepimizin olsun. 7. Dünyadaki tüm insanları Yeni Dünya’ya dahil edebilmek için, ucuz, bol, doğayla uyumlu yeni enerji kaynakları keşfedilsin ve insanlığın tümünün kullanımına sunulsun. 8. Ölüm, şimdiki gibi tercihlidir; ancak Yeni dünya insanı bunun bilincinde olsun. 9. Yeni Dünya’da insanlar yaşamda kaldıkları süre içinde hep sağlıklıdır, hücre yenilenmesi hiç ara vermeden sürer, hep genç kalırlar. 10.Yaşlanmak isteyen için izin verilmiştir. 11. Yeni Dünya’da dualite işlevsel olarak kullanılır, tüm insanlar bunun bir mekanizma olduğunun bilincindedir. 12. Dünyayı ve evreni paylaştığımız, insan dışındaki tüm varlıklarla da kendimizi BİR tutuyoruz, varolma haklarına saygılıyız, onlarla eşit düzeyde iletişim kurmayı kabul ediyor, herşeyin özündeki zeki enerjiyle rahatça ve bilinçli olarak iletişim kuruyoruz. 13. Barış, aşk, sevgi, kardeşlik…

Yeni Dünya
YENİ DÜNYA / 03 Kasım 2008

Öyle bir yer olsun ki yaşadığım yer; Göz alabildiğine yeşil ve mavi Kelebekler de tabii, gökkuşağı renginde Vücudum bana ağır gelmesin, Sürüklemeyeyim onu ardımdan. Her neyi beğenirsem ona Konukluk edeyim bir süre Bazen bir ağaca, bir tavşana Ya da bir adamın içine Taşınayım. Oh ne güzel dünya Kira yok, kontrat yok. Aşk olsun yine yapıştırıcımız Dirimin sevinci, annemin şefkati Çocuklar hepimizin olsun Binalarımız büyülü taştan Kendiliğinden ışıyan. Vivaldi çalsın, ya da Shopen Yumuşak bulutlardan dökülsün mısralar Yağmur gibi ıslatsın ruhumuzu İçimizden çiçekler fışkırsın Dokunarak, koklaşarak ve öpüşerek İletişim kuralım, bizden önce Renklerimiz erişsin gideceğimiz yere. Dallarda rengarenk kokulu meyveler Yalnızca istediğimiz işleri yapalım Yakınlaşan yıldızları seyredelim Jüpitere gidelim, yıllık iznimizde Zaman öyle yavaşlamış olsun ki Biz hiç fark etmeyelim eskiyeni Geceleri bahçede ateş yakıp sevişelim Midelerimiz küçülsün, yemek için Meyveler yetsin, tükenmeyen Dallarında. Bir daha ASLA biriktirmek Zorunda kalmayalım. Can kulağı ile dinleyelim Bilgelerimizi, söyleşelim nazikçe dokunalım ruhlarımıza En nadide mücevhermiş gibi. Birleşik olmanın hazzına varalım Amacımız vermek olsun Daha çok verebilmek için seyyah olalım Evrende, ihtiyacı olan yerler bulalım. Kahkahalar ve cıvıltılar içinde Yaşam sonsuzca uzatılmış Kendini verme duygusu Coşkulu ve dingin bir orgazm olsun. Sa 02.03.04 ***   Uçacağız kuş sürüleri gibi Rüzgar yanağımızda olacak Konacağız denizin üzerine…

Pire Deneyi
Blog / 03 Kasım 2008

PİRE DENEYİ İlk kez bir pire resmi görüyorum. Yeterince büyütünce şeyler sevimliliğini kaybediyor galiba :)))   Herneyse, pirelerle yapılan cam tavan deneyini herkes bilir, burada tekrar etme niyetinde değilim (bilmeyenler varsa-iste versin google da aratıverin), bu deneyden sonra insanlar doğal olarak “yahu pirelerin başına gelenler biz insanların da başına  gelmiş olmasın” diye telaşa düşmüşler! 🙂 Oysa bu konu hemen tüm teolojik, felsefi önermelerin nerdeyse ilk ele aldığı durumdur. Gurdjieff’i de burada anmadan geçmek olmaz (bilenler bilir), yakın zamanlarda Hollywood filmleri, dizileri de bu konuyu dile getirmek üzere her türlü çabayı gösterdiler (matrix, dövüş kulubu, 13.kat, Truman show vs vs…). Bu konuyu benim gibilerin çoktan geride bıraktıklarından EMİNim. Benim aklıma başka bişey geldi!!! Bir haftadır yollardayım, bi taziye ve ardından bazı görüşmeler için İstanbul dışındaydım. Yollarda boş boş çevreyi seyrederken aklıma gelen bişeyden bahsedeceğim. Şimdi şu mahut “kanal bilgilerinde” insanlara gönderilen ortak bir mesaj var farkındaysanız, ağız birliği etmişçesine diyorlar ki; EYYY İNSANLAR TAVAN KALKTI, BİLESİNİZ! Haydaaaa… Biçok insan kanal tedavisi yaptırdığı halde bu mesajı dikkate alan pek yok gibi görünüyor bana. Bu bana ilginç gelmişti. İşte yolda (her zamanki gibi) sersem sersem bakınırken bu aklıma geldi. Ve beni aldı bi gülme! Arka sırada oturan bi teyze koltuk aralığından bana bi…

Şimdi Burada Kendin OL
Duyuru / 03 Kasım 2008

  Dostlarım,   Gençlere ve çocuklara yaratıcılıklarını gösterebilecekleri alanlar açmak için kolları sıvadık. Haydi iş başına diyoruz J   Şimdi burda kendin ol! Yeni alanımızda, yenidünyayı kurmak üzere, “şimdi burda kendin ol” projesi ile karşınızdayız. Bu proje kişilerin her türlü yeni fikir, hayal ve projelerine açıktır. Bize ulaşan her yaratıcı fikri dikkatle okuyacağız, her ay aralarından beş tanesini seçip bu sayfalarda yayımlayacak, sahiplerini elimizden geldiğince ödüllendireceğiz. Ve tabi asıl büyük ödül maviş dünyamıza verilmiş olacak çünkü bir kez dillendirilen hayal/proje artık gerçekleşmeye mecbur olur, ne zaman? Kim tarafından? Bunu tam olarak bilemesek de, gerçekleşmelerine vasıta olduğumuz için kendimizi mutlu ve başarılı sayacağız.   Katılım koşulları Katılımcılarda hiç bir yaş sınırlaması yok ve fakat hepimiz biliyoruz ki, insanda yaratıcılık kapasitesi çok genç yaşlarda en üst düzeydedir. Bana göre hepsi birer sanatkar olan bilim adamları da en büyük buluşlarını yirmili yaş ortalamasında gerçekleştirdiler. Katılımcılara bir tek uyarımız var: lütfen hayalinizi kurarken sınır tanımayın J   Proje katılım alanları Her alanda yeni ve yaratıcı fikirlerinizle katılabilirsiniz.   Katılım tarihi, Her ayın ilk günü ile son günü arası fikirlerinizi gönderebilirsiniz. Bu fikirler bir sonraki ay kurulumuzca değerlendirilerek sıralama ile yayınlanacaktır.     Neden böyle bir proje? Hemen şu an; yeni doğan çocukları, anne-babamızın ve…

İkibinyirmi2
Öyküler / 03 Kasım 2008

İkibinyirmi2   Bir Düğün Töreni – 1. Bölüm-   “Aşkım bundan emin misin?” “Eminim Beyhan. Sen değil misin?” Gülücük işareti ardından hayret eden adam işareti “Tabi, evet, eminim tabi. Ben ilk günden beri eminim sevgilim.” “O zaman ne duruyoruz?” “Haklısın Tansu. Çok heyecanlıyım. Dün gece annemleri arayıp söyledim.” “Yaa… Ne dediler?” “Aman ne diyecekler Tansu. Seni ne kadar sevdiklerini bilmiyomuş gibi soruyorsun” göz kırpma işareti. “Bu gün başvuruyu yapalım mı?” “Bugün mü?! Kalbim kuş gibi çarpıyo, bennn…” “Seni seviyoruuuuuummm” “Sana aşığıııımmmmmmm” “İşlerimi bitirince hemen yanına geliyorum. Biliyosun başvuru anında birlikte olmamız şart.” “Biliyorum. Tamam bekliyorum seni o zaman. Seni seviyorum tatlım.” “Ben de bayılıyorum sana. Yok… Ölmekle bayılmak arasındayım. Hadi şimdilik bay bay, işe dönmeliyim.” “Güle güle bitanem, mucukksssss”   Beyhan, ekrandaki küçük not penceresini kapatıp işine devam etti. Artık dünyada hemen herkes kendi tayin ettiği yer ve zamanda çalışıyordu. Bazı özel durumlar hariç, ofis ve çalışma saatleri tarihe karışmıştı. Bir saat sonra işini bitirip, yerinden kalktı. Küçük pencereden dışarıyı seyretti bir süre. Güzel bir öğleden sonra güneşinde, göz alabildiğine yeşil alanlarda bi kaç çocuk top oynuyorlardı. Onlara özendi. Biraz da heyecanını bastırmak için, spor ayakkabılarını giydi, dışarı çıktı. Tansu gelene kadar evde beklemek istemiyordu. Hemen evin çaprazında küçük bir…