Yine ALOHA
Urban Shaman , YENİ DÜNYA / 21 Nisan 2017

5.PRENSİP ALOHA: Sevgi birlikte büyümektir.   Alohanın Hawai dilindeki anlamı: Alo= şimdi ve burada bir deneyimi paylaşmak Oha=sevinç bulmak Aloha= Şimdi ve burada bir deneyim paylaşarak sevinç bulmak, işte bu sevgidir. * Yağmur ve güneş aniden karşılaşmalı ki gözümüzü kamaştıran, icimizi sevinçle dolduran gökkuşagı doğsun. Beklenmeyeni bekle gönül.

Deniz kablumbağası
Urban Shaman / 08 Nisan 2017

Dün gece yattığımda bir groklama deneyimi yapmak istedim. Neyi groklayacağıma dair bir fikrim yoktu fakat aniden deniz kaplumbağası geldi gözümün önüne! Muhtemelen iki gün önce instagramda onun suda yüzüşünü gösteren kısa bir video gördüğüm için olduğunu sanıyorum. İmgenin zihnimde belirmesiyle birlikte deniz kablumbağasını groklamaya niyet ettim ve beklemeye başladım. Her zamanki gibi uzun süre hiç bir şey olmadı. Defalarca bu kez olmayacak herhalde fikri geldi ve ona aldırmadım. Sonunda birden değiştiğimi hissettim, anlatması oldukça zor. Belli belirsiz bilgelik dolu bir gülme hissi ile geldi. Sanki hafifçe çökerek dev bir deliğin ağzına benzedim, karanlıktım ama aynı zamanda kozmozu tasvir eden sönük bir görüntü gibiydim. Hayatımda böylesi bir dinginlik yaşamamıştım. Zaman durmuştu, nefes almıyordum. Sadece kosmoza benzeyen o şey, ben vardım, tartışmasız huzur. Kıpırtısız derin bir sessizlik halinde kalakaldım. Zaman zaman sibel olan minik yüzdem şimdi ne olacak diyordu fakat bu soru geçip gidiyordu. Bu deneyimi tarif etmek öncekilerden çok farklı çünkü sadece sonsuz bir bir dinginlik-devinimsizlik var. Bunun hakkında daha ne söylenebilir bilemiyorum. Adeta Tibet rahip adaylarını kıskandıracak bir vecd hali. Çok uzun zaman bekledim belki bir değişiklik olur diye ama milim kıpırdamadı. Muhtemelen en uzun -dünya zamanı bakımından- groklama seansım oldu. Teşekkür ederek Deniz kablumbağasının enerji bedeninden ayrıldım ve o…

SPORCU İÇECEĞİNİ GROKLADIM
Urban Shaman / 03 Nisan 2017

ŞİŞEDEKİ MAVİ RENKLİ SPORCU İÇECEĞİNİ GROKLADIM 31.03.2017 Önümde mavi rengiyle şişede duran sporcu içeceğine bakıyordum ve henüz groklama deneyimim olmamıştı ( bilinçli olarak) Sakin bir an’ımdı, biraz havaya girdim ve şişedeki sporcu içeceğini (kısaca su diyelim) groklamaya yani –haline gelmeye niyet ettim. Başladım beklentisizce beklemeye, ne gelen bir vizyon var ne de suyun içinde mineralleri hissediyorum, bir akışkanlık hissi de yok. (iyi ki de beklentisizmişim !) Öylece boşlukta duruyoruz, bakışıyoruz, bir sakinlik var ve bu sakinlik bir anda beni dürttü. İşte o an anladım groklamaya başladığımı. Su, müthiş potansiyelinin çok net olarak farkında bir varlık. Dingin de durabilir hiç sorun yok ama o çok daha mutlu olduğu, kendi potansiyelini tamamen hayata geçirdiği anlar için, içten içe kaynıyor. Bu noktada 2 şeye ihtiyacı var 1) İtici güç; harekete geçmek için itici gücü aldığı ilk andan itibaren çok mutlu oluyor çünkü artık kendini gerçekleştirmeye başlıyor. Öylesine zengin bir potansiyeli var ki, öylece bir köşede durması heba olurmuş gibi hissediyor. 2) Niyet; Onunla ne yapmak istediğinin niyetini bilmek istiyor, kendisiyle konuşulması (sesli veya sessiz) hoşuna gidiyor. Suyu ister saksıya dök, istersen iç, istersen bez yıka ya da başka bir şey yap, onun için ne yaptığın önemli değil, o göreve her an hazır bundan…

Her Şey Rüya Görür
Urban Shaman / 20 Mart 2017

Sadece geceleri değil, 24 saat içsel rüya görmekteyiz. Bunu gerçek anlamda kavrayabilsek, muhtemelen problemler problem olmaktan çıkacaktır, ona göre algılamaya çalışalım bu cümleyi. Belki inanması zor ancak rüya tüm zamanlarda var ve biz zaman zaman onları dinleriz, onlara ayarlanırız. Bu uyum, biz yetişkin ve çocukları şiirler, romanlar, hayali gezintiler için cesaretlendirir. Pasif rüyacılar onları akışına bırakır ve rüyalarla birlikte akarlar. Aktif rüyacılar ise yaratıcı fantezilerle bir bedel olmaksızın hayalperestliğe geçerler. Bu olaylar hep Kahiki’de (orta dünya) geçer ve 7 prensibin mantığı ile çalışırlar. Gündüz düşleri , ikinci dikkat seyahatlerinin bir çeşidinden bahsediliyor. Şimdiye kadar yazılmış hikayeler, romanlar,şiirler vb gündüz düşlerinin sonuçları olarak ortaya çıkmıştır. Pasif rüyacılar , rüyalarını birine anlatmak, paylaşmak , bundan bişey çıkartmak kaygısı duymadan rüyalarla akarak yaşarlar. Bunları bir formata dökenler mesela bu gündüz düşlerini şiir , roman yapanlar aktif rüyacıdırlar. Gündüz düşü, bir hayale dalıp gitmektir diye tanımlayabilriiz. Mevcut ortamını fikrini ve duygusunu kaybetmeden ( ki kaybedenler de olabilir), hayali belirlemeye çalışmadan içine dalınır. O dalınan yerden yani o sıradaki seyahatten bir takım şeyleri hatırlayıp geri getirilebilinir ya da hiç bişey hatırlanmayabilir. Sadece insanların değil canlı-cansız tüme varlıkların, her şeyin 24 saat rüya gördüğüne dair varsayımla işe başlıyoruz. Belirgin bir objeye, onun gördüğü rüyayı bilmek niyetiyle dikkatimizi…

Bilinçli Haipule yapalım
Urban Shaman / 27 Şubat 2017

Dünyamıza Olgunluk, bilgelik ve merhamet içeren bir yapının hakim olması için Haipule yapalım. Haipule; yeni bir rüyayı oluşa getirmek anlamını taşır. Dış dünyanın rüyasını değiştirmenin bir yolu Kahiki’de (PO’nun Orta dünyası) yeni bir rüya yaratmak ve onun yerine geçmesini sağlamaktır. Haipule çok eski zamana ait bir uygulamadır: HAİ: Arzu veya ihtiyaç/Şimdi için bir teklif/Bildirim PULE: Dua/Olumlama/Sihirli büyü HA, yani derin nefes ve hatırlamayla güç verme anlamlarındadır. Yeni bir rüya yeterli enerjiyle gerçekliğe dönüşür. Haipule’nin 2 şekli var. Kısa Haipule: Her gün içsel rüyamızla gerçeğe dönüştürdüğümüzü öğrendik. Kısa Haipule, yani şu anda yaşadığımız hayat dediğimiz şey, iç rüyayla ortaya çıkmış olan dışsal gerçeklik. İç rüyanın bileşenleri, kişinin ve atalarının aldığı kararların, inançların, seçimlerin, duyguların, düşüncelerinin sonucu görülen bir rüyadır. Yani dışsal gerçekliğimizde istemediğimiz şeyler olmuş olabilir ve bunun sebebi daha evvelki kabullerdir. Hangi unsurun neyi tetiklediğini bilemiyoruz. Bunu öğrenebilmek için çeşitli yöntemler var. İç rüyanın dışa yansımasından memnun değilsek, öncelikle neyi değiştirmemiz gerektiğini bulmamız lazım. Dış rüyada memnun olmadığımız unsurların iç rüyada değiştirilmesi için bugüne kadar okuyup uyguladığım tüm yöntemler arasında, rüya görüşmeciliğinden daha gerçek bir yöntem bulamadım. Bu değişim süreci , o konunun önem derecesi, kişinin enerjisinin yüksekliği, kişinin o konuya ne derece odaklandığına göre değişir. Gördüğümüz rüyaları , rüya…

Gerçeklik zannımız YORUMLAMA sistemlerinden ibarettir!
Urban Shaman / 23 Şubat 2017

Algılarımızın dünyasında mutlak şeyler olmadığı için, hiçbir şey başka bir şeyle ilişkisi dışında tanımlanıp deneyimlenemez. Sözcüklerin anlamları koşullara bağlıdır. Bireyselliğin kazanılması, çevreyle İLİŞKİ anlamına geldiğinin anlaşılmasıdır. Huna Bilgisinde; Bütün sınıflamalar; potansiyel olarak faydalı ancak keyfi bulunur. Tüm ayrılıklar, sadece pratik değeri olan faydalı bir yanılsamadır. İnançlar deneyimlerimizin temelidir ve 3 e ayrılır : 1-Varsayımlar: sorgulanmayan, şüphe duyulmayan inançlar 2-Tavırlar: kuşku içeren ama deneyimleri etkilemeye devam eden inanç durumu. 3-Manao: yeni bilgiler ışığında kolayca değişen inançlar. İnançlarla kendi gerçeğimizi yaratırız. Tüm varlıklar gibi insanlar da günün 24 saati rüya görür ve bu rüya kişinin gerçekliği olarak onun çevresinde belirir. Bu gerçeklik 3 kategoride sınıflanır: 1- Öznel gerçeklik: (Pono’i) Neyin iyi kötü, ahlaklı olduğuna dair kişinin inançları. 0-6 yaş arasında hatta anne karnındaki zaman da dahil inançlarımızın %95”i oluşuyor ve bebeğe ana dili ile belletilir. İnançlarımız, kararlarımız ve seçimlerimiz sebebiyle içimizde kesinleşmiş olan iç rüyanın görünür hale gelmesi, kişinin öznel gerçekliğidir. 2- Nesnel gerçeklik: paylaşılmış gerçeklik. Madde ve olgular anlamına gelir. Şeylerin tavır ve görüşlerden sözde bağımsızlığını anlatır. Çevremizle ilişkimizin, görünüş ve yorumun; maddi dünyayla pratik ilişkisinin gerçeğidir. 3-Maoli: Titreşimden kaynaklanan inanç. Bu gerçeklik, Öznel olarak başlar ve sürekli zihinsel yansıtmayla nesnel gerçeklik olur. Gerçek bizden ayrı bir şey değildir. Urban shaman…

Aumakua
Urban Shaman / 15 Ocak 2017

“Sizin öz varlığınız en yüce öğretmendir. Dıştaki öğretmen yalnızca bir kilometre taşıdır. Sizinle birlikte hedefe yürüyecek olan ancak içteki öğretmendir; çünkü o hedefin ta kendisidir.” de ilk ve en sevdiğim öğretmenlerimden Maharaj Bazı literatürlerde Yüksek Benlik adıyla yer bulan içimizdeki öğretmen, ebeveyn, ruhun temsilcisi Hawaii şamanlığında Aumakua adını almıştır ve bilincimizin Kane bölümünde ikamet eder. Korkunun kökeni acı beklentisidir. Yaratıcı imgelemin şimdiki ya da geçmiş zamandan bir noktayı alıp geleceğe projekte etmesi neticesinde kurmaca bir acı deneyimi oluşturmaktır. Temelinde acı beklentisi vardır. Hatta bu beklentinin daha evvel yaşanmış olması bile gerekmiyor, öğrenilmiş olması bile yeterlidir. Korku asla şu an’ın malı değildir. Geleceğe dair kurgulanmıştır ancak sorun şu ki, Ku(beden hafızası) doğal yapısı gereği bunu bilmez. (Ku’da özne-zaman yok), dolayısıyla zihnimize giren her şey geçerli ve şimdi eylemidir, bedeni negatif stres döngüsüne sokar. *

Vücuttaki armoniyi/ahengi yaratmak
Urban Shaman / 27 Aralık 2016

Urban Shaman 2. seviye şöyle başlar: Vücuttaki armoniyi/ahengi yaratmak. Hastalık, savaş ve çatışmanın bir sonucuyken, İyileşme buradaki barış ve armoninin sağlanmasıdır. Bu öğretide tüm hastalıkların bir stres tarafından oluşturulduğu düşünülür. Şifa ile ilgili tüm Hawaii sözcükleri enerji akışının sağlanması çağrışımı yapar ve stres bağlantılı gerilimi serbest bırakmak anlamına gelir. Stresin yol açtığı tüm gerilimlerin, salıverme ve gevşeme döngüsünü tamamlayamadığında ilgili kaslarda depolandığını ve hastalık adı verilen sonucun böyle ortaya çıktığını biliyoruz. Öyleyse stresten uzak duralım diyebilir miyiz? Bunun mümkün olmadığını preshamanlar biliyor 🙂 Çünkü bu dünyadaki her şey strese sebep olur, kötülüğünden yanlışlığından değil sadece limitsiz -tanımsız- bir şeyin daracık bir kapta yer bulma uğraşıdır varlık aleminde olmak. O halde Stres-gerilim-salıverme-rahatlama döngüsünün bozulmaması hayatidir biz insanlar için. Her insan kendisine en uygun gevşeme yolunu/yollarını bulur, daha önemli olan bunu yaşadığı sürece periyodik olarak yapabilme -nefes alma gibi- kararlılığını sürdürebilmesidir. Şu haber linkindeki gibi bir mekanizmadan bahsediyorum, ayrıca tüm organlarımızın kas yapısının olduğunu da akılda tutmak lazım. Psoas Kasıyla ilgili esinlendirici şu yazıya göz atmak isteyebilirsiniz, tıklayınız. Stresin kaynağı dirençtir. Hawaice ismi Ku’e, ayrı durmak anlamına gelir. Naturel direnç, yürüdüğün yolun, yaslandığın duvarın seni taşıması gibidir. Yaratımdan gelen fiziksel limitler gibidirler. Değişikliğe ve adaptasyon esnekliğine açık olması şartıyla her şeyin yerli…

Objektif Dünya
Urban Shaman / 06 Ekim 2016

Temel inanç veya varsayımlar, birinci farkındalık düzeyi olan Objektif Dünya’ya hizmet eder, bu “her şey ayrıdır” varsayımının iskeletidir. Bu varsayım; sınıflamayı, kategorilere ayırmayı, klasik fizik kanunlarını, sebep ve sonuçlar hakkındaki çeşitli felsefeleri mümkün kılar. Gerçekliğin varsayımlarla bağını görmek ve kabul etmek insanlara oldukça zor gelir çünkü o şeyler o kadar açık ve mutlak gelmektedir ki, olabilecek tek doğru ya da gerçek gibidirler. Oysa bütün deneyimler kişinin deneyim hakkındaki varsayımlarıyla tutarlı olma eğilimindedirler. Bu tıpkı pembe renkli bir gözlük takıp onu taktığını unutmak gibidir. Eğer onu taktığını hatırlayamazsan daima pembe rengin naturel ve dünyanın olabileceği tek renk (mutlak) olduğunu sanırsın. Bu durumdan uyanışlardan önce bazı tutarsızlıklar gelir, gözlük kaydığında- rüyada/vizyonda- kenardan kıyıdan örneğin yeşil bir dünya görüverirsin. Ve belki sonrasında kendine diğer seviye farkındalıklara açılmaya izin verirsin. Şamanlar, objektif dünyanın, görebilmenin yegane yolu olmadığını mümkün olduğunca çabuk kavrarlar. Şüphesiz bu kavrayış beraberinde, “her şey ayrıdır” varsayımının sunduğu deneyim bolluğunun faydalı bir biçimde kullanılabileceği fikrini ve imkanını sunar. *