Tavuklar ve Ben
esinti / 22 Ocak 2017

Dostumuz Seyit Bey ile küçük bir sohbet: Ben: Şu anda toprak olarak bildiğimiz şey nedir biliyor musun? Dünya var olalı beri tüm varlıkların ölülerinden oluşan birikinti. Tabi bu, lav kayalarının üzerine serili  Ve toprağın ne denli üretken olduğunu biliyoruz! S.Ö: Anlıyorum ki.. Bağışıklık Sistemimizi güçlendirmek gerek.. ama nasıl? Merhaba. Ben: Peki Nasıl? SÖ: Siz varsınız ya! Aloha.. Ben: :)))) Peki sadece saksı gibi dursam yetiyor mu, yoksa bi şey yapmam gerekir mi? SÖ: Sevgili Azizem.. Tanıdığım günden beri.. eşelenen akılsız bi tavuksunuz.. aklı bu kadar önemseyen bi toplumda.. sizin kadar aklı dışlamış.. ve eşeleyip-çıkardıklarını.. sadece spor için.. hep başkaları ile karşılıksız paylaşmış bi saksı ve her nasılsa benzeşmiş bi tavuk ile rastlaşmadım.. Siz benim bağışıklık sistemimin öz’üsünüz. <3 Fark etmeyip faydalanmayanlar düşünsün. 🙁 Aloha.. Ben: Güzel tarif ettiniz Seyit Bey, bunu kopya edip saklayacağım, olur da tavuklar için bi daha biçimsiz bi şey düşünecek olursam kulağıma küpe olsun diye   Teşekkürler  

Kurumsallaşmış dinler
esinti / 19 Aralık 2011

Kadınlar bağlarını kaybetmediler, kadınların tinle hala doğrudan doğruya bağlantıları var. Sadece bunun nasıl kullanılacağını unuttular, ya da daha doğrusu, erkeklerin bu bağlantıya hiç sahip olamama durumunu taklit ettiler. Binlerce yıl erkekler kadınların bu bağlantıyı unutmalarını sağlamak için çabaladılar. Mesela, kutsal enginizasyonu ele alın. Kadınların bu dolaysız bağlantıya sahip oldukları inancını kökünden sökmek için yapılan sistematik bir tasfiye idi bu. Bütün organize dinler, kadınları daha aşağı bir yere koymak için yapılan çok başarılı bir manevradan başka bir şey değildir. Dinler kadınların daha aşağı olduklarını söyleyen tanrısal bir kanunu delil gösterirler.(tıklayınız) fa: kadınları durdurmanın yolu tek tanrılı dinler mi?daha doğrusu kadınların önüne engel koymak gerekiyordu bunun için tek tanrılı dinler mi devreye girdi?yada bütün dinler mi? İskit kadınları yada islamiyet öncesi Türk toplumlarında kadınların yönetimde eşit haklara sahip olduğunu duymuştum.hatta islamiyet öncesi Türk toplumlarına bir islam elçisi gönderiliyor.bir bakıyorki hakanın yanında karısıda var.durum gari…bine gidiyor.Tabi kadın adamların yanında bacağına açıp kaşımaya başlayaınca elçi artık dayanamayıp tepki gösteriyor.Bunun üzerine hakan elçiye hitaben,mal burda sen çok cesaretliysen yan gözle bakarsın değilse susrasın diye cevap veriyor.acaba çevresel koşullada kadının toplum içindeki yerini edtkiliyor mu.sonuçta bunlar bozkır toplumu.hatta yörüklerde bile kadının yeri hala erkeğe neredeyse eşit durumda..bu konuda sizler ne düşünürsün bilemiyorum tabi. sa: Tek tanrılı…

Güç Öyküleri-Carlos Castaneda
Carlos Castaneda / 28 Ağustos 2011

“Bu zehiri yokeden panzehir işte burada,” dedi don Juan toprağı okşayarak. “Büyücülerin açıklaması, tek başına ruhu özgür kılamaz. Kendinize bakın. Onu biliyorsunuz, ama bu hiçbir değişiklik yaratmadı. Şimdi her zamankinden daha yalnızsınız, çünkü sizi koruyan varlığa karşı duyulan kararlı aşk olmadan, yalnızlık tek başınalıktır. “Yalnızca bu ihtişamlı varlığa duyulan sevgi bir savaşçının ruhuna özgürlük getirebilir. Ve özgürlük, tüm aksilikler karşısında duyulan neşe, etkinlik ve kabulle-niştir. Son ders bu. Her zaman son ana, kişinin ölüm ve yalnızlığıyla yüzleştiği o ıssızlığa bırakılır. Sadece o zaman anlamlıdır.” Don Juan ve don Genaro ayağa kalktı ve kollarını gererek bellerini doğrulttular, belki de oturmak bedenlerini hamlaştırmıştı. Kalbim hızla atmaya başladı. Pablito’yla beni de ayağa kaldırdılar. “Alacakaranlık, dünyalar arasındaki geçittir,” dedi don Juan. “Bilinmeyene açılan kapıdır o.” Elinin bir devinimiyle üzerinde durmakta olduğumuz tepenin sınırlarını gösterdi. “O kapının eşiği işte burası.” Sonra tepenin kuzey kenarını gösterdi. “Kapı orada. Ötesinde bir uçurum var, uçurumun ötesinde de bilinmeyen.” Don Juan ve don Genaro Pablito’ya dönerek vedalaştılar. Pablito’nun gözleri büyüyüp sabitlenmişti; yanaklarından aşağı yaşlar süzülüyordu. Don Genaro’nun bana elveda deyişini duydum, ama don Juan bir şey söylemedi. Don Juan ve don Genaro Pablito’ya yanaşarak kulaklarına birkaç şey fısıldadılar. Sonra bana geldiler. Ama bana tek kelime fısıldamalarına gerek kalmadan o…