Ama bu tam bir peri masalı

Şimdi “Ama bu tam bir peri masalı.” diyeceksiniz. Ah, öyle ama peri masalları ne harikadır! Bilirsiniz, bazen bu masalları okursunuz ya da bu konuda filmler var artık. Sinemadan çıktığınızda ya da kitabı bıraktığınızda, “Güzeldi ama yalnızca bir peri masalıydı” dersiniz. Ama o süre içinde ne olduğunu size söyleyelim. İnsan duyularınızla dokunamama ya da tadamamanız, Dünya’da -fiziksel olarak- elle tutulur olmamaları, gerçek olmadıklarını göstermez. Tümüyle gerçektir. Ve bugün size iletmek istediğimiz tek nokta varsa, o da tümüyle gerçek olduğu konusudur. Düşünceler, imajlar, rüyalar, peri masalları –hepsinin de bir etkisi vardır. Belki, gerçek olabilmesi için belli fiziksel özelliklerin olması gerektiğinden bahisle, gününüz bilmi ya da fiziği bunu gerçek olarak nitelemiyor. Ama gerçeğin, düşündüğü şey olmadığını bilim bile buluyor. Ve bunu bulmaya devam edecekler. Yeni bir fizik türünü gösteren inanılmaz ve şaşırtıcı keşifler yapacaklar. Ve biz de buna “Yeni Enerji Fiziği” diyeceğiz. Gerçek olması için madde halinde bulunmak gerekmiyor. Ve siz soruyorsunuz: “Tobias’ın kulübesi ne kadar gerçek? O bir peri masalı mı?”. Ah, evet öyle. Ama gerçek tam içine inşa edildi. Her ne kadar sizin dünyanızdan değilse de, sizin dünyanızı etkiliyor. Daha önce, laboratuar/laboratuarlarınızın bu dış katlarda olduğunu söylemiştim. Bu dış katlara, fiziksel olmayan katlara girersiniz. Ve bir çok çeşidi vardır. Değişik şekilleri…

Yine fark etmez :)
esinti / 22 Aralık 2011

Tanrısallığın basitlik, yalınlık olduğunu fark ettiğinizde – o kadar yalın ki, şu an bildiğiniz insan zihniyle onun sırrına erişmek, derinliklerine varmak mümkün değildir; o yalnızca hissedilebilir, yalnızca deneyimlenebilir – öylesine yalın ki, karmaşa/zorluk oyununu oynamaktan vazgeçersiniz. O, öylesine parlak bir duruluktur ki, onu anlamaya çalışmaktan vazgeçer ve sadece yaşarsınız. Bu gerçekten zamanların en iyisi ve gerçekten zamanların en kötüsü. Ve gerçekten, fark etmez. (Tobias-2009) ** Bir Kadını Öldürmek (2004) kitabında defalarca geçiyordu fark etmez 🙂 Terasta yıldızların altında oturuyorduk. Yediğimiz yemeklerin artıkları hala masada duruyordu, ışık yakmamıştık. Öylece kendi sandalyelerimizde sessizce oturuyorduk. Böyle ne kadar zaman geçtiğini ne o zaman ne de şimdi bilemiyorum. Birden bir genişleme duygusu başladı, önce ikimiz ve aramızdaki masa, derken bütün bina, boğaz, İstanbul… Tam olarak tarif edemeyeceğim bu deneyim ilk kez bu kadar güçlü ve başka birinin yanında oluyordu. Sanırım genişlemenin bir aşamasında “ne oluyoruz” endişesi duydum, ona baktım. Öylece ileriye doğru bakıyordu (her zamanki gibi). Dayanamayıp konuştum. Deneyimi dillendirdim ve bitti. Ben o HALi heyecanla ona anlatırken, o sakince dinledi ve çoğunlukla yaptığı gibi “bak seeeennn” dedi. En sık kullandığı iki kelime budur, diğeri de “fark etmez”. Hemen geriye dönüp bir durum değerlendirmesi yaptım ve geçen süre içinde “hiç düşünmemiş” olduğumu kabul etmek…

Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi-1
YENİ DÜNYA / 02 Ekim 2009

Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Yeniden hoşgeldiniz, Şambra. Dünya’nın, yaratının, sizin, bu güzel enerjisine hoşgeldiniz. Şimdi buraya girerken kokuyu aldım… içerdeki enerji, sanki daha yeni yağmur yağmış gibiydi. Yağan yağmurun arkasından ormanda ya da çayırda yürümenin nasıl bir şey olduğunu bilir misiniz? Taze ve temiz kokar, hayat dolu ve gelişim içinde, ve bugün sizin enerjiniz işte böyle kokuyor.  Zorluklarla dolu çok, birçok yaşamdan geçtiniz. On yılda, ruhsal anlamda, ilkokul, lise ve üniversiteyi bitirdiniz, şimdiyse yüksek lisans (master) için hazırız. Yeni Enerji Gizem Okullarını yeniden başlatmaya hazırız. Gizem Okulları’na son verdiğimizden bu yana 300 yıldan fazla geçti. Bir ara vereceğimizi söylemiştik, çünkü o zamanlar fazlasıyla sosyal ve politik baskılar vardı. Ayrıca, bu Yeni Enerji unsurunun nihayet gelmesini beklediğimizi de biliyorduk, ve o gelene kadar yeniden başlayamazdık. Ve şimdi burada oturuyoruz. Farklı bir biçimde geri gelmek ne büyük mutluluk; bu etkinlik zamanında buraya gelen Kırmızı Meclis üyeleri, bizim her bir üyemiz – gerçekten mezun olmuş, kendi hakkına sahip çıkan üstatlar olarak her biriniz – bugün bana eşlik ediyor ve biz bu inanılmaz yolculuğumuzun bir sonraki aşamasına geçmeye hazırlanıyoruz. Ve yolculuğun bu sonraki aşaması farklı olacak. Farklı olacak. Bir dakikaya kadar bundan söz edeceğim. Tobias’a Teşekkür Ama şu anda, Tobias, ya da…

To Be Us (Biz Olmak)
Blog / 12 Eylül 2009

Ama size küçük bir ipucu vereyim. Bu, sandığınız şey değildir. Siz büyük, muazzam ışık patlamaları bekliyorsunuz. Süper-zekâlı olmayı bekliyorsunuz. Psişik yeteneklere sahip olmayı, büyücü olmayı bekliyorsunuz. Bunlar eski insan zırvalarıdır. Tanrısallığın anımsanması kesin yalınlıktır. Saflık. Onun bu insanca büyüklüğe gereksinimi yoktur. Dalaverelere gereksinimi yoktur. Başka insanları etkilemeyi gereksinmez. Ve daha da önemlisi, kendini etkileme gereksinimi içinde değildir. Herhangi bir şeyi düzeltmesi gerekmez. Hele hedeflere hiç ihtiyacı yoktur. Hedefler çok insancadır. O saftır ve yalın, sade, ve kendi içinde tamdır. Böylece, ben bir yandan enerjimi Sam’e akıtıp bedenlenirken, biraz laflayalım. Ama sizi, bu geri dönüş, geri gelme, Sam ve benim bağlantımızı gerçekleştirme deneyimini hissetmeye davet ediyorum – çünkü siz de kendi bağlantınızı gerçekleştiriyorsunuz. To Be Us (Biz Olmak) Dün Kuthumi size bir tarih anlattı, benim geçmişimin birazını. Atlantis’teki zamanlardan ve Yeraltındaki zamanlardan söz etti. Ve Dünya’ya geri gelmekten ve Tobias’ın geçmişinden söz etti. Ama ben sizinle bugün biraz daha fazlasını paylaşacağım. Ben, gerçekten de, Tobias’ım – en azından birkaç değerli dakika daha – ama Tobias kavramının tümü aslında hepimizdir. Hepimiz. 2500 yıl önce Tobias olan benim ruhsal varlığımdı, ama bu, hepimizin yaptığı bir anlaşmaydı; sevgimizi birleştirecektik, arzumuzu birleştirecektik, Tobias – To Be Us (Biz Olmak) – denen bu şeye kendimizi birleştirecektik….

Derin bir nefes alın
Blog / 28 Ağustos 2009

Derin bir nefes alın. Bu enerjinin, bu günün, yaşamın böyle kutlanmasının tadını çıkartın. Kryon’un özü hâlâ bizi kuşatıyor – onu burada, sahnede hissedebiliyorum. Kuan Yin’in özünü, Pleaidiaslıların özünü, White Eagle (Beyaz Kartal) ve Mark’ın, Şef Joseph’in özünü (önceden yapılan kanallıklara atıfta bulunur), ama en çok da tek tek her birinizin özünü. Yoğun. Burası çok yoğun. Biz konuşurken de genişliyor, ama siz bunu zaten biliyorsunuz. Hissedebiliyorsunuz. Bir an için yeniden-dengelenelim Ah, sevgili Şambra, ben sizi şimdi derin bir nefes almaya ve kalbinizi ve bedeninizi açmaya davet ediyorum. Konuya girmeden önce bir dakikanızı buna ayırın. Bedeninizin kendini şifalandırmasına izin verin. O, bu güvenli alanda bunun nasıl gerçekleştirileceğini bilir. Enerjileri nasıl dengeleyeceğini bilir. Kendini daha yüksek bir titreşime nasıl getireceğini bilir. Ha, bazen anlamadığınız şeyler yapar. Neden bir hazımsızlık ya da sırt sorunu yaşadığınızı anlamayabilirsiniz, ama bedeninize güvenin. O size karşı çalışmıyor. O sizdir. Nasıl dengeleyeceğini ve onaracağını ve şifalanacağını bilir. Ona hemen şu anda bunu gerçekleştirmesi için izin verin ve bunu da üstünkörü yapmayın. Kafasını karıştırmayın. Onu zorlamayın. Ona aşırı ilaç vermeyin. Derin bir nefes alın ve bu şahane alanda zihninizin kendini dengelemesine izin verin. Zihniniz, şimdiye kadar hiç yaşamadığı bir işlemden geçiyor. O hem sizi hem de kendini, aklınızı özgür bırakıyor….

İsis ve Adem’in Öyküsü
YENİ DÜNYA / 14 Haziran 2009

Ben burada biraz mecazi konuşacağım, ama aslında gerçeklik payı da büyük. Biz daha önce içinizdeki türlü farklı enerjlerden söz ettik – aydınlık, karanlık; ying, yang; eril, dişil. Biz burada İsis ve Adem öyküsüne geri gideceğiz, ki bunlar temelde içinizdeki eril ve dişildir. Ama ben bunu aynı zamanda başka bir dualite anlayışını ifade etmek için de kullanacağım, ve bu da, ruhunuzun içsel ve dışsal ifadesiydi. Uzun zaman önce, Tüm Var Olan’ı terk ettiğinizde, ve sizi Dünya’ya getirecek yolculuğunuz sırasında Ateş Duvarı’ndan geçtiğinizde, esas ayrılığı yarattınız, ve bu da, içe bakan canı, sizin şimdi ruh, tanrısallık dediğinizi ve dışsal ifadenizi, yani boşluğa yolculuk edip gerçeklik yaratan parçanızı yarattı. Dışsal ifade, sonunda  Başmelekler Düzeni yoluyla bir tamamlanma ve gerçekleştirme için Dünya gezegenine gelecekti. Dualite kavramlarını, mecazı kullanarak, İsis ve Adem’den söz edeceğiz, ama bunların benliğin içsel ve dışsal yanlarıyla – aydınlık ve karanlık, her karşıt dualiteyle – ilişkili olduğunu anlayın. Adem enerjileri İsis’i terk ettiği zaman, muazzam bir acı yarattı, çünkü bu iki enerji özde aynıdır. Hep birlikte olmaları öngörülmüştü. Onlar hep aşıktı. Böylece İsis ile Adem arasındaki ayrılık meydana geldiğinde,

Değişen Dünya
YENİ DÜNYA / 30 Mayıs 2009

Şifacı, danışman, uygulayıcı olanlarınız, kendinize her ne diyorsanız, sizler rehbersiniz. Başkalarına yardım ediyorsunuz. Ha, ve onlardan geldiğini hissettiğiniz acıyı ne kadar temizlemeye çalışsanız da, onların sorunlarını çözmeyi ve herşeyi onlar adına yerli yerine oturtmayı ne kadar derinden isteseniz de, ve bunu onların gerçekleştirmesi gerektiğini bilseniz de, bunun bir kısmını içinize alıyorsunuz.

Sorumluluk kimde?
Blog , YENİ DÜNYA / 18 Mayıs 2009

Sorumluluk Kimde? Son zamanlarda yaşamınızda, özellikle de son Şaud’dan beri olup bitenlere geçiyorum. Ve bu enerji devam edecek, benim ayrılmamla ilgili etkinlik yüzünden değil, ama hepimiz Şambra olduğumuz için ve hepimiz bir bilinç yarattığımız için. Bu enerji herhalde yaz sonuna kadar sürecek. Şu ara yaşamınızda olup bitenlerin büyük bir bölümü – yaşamınızdaki bazı zorlayıcı noktalar, sizin dışsal meydan okumalar diyeceğinizin bazısı – şu ara meydana gelen şeylerin büyük bir bölümü ve yaz sonuna kadar da devam edecek şeyler, size gelen, suratınıza bakan ya da bazen kaçmaya çalışan size ayağını uzatıp çelme takan, ama aslında size, yaşamının yaratıcısı gerçekten Sen Misin diye soran enerjilerdir. Patron gerçekten sen misin? Sahip gerçekten sen misin? Yönetici, İdareci gerçekten sen misin? Şimdi, birlikte başladığımızdan beri bundan söz ediyoruz – Yaratıcı Dizisi’nde ve hatta öncesinde. Bu anlayışı, bu kavramı biliyorsunuz. Sözlerin tümünü biliyorsunuz, ama bu şimdi gerçekliğinize geliyor. Veçhelerinizin enerjileri size soruyor, “Burada gerçekten yönetici sen misin, yoksa sadece öyleymiş gibi mi davranıyorsun? Gölgelere geri düşmeye çalışıyor musun?” Son zamanlarda birçoğunuz fiziksel sorunlardan geçtiniz ve neler oluyor diye merak ettiniz. Ve biraz panikliyor, sonra da duygusal ve zihinsel oluyorsunuz. Bu her zaman iyi bir karışım değildir – yani duygusallık ve zihinsellik. Çok güçlü bir kokteyldir, çünkü…

İnsan Bilincini Hissedin
YENİ DÜNYA / 20 Nisan 2009

Ben Dünya’da, şimdiye kadar hiç görmediğim bir hareket görüyorum. Bazı esin dolu politik liderler var. Ama bazı çok Eski Enerji liderleri, çok sıkışıp kalmış politik liderler olduğunu da görüyorum, ama siz, hizmet konusunda gerçekten bencil olmayan, ve gerçekten esin dolu yepyeni bir lider türü ve yepyeni bir lider kuşağı/nesli görüyorsunuz. Ve siz onları biliyorsunuz, ve ben de biliyorum, çünkü Yeni Dünya’daki zamanı bizimle birlikte paylaşan onlar. Eski olanlar – Eski Enerji politika ve iş liderleri – Yeni Dünya’ya gitmezler. Orası onlara çekici gelmez. Ama şimdilerde  hükümetlere yolunu bulan yepyeni ve esin dolu bir insan kuşağı var. Ve onlar şu anda iş dünyasındaki değişimle birlikte iş dünyasında ortaya çıkacaklar. Onlar şu anda tıp ve psikoloji ve spiritüellik alanlarında hak ettikleri ya da kendi yerlerini alıyorlar. Böylece, sevgili Şambra, ben şu anda Tek Bir Dünya Düzeni ile ilgili birçok kişinin yaymaya çalıştığı bu sert tepkiyi, bu korkuyu ve bu komployu görüyorum. Tekrarlıyorum, buna bir de kendiniz bakın, ama uzun, çok uzun zamandır ilk kez dünya birleşiyor. Ve dünya birleşmek için mükemmel bir fırsata sahip, çünkü, biliyorsunuz, çoğu insan – çoğu insan, büyük bir çoğunluk – başka bir şeyin olduğuna inanıyor. Bir ruh dünyası var. Bir, sizin Tanrı diyeceğinizin dünyası var, ve bunlar…