Anon ve Karanlıktan Sonra
Kurgulardan Haberler / 23 Mayıs 2018

Anon “Anon”, herhangi bir mahremiyetin, cahilliğin veya anonimliğin olmadığı bir dünyada geçiyor. Bu dünyada şahsi anılarımız kaydediliyor ve neredeyse hiç suç işlenmiyor. Bir insan bu sistemin içinde adsız ve kimliksiz olup, üstelik sistemin içine girebilirse neler olur? Androidlerden değil insaninsanlardan bahsediyoruz, insanın gözüne girilip onu izlemek mümkün mü? Anılarını silmek nasıl olur? Fena bir film değil bence, oyuncular da iyi. * “You Were Never Really Here”, Cannes’da Lynne Ramsey’ye En İyi Senaryo ödülünü getirirken, Joaquin Phoenix’e de En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandırmış Çocukken baba şiddeti gören, ezilen ve sonrasında yine şiddet dolu bir hayat süren Joe, mesleğini geride bırakmış ve hayatını, seks ticareti için kaçırılan kızları kurtararak kazanmaya başlamıştır. Yozlaşmış New York senatörünün kızını kurtarması için kiralandığı zaman ise bir komplo ağının içine sürüklenir. Bu derece dram ve şiddeti hiç gürültü çıkarmadan anlatıyor yönetmen, usulca ve içe işleyerek. Ben çok beğendim *

E’BU dur :)
esinti / 12 Ocak 2012

EBU’lardan çok güzel sonuçlar almaya başladık. Sanırsam zaman bizim yardımcımız oluyor. Senelerdir parça parça yaptığım uygulamalar, kişisel terapiler EBU’da öylesine hesapsızça bütünleniverdi ki, ben bile bu işe şaşmaktayım. Entegral seviye için, yani ikinci düşünce katına adım atabilecek insan sayısının artacağına dair yeniden ümitlendim. Gerçi sonuçta varoluşumuz için her şey mükemmeldir, olabilecek kadarı oluyor. İşaretleri algılayabilmek sadece kolaylaştırıcılar 🙂 (EBU için tıklayınız) ** Yapılmaması gerekenleri yaparak öğreniyoruz ve tersi de tabi. Zaten gerekler ve doğrular insan uydurması! Esas o-ğ-lan bilincin, biz insanlar vasıtasıyla an be an gelişmesi 🙂 Bi şeyin insana basit ya da kolay gelmesi için, o şeyi “hatırlıyor” olması gerektiğinden emin oldum artık; çünkü anlamak zihinle yapılıyor ve hızı da kapsamı da düşük, oysa hücresel bi ayma işlemi müthiş hızlı ve kolay, o da önceden deneyip bilmişlik gerektiriyor (Rüyaların aydırılmasını da yabana atmayalım). ** Galiba işte bu sebeple hepinizi frekanslar diye selamlıyorum her gün 🙂 Biricikliğimizin şerefine… ** Bu Yaşayan bebiş kendine (Y) diye bi imza edinmiş. Bu benim aklıma “Yan oda” kampanyasını anımsattı. Çok güldüm. Vay yan oda vayyy!!! Yerim seni… Yok yani yemiceem sadece bi sevme terimi bu, yanlış filan anlamasın bebiş. Gold lion’s gonna tell me where the light is, Gold lion’s gonna tell me where…

The Big Bang Theory
esinti , Oyun/Film felsefeleri / 20 Aralık 2011

The Big Bang Theory Dizisini neden seviyorum? Roller çok güzell seçilmiş ve tabi komedi olması hedeflendiği için çok güzel abartılarak, karikatürize edilmişler. Bi tane kuramcı fizikçi bilim adamı var. Hemen yanına bi de deneysel fizikçi konulmuş. Bunların karşısına iki mühendis konularak, olay nasıl işliyor gösterilmeye çalışılmış. Tabi hemen karşı dairede bilimle hiç alakasız ama çok güzel ve empatisi gelişmiş bir sıradan (kesinlikle sıradan değil çünkü kızın empatisi fevkalade gelişkin)insan tiplemesi yerleştirilmesi harika bi kurgulama. Bunların güncel hayatları, anneleri (evet özellikle anneleri çok dikkat çekici),  ilişkilerinin gelişim yönleri, harikulade. Ekşi Sözlükten seçmeler: genel olarak 3 ana karakter, 2 de yardimci karakterden olusmakta dizi. leonard hofstadter: dizide penny adli hatuna yanik bas karakterlerimizden biri. gercek hayata ve duygulara diger karakterlere gore daha uyumlu gorunuyor. celiski icinde yasiyor gidiyor garibim, bir taraftan ruhundaki “geek” lige ihanet edemiyor, ote taraftan da normal bir yasam ve iliski icin can atiyor. sheldon ross (edit: sheldon cooper olacak. aychovskynin belirttigi uzere o sirada olasilik calistigimdan boyle bir dil kaymasi oldu galiba): leonardin ev arkadasi. bence en komik karakter. ama dikkat edilirse, her ne kadar leonard’a arkadas ve yoldas olarak gonulden bagli da olsa duygularini aldirmis biri olarak gorunuyor. arkadasin empati yetenegi yok diyebiliriz, o yuzden insanlarla iletisimi…