Gözlenebilir Evren ve bikaç şey daha…
Güzel Haberler / 05 Haziran 2019

Evren içerisinde herhangi bir noktadan, herhangi bir yöne doğru bakıp, teorik olarak görebileceğiniz en uzak mesafelerin oluşturduğu küre, sizin “Gözlenebilir Evren”inizdir. Bunun için özel bir terime sahibiz, çünkü ışığın hızı sabit. Dolayısıyla, ışığın Evren içerisinde ilk defa var olduğu andan, bize ulaşana kadar geçebilecek süre de belirli: En güncel analizlere göre 13.82 milyar yıl. Diyebilir miyiz? Hayır. Bu sadece yarı çap olur. Ayrıca bulunduğunuz gezegene ve baktığınız yöne göre de değişir. Hele evrenin tahmini büyüklüğünden hiç bahsetmeyeyim, sayı bombardımanı yormasın ama isterseniz tıklayıp yine de bakın. * Araştırmacı Dr. Camilo Rodriguez 1980’li yıllarda “Bu problemimize bir çözüm üreteceğim” dediği zaman ülkesindeki meslektaşları örnek bir tavır sergileyerek her türlü yardım için laboratuvarlarının kapılarını açmışlar.Dr. Rodriguez, büyük zorluklarla geliştirdiği laboratuvarında bugün ülkesinin tüm aşı ihtiyacının yüzda 70’ini karşılayacak bir kapasitede çalışıyor, 21 değişik aşı üretiyor.Akciğer kanserine karşı geliştirdiği Cimavax isimli aşıyla doktorların 1 yıl ömür biçtiği akciğer kanseri hastalarının ömrünü kanser hücrelerine saldıran antikor oluşturarak ve kanser hücrelerinin çoğalmasını sağlayan EGF hormon oluşumunu engelleyerek yıllarca uzatabilmiş.Gerek kendi ülkesinden gerekse dünyanın dört bir yanından akciğer kanseri teşhisiyle yaşama umudunu kaybederek Küba’ya giden hastalardan elde edilen başarılar sayesinde Dünya Sağlık Örgütü ve FDA, Dr. Rodriguez’in ayağına gitmiş.Bu tedavinin 20 yılı aşkın başarısına rağmen kanser…

Yapay zeka endişesi ve bir Şiirimsi
esinti , Şiirimsiler / 05 Şubat 2019

İnsanlar atom bombası yaparken ya da atmosfer de delikler açıp küresel ısınmaya yol açarak dünyanın sonunu getirebileceklerini hiç düşünmeden birbiri ardına teknolojik devrim yaparak, bunların hepsini büyük bir başarı elde etmiş olmanın iştahı ile yapmışken, şimdi YAPAY ZEKA konusunda neden bu kadar titizleniyor? Neden gün geçmiyor ki bu ve benzeri makalelere rastlıyoruz? İnsanlar mı eskiye oranla daha akıllandı? Yoksa Bu endişede bilimkurguların öngörülerinin mi etkisi var? Ya da belki şundandır; Dünya batarsa batsın ama İNSAN hakimiyeti sürerken batsın, yapay zeka hakimiyeti ile değil? Belki de cevap sadece iletişim çağına girmiş olmamızdır? Daha önce yapılanları da tehlikeli bulanlar oluyordu belki ama onların endişeleri bilim camiasını aşıp bizim gibi sıradan halka ulaşamıyordu. Human’ın sonu mu geliyor? Fakat bundan daha da fazla endişe edilen yapay zekanın insanın patronu olması bir şekilde insana hükmetmesi! Atom bombasını icat eden bilim insanları yıllar geçtikten sonra bu olayın başarıları arasında olduğunu unutmaya meyilli olurlar Sanki atom aniden kendiliğinden patçalanıvermıştir! Terminatör filmleri ve daha iyisi Sarah connor dizisi bunu öyle güzel anlatır ki hayranımdır. Bence seyretmeyen kalmasın 🙂 *

Ekonomik Büyüme Dini ve Terminatör
Duyuru , YENİ DÜNYA / 28 Temmuz 2017

Ekonomik Büyüme Dinine inananlardan mısınız? Ya da bütünlüğünüzün yüzde kaçı bilinçli, yüzde kaçı bilinçsiz inanıyor bu dine? Gezegenin ekolojik dengesinin bozulup yaşanmaz hale gelme hızı ile, başka bir gezegen bulup 7 milyar insanı oraya taşıma teknik ve ekonomisinin sağlanması hızının birbirini karşılayabileceğini sanıyor musunuz? Bu soruyu acil ve işlevsel buluyor musunuz? Bu çerçevede ekonomik büyüme dinine inanç oranınızda bir fark oluştu mu? Oluştu ise bu fark gündelik uygulamalarınıza ne şekilde yansıyacak? * Not: tabi bu soruları kendime de sorup ciddi cevaplar alabilmeyi umuyorum * Gün gelir google ya da facebook benim yerime oy kullanabilir ne de olsa bizden daha çok şey hatırlıyo kendimiz hakkında! Gerçi onlar da hata yapabilir diye eklemiş Harari homodeus’ta 😳liberalizm, yaşambilimleri sistemi beni benden iyi tanıdığı gün çökecektir diye de eklemiş 🙃🙄😃

Heroes’un dengesi
YENİ DÜNYA / 16 Şubat 2009

Heroes’un dengesi Terminatör lehine bozuluyor mu? Açıkçası gidişattan pek memnun değilim, sanırım yeni senaryo ekibi tam uyum sağlayamadı, son bi kaç haftadır resmen kıvrandıklarını görüyorum. Bir yazar olarak bunun ne demek olduğunu az çok bilir gibiyim. Zaten eski dünya kurallarıyla yeni dünyayı anlatmak nasıl mümkün olabilir ki! Bu sezon başladığında dizinin dualite çukuruna yuvarlanmakta olduğunu hissetmiştim, neyse, hala bir yerlerden döneceklerini ümid ediyorum. Gelelim Terminatör’e… Yazarlar beni heyecanlandırmayı başardı, Heroes’da düşen grafik (bana göre tabi) Terminatör’de sistemli bir biçimde yükseliyor. Doğrusu yazım ekibinde neler olduğunu merak ediyorum, nasıl oldu da birdenbire böylesine geniş ve katmanlı bir bakış durumuna geçtiler?! Ve tabi Cameron’ı bi yere doğru götürüyorlar fakat benim ummaya bile çekindiğim yere varabilecekler mi? Hayal gücünü nereye kadar zorlayabileceklerinin sınırı insanı heyecanlandırıyor. Hayal dünyası da CC’deki birleşim noktası kavramını son derece destekler biçimde çalışıyor. Eğer çok uzağa bir yere fırlatır ve onu şimdi’nin gerçekliğine bağlayamazsanız, şimdiyi dönüştürme gücünü açığa çıkaramazsınız. Tabi yine de işe yaramaz değil, hayal edilen olmak zorundadır, onu zamanın ilerisine doğru fırlatılmış bir tohum gibi görürüm. Fakat Yeni Dünya’nın kapımızda olduğu bu kritik zamanda dönüştürücü türünden hayallere  daha fazla ihticamız olabilir. Son zamanlarda gerek Amerika’da gerekse uzak doğuda (az sayıda izlemiş de olsam) yapılan film ve dizi filmler…

Uzun Yoldan geldim.
Blog / 21 Ocak 2009

İnsanları öyle seviyorum ki… Biliyorum bunu söylemek çok iddialı geliyor kulağa fakat bunu çoğu kez hissediyorum. Kendimi de severim ben herşeye rağmen, hep sevmişimdir, hayal kırıklığına uğrattığım, hatta kızıp sinirlendiğim zamanlar bile sevmişimdir. Kendime karşı amansız bir öğretmen yanım olmuştur ve çoğu kez hem öğrenci hem öğretmen yanımla, bi nevi bu iki kişi ile çok kalabalık hissettim kendimi. Başka insanların da böyle olup olmadığını merak ettim. Bazen onları ayrıştırmaya, tanımlamaya kalkıştığım da olmuştur, hangisi öğretmen hangisi öğrenci diye; olmuyor, tam yakalamaya çalıştığımda birden yer değiştiriyorlar, onları yakalayamıyorum. Hafızam pek iyi değildir, kendi kişisel tarihime göz atabildiğim nadir sahnelerden çıkarsadığım kadarı ile, bu ayrışma on yaşlarından sonra olmuş gibi geliyor bana, önceleri çok keskin değildi ilişkileri, yıllar geçtikçe tartışır oldular, kırıcı bile oldular bazen. Sonra nasıl olduysa yeniden iyi geçinmeye başladılar, şimdilerde bazen iki kişi olduğumu unuttuğum oluyor günlerce, hatta aylarca! Dün bir arkadaşımla sohbet ederken, -konu nerden geliyordu hatırlamıyorum bile- birden kendi sesimi duydum, şöyle diyordum; “insan olmayı öğrendim ben!” İlginçti, yabancılaştırdı beni bir an; fakat çok doğruydu, öylesine ağızdan kaçmış sözlerin çoğu gibi doğruydu. Bu nasıl olabilir, hala anlamakta zorlanıyorum, neden herkes gibi 0-6 yaş arasında öğrenememiştim de bunun için onlarca sene geçmesi gerekti! Neden?! Çok mu geriydim, çok…