Güç Modelleri

“Kuantum fiziği bizi, uzay ve zaman anlayışımızı değiştirmeye çağırır, fakat böyle bir değişikliğin her birimizin kişiliğinin merkezine yönelik olduğunu kabul etmek zorundayız.” Der D.Zohar “Önce, en düşük bilinç olan, ama çok güçlü olan şey hakkında konuşalım. Düşük bilincin inanılmaz güç taşıdığını, yüksek bilincin de inanılmaz güç taşıdığını anlayın. Ama, düşük veya yüksek onun etki gücünün ölçüsü değildir, daha çok sadece titreşimin ölçüsüdür. Bunu frekans ile karıştırmayın, çünkü bunun teknolojisi lineer değildir. Modellemede görülen şey düşüncenin titreşimidir ve nereye gidebileceği veya nereye gidemeyeceğidir ya da nasıl kısıtladığı veya genişlettiğidir. Güç veya kuvvet çok derindir. Bunu zaten biliyorsunuz. Nefretin gücü kötülüğü ve korkuyu yaratır ve çok kuvvetlidir. Korkunun gücü, eğer dikkatli olmazlarsa ulusları köleleştirebilir. Geçmişten bunun gücünü biliyorsunuz. Bunun gelecek olan enstrumanda yaratacağı spesifik modeli, o özelliğe sahip olan bir bireyle onu ölçmeyi konuşalım. Düşük bilinç son derece basit ve temel modeller yaratır. Bu modeller kuvvetli bir çember yaratır veya yayar – diğer yüksek titreşimlere bir engel oluşturmak için bir araya gelen enerji akışı. Bu, bireyin veya bireyin yarattığı bilincin enerjisinin etrafında bir çember olarak görünür. Çember desenli bir hapishaneye veya tekrarlanmayan temel bir fraktala benzer. Kendi içinde kendini taşır ve model kendi çemberinin dışındaki hiçbirşeyin farkında olmaz. Kuvvet, onun o kadar…

Geleceğe projekte edilenler
esinti , YENİ DÜNYA / 05 Aralık 2015

“Bundan önce, gezegeniniz güneşin aktivitesi (heliosfer) vasıtasıyla farklı bir şekilde canlı olan bir atmosfere sahipti ve manyetik ızgarayı insanlığın DNA’sını en azından %50 geliştirebildikleri yere kadar yüklüyordu. Hatırlayın, siz şu anda %30 – % 35 tesiniz. “Bir dakika Kryon, geriye gittiğimizi mi kastediyorsun?” Evet. En sonunda, bunun kanıtını bulacaksınız – ileri uygarlık. Eğer ileri bir uygarlığın parçası olduğunuzu hissettiğiniz yaşamlarınız varsa, öyledir. Bunun nedeni teknolojinizin değil, bilincinizin ileri olmasıydı. Bilinciniz ile şu anda yapamadığınız şeyleri yapabiliyordunuz ve bunları kolayca yapabiliyordunuz. Kendi bedeninizi kendi bilincinizle iyileştirebiliyordunuz. Yoktan gerçek madde yaratabilenler vardı. Tüm bunlar mekanik cihazlarla değil, ileri düşünce vasıtası ile. Size gerçekte henüz düşünülmeyen bir prensip veriyoruz: “Bilinç fiziktir. O fiziksel gerçekliği etkileyen gerçek, ölçülebilir bir alandır.” Öfkeli olduğunuzda hiç bilgisayarınız bozuldu mu ya da ampul söndü mü? Nasıl? Bu fiziktir?” der Kryon   Teknoloji artışının bilinç artışı anlamına gelmeyebileceğini sık sık yazıyorum. Bunu söylemekle teknoloji karşıtı olduğumuz anlamı çıkmasın tabi. Benim kitaptan mini bir alıntı: “Bilimi seviyorum, onun anlayış derinliği yüksek insanların elinde teknolojiye dönüşmesini istiyorum. Tanrı Anu’nun oğulları Enlil ve Enki’nin anlaşmazlığı da buydu sanırım.” Ayrıca okumayı/seyretmeyi sevdiğim ve yazdığım Bilimkurgu türünün de çok değişik fazları var bir çoğu yalnızca mevcut realitemizin daha abartılmış şekilde sunumudur. Bunları seyrederken muhtemelen…

Sarsılmış Hissediyor!

Evet sarsıldım çünkü Nuh filmini izledim. Beni sarmayacagini dusunerek vizyona girdiginde seyretmemistim, ustelik Russell Crowe’u da severim. Neyse ve bu sozleri yazarken ayni anda seyretmekte oldugum I Origins filmindeki kiz şöyle dedi: “tanri rolunü oynamayi seviyorsun degil mi?” Galaksiler aşkına!! Onu tam ben soyleyecektim nuh’a ve kız repligimi aninda çaldi! Fakat burada dehset bi ironi var, o bunu bilim adami rolu oynayan kocasina diyordu, ben de peygamber rolu oynayan Russel/Nuha demek üzereydim. Hayir hayir her sey bu kadar eszamanlı olamaz, hem ne geregi var! Hayir hayir önceden bileyim, ya da ben yaptim oldu, hem ne fark eder 🙂 Yaratımın ikili doğası, varlık alemi, hiçlik alemi gibi birçok insanı düşündürmüş konular var. Bizler insan olarak sadece belirli aralıkları algılayabilenleriz ve bu limitler değişse , artsa azalsa bile algımız her daim varlık aleminde olur (Bakınız BKÖ ve oyun kuramı), bu sebeple konuya pratik değerler açısından yaklaşmak kafidir. Bu başlıktaki ana fikir, tanrı rolü oynamanın tehlikeli olduğuna dair fikir birliğine varıp, kardeş kardeş yasamaya gönüllü olmak 🙂 Ayrıca şu da var, henüz lineer düşünce sisteminden çıkamamışken, paralel gerçeklikleri, çok boyutluluğu, sonsuz sınırsız şimdiyi yaşamıyor ve sadece hayalini kurmak için debeleniyorken tanrı konusunu önümüze koymak resmen yeni doğmuş bebeğin önüne ispatlanması mümkün olmamış bir matematik…

Ben’im, ebediyim.
YENİ DÜNYA / 31 Temmuz 2014

Doğarsın 18 yaşına kadar ailen senin Vasin tayin edilmiştir. Onların seni yetişkin olarak (kendi ehliyetine sahip olarak) hayata mezun etmeleri gerekirken, bu yapılamaz çünkü anne baba zaten kendileri yetişkin olmamışlardır! Böylece çocuklarına kendi vasilerini (dinsel,kültürsel, siyasi) her ne ise fark etmez empoze ederek onları yolcu ederler. Bu hikaye böyle bin yıllardır sürüp gider ama şimdi gerçekten yetişkin olmak ve vasilerinizden ayrılmak kendi öz hakkınız olan ehliyetinizi elinize almak ve bunu ilan etmek isterseniz, bu yol her zaman açıktır. Ben’im diyebilmek için en uygun şimdi. Bunu diyebilen kişi bir yetişkin olur ve sadece kendisi için değil tüm ataları, biyolojik ve ruhsal ailesi için beklenen özgürleşmeyi aynı anda sağlar! Tıpkı her bir hücrenin aynı anda haberleştikleri gibi, geçmiş ve gelecek olmaksızın, sonsuz bir şimdiye adım atarlar.

Barış, bayramdır.
esinti / 28 Temmuz 2014

Barış, bayramdır. Barış… Hücrelerinde, bedenlerinde, ailende, sokakta, yurtta, dünyada, galakside, evrende barış. Savaşmadan, anlayışla gelen barış, bayramdır. Korku, ayrılık bilincinin belirtisi. Çoğalma da korkunun belirtisi. Bana diyorlar ki; “ne yapılsın yani, üçüncü köprü de yapılır, üçüncü havaalanı da yapılır, bunlar için ağaçlar, göletler, hayvanlar, biraz hava biraz su feda edilir mecburen. Gelişim için insanlık için başka ne yapılacak ki?” Bu görüşe -inanca- sahip insanlarımız. Bilim elli sene önce 200.000 kişiden fazla yerleşim alanları uygarlığımızı sona doğru ilerletir demiş, tüm araştırmalar, analizler ve hesaplar bu sonucu veriyor. Her yerleşim bölgesi kendi yiyecek içeceğini kendi sınırları içinde üretebilmeli, kendi sınırlarında dönüşüme uğratabilmeli. Meğer ki insanlar bu gerçeği bilmeden bunca dengesiz yerleşimler oluşturmuşsa, bilgiyi öğrendikten sonra neden dengelenmeye çalışmaz? Neden hala lineer düşünmeye ve yaşamaya devam eder? Neden tek yönde, tek çare varmış gibi davranır? Ayrılık bilinci, korkuya, korku çoğalmaya, çoğalma paylaşma hırsına ve savaşa sebep olur. Böyle inanır ve yaşarken, eksikliği had safhada hissedilen maneviyata, dine, sonsuz kaynağa yönelmek pek tabi değil mi? Burada ve şimdi dengelenmek, önceki doğruları revize etmek, kendilik bilincinin sorumluluğunu almak ve yaşarken ölüp dirilmek yerine, ölümden sonraya yatırım yapmak ve binlerce nesil yapıldığı gibi bu zor kararı hep çocuklara, torunlara havale etmek de ancak “mümkün”ün bu olduğunu…

Hizmete Talip Olmak
esinti , YENİ DÜNYA / 01 Nisan 2014

Hizmete talip olmak ilginç bi kavram. Üzerinde derin düşünmek lazim. Benim aklima nedense Lemuryanlar hakkinda okudugum bir bölüm geldi. §u minval üzerineydi: “Bu toplumun bütün temeli paylaşmaya dayanıyordu kimse bir başkasından daha iyi olmak için bilgiye sahip olmazdı eğer herhangi bir kişi tekamül yolunda geride bırakılırsa bu durum tüm tekamüle zara verici olarak görülürdü. Bundan dolayı herkesin aynı düzeye erişmesine yardım etmek bir sevgi işi haline gelmişti. Bu spiritüel insanların zihinlerindeki hedef her şeyi Yaradan’ın titreşimine eşit olan bir titreşime yükseltmekti bu yüzden Hiçbir varlık bütünün tam desteği olmadan öğrenmeye bırakılmazdı ve bu konseylerin evrensel bilgiyi toplayıp uygun üyeler vasıtasıyla yaymalarıyla yapılırdı.Bir konsey 12 üyeden oluşuyordu ver her birine yine 12 kişiden oluşan ve her bir üyeyle ilişki ve etkileşime giren bir alt-konsey atanmıştı 144 kişilik bu konseyin her bir üyesinin , sekiz kişiden oluşan ve saptanmış varlık gruplarından elde edilebilecek tüm veriyi toplamaktan sorumlu olan bir konseyi vardı Herhangi bir konseyin herhangi bir üyesinin yerine bunu isteyen bir başkası geçebilirdi sizin yerinizin tekamül etmekte olan başka biri tarafından alınması bir onurdu çünkü bu sistemin sağlam olduğunu kanıtlıyordu. Bu düzenleme her varlığın herhangi bir pozisyonu dolduracak kadar bilgili olmasını temin ediyordu ki bu da hiç kimsenin bir otorie pozisyonunda olmadığı…

Amerikalılar aileye neden taktı?
esinti , Oyun/Film felsefeleri / 08 Nisan 2012

Kan Bağı; aileden milliyete uzanan hazin bir öykü. Amerika’da neler oluyor? Neden sözleşmiş gibi en dolgun içerikli film ve dizi filmlerde bile müthiş bir aile propagandası var. Sadece herhangi bir örnek olarak geçen gün yayınlanan Demages’ın bir bölümünden bahsedeceğim. Multi zengin bir ailenin babası bir şükran günü kutlamasının ardından tüm faaliyet ve kazancının hile ve kandırma olduğunu ve artık bunu sürdüremeyeceği bir noktaya geldiğini ailesine açıklar. Yaptığı iş, hepimizin Saadet zinciri olarak bildiği piramit modelinin kusma noktasında açığa çıktığı sistemdir. Kısaca ne olduğunu hatırlatayım: Saadet zinciri, Doksanlı yıllarda ortaya çıkmış bir para kazanma sistemi olan piramit sistemin halk arasındaki ismidir. İngilizce ismi pyramid schemedir. Klasik çok katlı pazarlama (multi level marketing) sisteminin devşirilmiş bir modeli olarak da adlandırılabilir. Ağ pazarlama veya MLM’nin aksine ortada bir ürün veya hizmet bulunmamaktır. Tamamen para ile para kazanma metodu üzerine kurulmuştur. Herneyse, dizide nereden zengin olduklarını hiç bilmeyen tüm aile üyeleri, babanın bu açıklamasıyla şok olurlar. O güne kadar işlerle ilgisi olmayan evli, çoluk çocuklu ve çok dürüst olarak bilinnen OĞUL, bu itirafı duyar duymaz, şükran gününün ertesi sabah durumu savcılığa iletir. Böylece hile ortaya çıkar ve baba tutuklanır. Babanın bir kenara para saklamış olduğu üzerine oturtulan senaryo gereği, avukatlar aldatılan ve batan sade…

Dürüst olabilir miyim?
esinti / 26 Mart 2012

YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Şimdi aşağıda sunacağım kısa alıntıya bir göz atmanızı rica ediyorum. Bu metnin içine sığmış insanlık olgusunu -eğer ilginizi çekerse- konuşmak istiyorum. Neler oluyor? * ADAMUS: … Beni yaşamlar arasında takip ediyorlar, evet ve o sendin, geçmişte Gizem Okullarında, bana Kont derdin: Kont St Germain. Yüzüme öyle derdin ama diğerleriyle arkamdan konuşurken şöyle derdin “Evet, ona Kont diyorum çünkü gideceği bir gezi ya da seyahate çıkacağı günleri sayıyorum”. (Ç.N: İngilizce Kont ve saymak fiili aynı (count) kelimedir.) KERRI: Beni tamamen yanlış anlıyorsun. (kahkahalar) ADAMUS: Oh hayır, tatlım. Ohhhh hayır! Hayıırrr! Ama harika zaman geçiriyoruz. Ve kısmen… Dürüst olabilir miyim? (Dürüst olabilir miyim diye üç kez sorar ve evet cevabı aldıktan sonra durumu söyler) ADAMUS: Güzel. İnanılmaz bir gücün, inanılmaz bir ışığın var ama hepsi karışmış ve bulanmış, durumda. Hepsi… Mofo bunun için iyi bir kelime mi? Hepsi karmakarışık durumda . * YENİ’den DOĞAnlar Kulubü beni yönet-bana ne yapacağımı söyle sendromu—sonra da şikayet ediyim….izdeşçilik-takipçilik kolay gelir ..dışarıda güç-otorite arama- YENİ’den DOĞAnlar Kulubü gölgeme bakmaya -ona hayran olmaya ya da nefret etmeye devam ediyim..yeter ki sorumluluk alınmasın.. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ölçme-kıyas yapabilmek için dışarıda tutma..- imajını kapsayamama ve dışlama -yansıtma- YENİ’den DOĞAnlar Kulubü aklıma şu geldi acaba dışarıda birine kendimizi…

Rüyacılar, inorganik varlıklar
esinti / 16 Kasım 2011

Çözemediğin bi problem konusunda inat etmeyi bırakıp ara verdiğinde, sabah genelde problemi çözersin çünkü gece psişen o konuyu güzelce incelemiş olur. Yani herkes aslında rüyalarda çalışır sadece rüyacılar değil. Tek fark onlar rüyada olanları yönetemez ya da yönetmeyi tercih etmez. ** Sorumluluğu almamak için attığımız manasız taklalar şaka gibi. Z.M. Olimpiyatlarda o taklalara puan veriyorlar.. 🙂 herşey nasılsa öyle tam ve güzel..o taklalarda bir şeyleri geliştiriyordur ki atlıyodur..çocuklar hangi adelesi gelişme safasındaysa onu geliştiren hareketi çok sık yaparlar ve bir gün o hareketi gerektikçe ve yeterince yapmaya başlarlar(denge).. SA. Söylediğin doğru ama çocuklar(ve yetişkin olamayanlar) için. İşin şaka kısmı bu değil, yetişkin olamayanların sanki yetişkin olmuş pozuna girerek edim ve yaptırımlarda bulunmayı hak görmelerini kastediyorum. Yetişkinliğin yaşla ilgili olmadığını eklemeye lüzum yok. Sorumluluğu kendi dışında soyut ya da somut bişeylere yıkıp, beleşe ahkam kesmenin dayanılmaz hafifliği hakkında konuştum sanırım. ** Don Juan’a göre fiziksel beden ile enerji bedeni, biz insanoğullarının aleminde birbirlerini dengeleyen yegane enerji biçimlenmesiydi. Bu yüzden bu ikisinin dışında hiçbir ikiciliği kabul etmiyordu. Beden ile zihin, ruh ile ten ikiciliğin enerji bağlamında hiçbir dayanağı bulunmayan sadece zihin kaynaklı sıralamalar olduğuydu. Don Juan, herkesin disiplin yoluyla enerji bedenini fiziksel bedenine yaklaştırmasının mümkün olduğunu söylemişti. Normalde ikisinin arasında mesafe muazzamdı….