Manevi alanlara Yöneliş

Dünyada özellikle son 30 yıldır giderek artan oranlarda manevi alanlara yönelindiği biliniyor. Bunların içerikleri, dinler, uzak doğu öğretileri, şamanik olgular ya da amerikanın modernize ettiği ve bir çok başlık altında öne sürülen tüm yöntemler dahilinde değişse bile amaç aynı; maneviyata yöneliş. Fakat bu “manevi  yönelişin”hangi amaçla böylesine hızlandığına dair gerçek bir araştırma var mı bilmiyorum. Bana sanki teknolojinin sıçrama yapışı ve acımasız bir büyüme gösteren kentleşme, doğadan kopuşla gelen yalnızlaşmanın bir sonucuymuş gibi geliyor. Yani aslında insanlar bu boyutun gerçekliğinden kaçmak için uğraşıyor gibiler. Bazı kişiler bu gidişatı engellemek için manevi arayışı küçümseyip çeşitli aktivitelerde cesurca yer alıp bizzat ellerini taşın altına koyuyorlar, bu da ayrı bir grup oluşturuyor kanımca. Yukarda belirttiğim yöneliş sebeplerinden eksik bıraktığım şey ise bilinçlenme arzusu; bunu hangi sebeple talep ediyoruz diye baktığımızda kısaca “görüş alanımızı” artırmak, hayatla daha kolay baş etmek, problemlerimize daha geniş perspektiften yaklaşıp onları anlayabilmek ve sonuç olarak İLİŞKİLENDİRME kabiliyetimizi artırmak diyebiliriz.  Eski yazılarımda ben de sık sık belirttim; “şimdi ve buradan başka zaman-uzay” yok ki nereye kaçacaksınız diye sordum. Yanlış anlaşılmasın, tüm bu arayışları gayet olumlu buluyorum fakat amaçta bir aksama seziyor, hatta bunca yıl sonunda fiilen gözlemliyorum. Bazen kişilerin kendi farkında olmadıkları biçimde; ya bu dünyada elde edemedikleri farklı güç/güçler…

Tohum Islahı
esinti / 25 Ekim 2012

Hem kişisel hem de devlet eliyle tohum ıslahı yapılır. Bu ne zaman başlamıştır, ıslah nedir? Neden gereklidir? Gerekli midir? Bu konunun PAN ile bi ilişkisi var mı? * Dünyamızda diye sahiplendiğimiz insan yapısı her şey, erkeklerin dar görüşleri ve üstelik bu görüşe olan nerdeyse sınırsız inançları, inatlarının, korkusuzlıklarının (hekurasları) ve fiziksel enerjilerinin birleşiminden oluşan bir pakettir. Şüphesiz ki somut olarak ortaya çıkan bu insan yapısı şeylerin arasında sayısız bilinç seviyeleri var, bunların sebebini merak ettiyseniz, annelerine ve eşlerine bakmalısınız. * Anneyle bebek arasındaki kaynaşma-ayrılma-bağlanma ilişki modelinin izi bizde tüm yaşamımız boyunca kalır. Yeni girdiğimiz mahrem ilişkiler (gerçek aşk) ve onlardan doğan yeni ilişkilerde tekrarlanır. İlk füzyon (eriyip kaynaşma) halinde benlik diğer benlikle bir olur, ayrılırken her biri yeniden kendi bireyselliklerini kazanmak için savaşırlar ve bağlanırken her biri kendinin kendinden daha büyük yeni bir ortak gerçeklik içinde olduğunun farkına varır. Bu sebeple bazı ustalar, görmüş geçirmiş insanlar AŞK’ı böylesine yüceltmiş ve bizlere hedef olarak göstermişlerdir. Bu aşık olduğumuzda yaşadığımız o müthiş farklı boyuttan ziyade yukardaki SENTEZleme işleminin bir hayat boyunca mümkün olduğu kadar çok yapılabilmesi içindir. Aşkın kutsallığı işlevi itibariyledir.Aşk, aşkınlaşmak içindir. Bunu hatırlamakta yarar görüyorum. * Her zerre yeksan (tektir), her zerre raksan (dans eder). Sufi deyişi

YENİ, Doğum, Sentez
esinti / 03 Ağustos 2012

Doğuma, sentez olgusuna, ayrılardan oluşan ama öncekini kapsayan YENİ’ye bi kere ulaştın mı, sürdürülebilir rüyada (hayat dediğimiz)birçok mekanizma çözülüveriyor frekanslar.Sizin bu konuda gözlem ve deneyimleriniz var mı? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü aslında sorunuza tam yanıt olmayabilir ama ben bir süredir kendimi tanıyamıyorum neredeyse..sanki o bildiğim eski ben gitti, yerine başka biri geldi..yeni gelen daha rahat, daha eğlenceli, kaygısız, bir çocuk kadar meraklı, kendi eğilimlerinin peşinden gitmek isteyen, önyargısız ve fazlasıyla dingin biri..yani aslında daha uzun yazasım var ama bu durumu, dediğim gibi, sorunuz daha spesifik bir yanıt için miydi onu bilemediğimden meşgul etmeyeyim burayı dedim:) YENİ’den DOĞAnlar Kulubü geçmişin niteliği değişiyor.Yalnızca silik bir anı..Ama yaşanmamış ,başından geçmemiş gibi. İçinde damıtık bir damla bilgi var o kadar gibi..Zihin açık ve boş oluyor.Baktığını görüyor.Anlıyor. Baktığında kimin ne diyeceğini- diyeceğinin altındakini- doğal olarak anlıyorsun.Bana ya bu nasıl anlamak diyorlar. Dur bi dakika daha nedenleri açıklayacaktık ama sen sonunu biliyorsun diyorlar. Bakıştan okuma oluyor.Kimse sana kızamıyor..Yayılımından ötürü .herkes saygılı ve seni aldatmıyor-aldatamıyor.yanında herşey açığa çıkıyor..Bir tatlı sakin sessiz ama içinde dingin güçlü bir varlık şeklinde oluyorsun. Bir sürü şey kendiliğinden halloluyor.Kimseden bir şey istemesen de hiç sorun çıkmıyor.Kimse de garip bir biçimde senden bir şey istemiyor.Hayır demene bile gerek kalmıyor.Kendiliğinden bir konu -varsa-halloluyor.Çevrende ki inanlar…

Apaçık bilgilenme nedir?
Felsefe ve Kuantum , YENİ DÜNYA / 05 Aralık 2010

Gerçek şudur ki, ben-bilinci bir bilgi(lenme) olsa da, bu bilgi tümüyle özel bir türdendir. Her zaman uğraşmakta olduğumuz apaçık bilgi(lenme)den ayrımı dolayısıyla, ona saymaca olarak, “apaçık olmayan bilgilenme” diyebiliriz. Bilgisel sürecin amacı apaçık bilgilenmenin sağlanmasıdır. Apaçık olmayan bilgilenme, apaçık bilgilenmeyi sağlamak yolunda bir araç olarak karşımıza çıkar. (Lektorski) Basitçe ne bildiğini bilmiyorsan, yani dalga yönünde salınarak tüm bilgiye sahipsen, buna bilgilenmişsin diyemeyiz demek istiyor. Burada mesele bilginin kendi eril yönünde açığa çıkmasıdır. Apaçık olmayan bilgiler bize, simgeler, semboller, resimler, müzikler, rüyalar, şiirler (ve onun öykünmesi reklam sloganları) ve öyküler yoluyla ulaşır. Bütün bu yollarla bizim içimizde olmakla birlikte onların apaçık bilgi haline gelmesi; ki ben ona AYMA demekteyim, apaçık olmayan bilginin halihazırdaki akıl-beden-ruh bütünlüğünüzde spesifik bir örnekle bağdaştırılması halinde oluşur. İşte bu başarıldığında siz bilgiyi müşahede (aymış) etmiş olursunuz. Fakat iş aymakla da bitmiyor. Aslında bitmeliydi ama bitmiyor; çünkü bizler unutkanız, fena halde uyumaktayız. Bu sebeple bu müşahede üzerinde çalışma yapılmadığı takdirde bir süre sonra yeniden apaçık olmayan bilgiler denizine olmasa da, oraya giden bir akarsuya düşer! O halde ne yapmalıyız? Henüz önermeler halinde bulunan bilgileri, apaçık hale gelmiş bilgilendirmeden yararlanarak çıkarımlar(dipnot1) yapmalıyız. Bu işlemden doğru sonuçlar alıp almıyor oluşumuz pek de önemli değildir. Doğru çıkarımlar yapsak bile o da…