Kusursuzluk
Carlos Castaneda / 19 Şubat 2011

KUSURSUZLUK DJ, olağan koşullar altındaki her insanın, büyük bir olasılıkla, geleneğin (algılarımızı bağlayan gelenekler) bağlarından bir kez olsun kurtulma fırsatı bulmuş olduğunu söyler. Bir coşkunluk anı toplanma noktamızı hareket ettirip sessiz bilgiye girmemizi sağlayabilir. Bunlar aşk, korku, öfke, yüksek ateş gibi durumlarca sağlanabileceği gibi, sadece büyücü çömezi değil, sıradan bir insan da kusursuz yaşayarak bunu başarabilir. Peki kusursuz yaşam nedir dediğimde, “kusursuzluk basitçe enerji seviyemizin en iyi kullanım biçimidir. Doğal olarak tutumluluğu, düşünceli olmayı, yalınlığı, saflığı ve hepsinden öte kişisel yansımadan yoksun olmayı gerektirir. Büyücüler tini denetleyip, toplanma noktasının hareketini yönetebilmek için kişinin enerjiye gereksinim duyduğunu söylerler. Enerjiyi bizim için biriktirecek tek şeyse kusursuzluğumuzdur.” Demişti. Toplanma noktasının hareketi en yüksek düzeye çıkarıldığında, hem sıradan insan hem de büyücü çömezi, birer büyücü olurlar, çünkü o hareketi en üst düzeye çıkarmak, devamlılığı onarılamıyacak şekilde tuzla buz etmiş olur. Bu hareketi en üst düzeye nasıl çıkarırsın diye sorar CC. Kişisel yansımayı kırarak! Gerçekte zor olan, toplanma noktasını hareket ettirmek ya da kişinin devamlılığını kırmak değildir. Gerçek zorluk, enerjiye sahip olmaktır. Kişinin enerjisi varsa toplanma noktası hareket ettiğinde sorgulanacak olaylar ortaya çıkar! Don Juan, kendi saklı kaynaklarını sezinleyebilmesinin ama onları kullanmaya cesaret edememesinin insanlığın açmazı olduğunu anlattı. Bu nedenle şamanlar insanlığın kötü durumuna, alıklığı…

Carlos Castaneda – Time Dergisi Söyleşi – 1973
Carlos Castaneda / 31 Aralık 2010

Carlos Castaneda Time Dergisi Söyleşi Don Juan ve Büyücünün Çırağı Meksika sınırı önemli bir bölünmeyi ifade eder. Altında Batının “mantık” yapısı çalkanıyor ve darmadağın oluyor. Toplumun bilinen yapı taşları – arazi sahipleri ve köylüler, rahipler ve politikacılar – brujolar (falcılar) ve karizmatikler (etkileyiciler), büyücüler ve kahinler ile tuhaf bir zeminde oturuyor esrarlı Meksika’da. Çoğu uygulamalar 2,000 hatta 3,000 yıl öncesine Aztek ve Tolteklere dayanıyor. Dört yüzyıllık Katolik baskısı inanç adına alay konusu ve işkence yaparak bu alt kültürleri yok olma aşamasına getirdi. Ancak beş yıl önce (bu yazı 1973 yılında yayınlandı) tahmin edilemeyecek bir şekilde tutucu Kalifornia Üniversitesi Yayın evi tarafından yayınlanan bir kitap 70’lerin başında çok satan oldu. YAŞLI YAQUİ. Bu kitap Don Juan’ın öğretileri idi. Devamında Bir Başka Gerçeklik ve Ixtlan Yolculuğu Amerikalıları, yazar CC ve Sonorada yaşayan gizemli yaşlı Yaqui Kızılerilisi Juan Matus’un, tutkulu şahısları yaptı. Özünde, Castaneda’nın kitapları bir Avrupalı mantıkçının nasıl bir Kızılderili Büyücüye dönüştüğünün hikayesidir. Bu on yılı kapsayan sürede, don Juan’ın esrarengiz, yorucu ve bazen de komik olan vesayeti ile genç bir akademisyen, büyücülerin dünyasındaki “başka gerçekliğe” girdi ve bunu kavradı. Bu aydınlanma bu günkü Amerikalılar için sıradan bir meseledir, örnek: Herman Hesse’in romanı Sidarta. Aralarındaki fark Castaneda’nın don Juan’nı bir düş kahramanı…

Castanedayı Görmek – Sam Keen / Psychology Today – 1972
Carlos Castaneda / 31 Aralık 2010

Çevirisini yaptığım bu yazı Psychology Today dergisinde Sam Keen ile yapılan ve Aralık 1972 de yayınlanan bir röportajdır. Castaneda’yı Görmek, Sam Keen Psychology Today SK : Sizin üç kitabınızdan don Juan’ı takip ettiğim kadar, bazı zamanlar, onun Carlos Castaneda tarafından yaratıldığından şüphelendim. O gerçek olmak için fazla iyidir – insan doğası ile ilgili bilgisi neredeyse herkesten daha üstün olan bilge bir kızılderili. CC : Don Juan gibi bir kişiliği benim uydurmuş olma fikri neredeyse inanılmazdır. O, benim Avrupalı entelektüel geleneklerime göre uydurulması güç bir tasvirdir. Gerçek daha tuhaftır. Ben don Juan ile işbirliği için hayatımda yapmam gereken değişikliklere dahi hazırlanmamıştım. SK : Nasıl ve nerede don Juan ile karşılaştınız ve onun çömezi oldunuz? CC : UCLA’daki lisans eğitimimi bitirmiştim ve antropoloji için master yapmayı düşünüyordum. Profesör olmaya niyetlenmiştim ve doğru yolla başlayıp tıbbi bitkiler konusunda küçük bir makale yayınlamam gerekiyordu. Don Juan gibi tuhaf bir tip bulmayı aklımdan bile geçirmemiştim. Arizonada bir okul arkadaşımla bir otobüs deposundaydım. Bana yaşlı bir kızılderiliyi işaret ederek peyote ve tıbbi bitkiler hakkında bilgisi olduğunu söyledi. Tüm havamı takınıp ona kendimi tanıttım ve dedim ki: “Biliyorum ki peyote hakkında engin bilgin var. Ben de peyote konusunda bir uzmanım (Weston La Barre’nin Peyote Kültü kitabını okumuştum)…

Savaşçı küçük tirana yenilirse ne olur?
Carlos Castaneda , Felsefe ve Kuantum / 29 Aralık 2010

Ufak Tiranın işlevine geçmeden önce onun kavramsal anlamına tekrar göz atmakta yarar var: http://sibelatasoy.com/?p=3308 Savaşçı küçük tirana yenilirse ne olur? “Ya kendilerini yeniden toplarlar ya da bilginin peşinden gitmeyi bırakıp yaşamlarının sonuna kadar ufak tiran saflarındaki yerlerini alırlar.” Bence hayatın çift kutupluluğunun özü, Don Juan’ın bu cevabında kolayca görülebilir: Kendini toparlayamadıklarında neden otomatikman Ufak Tiran safhına geçmiş oluyorlar? Çünkü “kendini toparlayamamak”, kendine acımak ve bu duruma düşmesine neden olan kişi ya da olaya nefret duymak anlamına geliyor. Böylece insan AN’dan dışarı düşmüş olur artık sadece yenilgisinin acısını çıkarmak üzere yaşamaya başlar, böylece savasçıların en büyük yardımcısı UFAK TİRANa dönüşmüş olur. Kendini toparlayamamış bu insanlara dışardan baktığınızda, kendileriyle ilgili değillermiş  de toplumu düzeltmek ya da daha yüce amaçları oluşturmak için kendilerinden vaz geçmiş görüntüsü yaratacak şekilde; şikayetçi, duyuları her an yanlışları seçen ve nefretle dile getiren kişiler görürsünüz. Sadece kötülüklere odaklanarak, çevrelerindeki insanların minik minnacık tiranları haline gelirler. Bazıları nefretlerini öyle geliştirir ki, ufak tiran olmayı bile başarır. Onlara “kendine hizmet” yolunu seçmişler deniyor (  http://sibelatasoy.com/?p=769 ) fakat varlıkları ile gerçek görücüler yetiştirdiklerini pek kimseler fark etmiyor. Fark etmeyenler pişmektedir, bir bilgi insanı olma yolunda ilerlemektedirler. Kendine ya da başkalarına hizmet, aslında birbirlerinin işlevlerini gören iki aşıktırlar.

Savaşçı
Carlos Castaneda / 11 Nisan 2010

[flash http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1980443] Farklı zamanlarda bi kaç kez izlemekte yarar var. Deuter’in müziği ile gerçekten bir Başka Gerçeklik 🙂

Ormana gittim…
YENİ DÜNYA / 22 Ağustos 2009

‘’Ormana gittim, çünkü bilinçli yaşamak istiyordum                  hayatı tatmak ve yaşamın iliğini özümsemek istiyordum                  yaşam dolu olmayan her şeyi bozguna uğratmak için…                  Ve ecel geldiğinde fark etmemek için aslında yaşamamış olduğumu…’’ * Kim ne derse desin, sözcükler ve düşünceler dünyayı değiştirebilir. * Hayatın tüm iliğini çekmek, kemiği kıymaya benzer. * Dikkat edilmesi gereken ve cesaretli olunması gereken zaman vardır ve mantıklı bir kişi hangisi olduğunu bilir. * Millet, kendi sesinizi bulmak için çabalamalısınız. Çünkü ne kadar uzun beklerseniz, bulmanız o kadar zor olur. Thereau demiştir ki, “Çoğu insan hayatını büyük bir çaresizlik içerisinde geçirir.” Siz böyle olmayın! Bırakın bunu! * Bu bir savaş, muharebe, kalpleriniz ve ruhunuz yara alabilir. * Sana gülmüyoruz, sana doğru gülüyoruz. * Ağlamak değil gülmek için sebepler arayın * “Carpe Diem!” (Latince) . Günü Yakala! , Anı Yaşa! * Ormana gittim; çünkü bilinçli yaşamak istiyordum. Hayatı tatmak ve yaşamın iliğini özümsemek istiyordum. Yaşam dolu olmayan herşeyi bozguna uğratmak ve ölüm geldiğinde aslında hiç yaşamamış olduğumu farketmemek için. * İçimdeki barbarca çığlığı dünyanın çatısından haykırıyorum. * Hepimizin kabullenmeye ihtiyacı var ama inançlarınızın size özgü olduğuna güvenin. * Hey kaptan, bizim kaptan. * Carpe diem’i dinleyin. O size yol gösterecektir. * Vakit varken tomucukları topla zaman…

Savaşçının el kitabından
Carlos Castaneda / 02 Mayıs 2009

52. Savaşçılar, kafalarını duvara vurarak zafer kazanmazlar; duvarların üzerinden geçerek kazanırlar. Savaşçılar duvarların üstünden atlarlar; onları yıkmazlar. 53. Bir savaşçı hiçbirşey olmamış gibi davranır, çünkü hiçbirşeye inanmaz, ama herşeyi de görece değeriyle kabullenir. Kabullenmeden kabul eder, görmezden gelmeden görmezden gelir. Hiçbir zaman biliyormuş gibi yapmaz, hiçbir zaman da hiçbirşey olmuyormuş gibi. Altına yapacak denli korksa bile denetimi elinden bırakmaz. Böyle davranarak takıntılarını, kaygıyı yok eder. 54. Eğer bir savaşçı teselliye gerek duyuyorsa, yalnızca bir kişiyi seçip, karmaşasını, son ayrıntısına varıncaya kadar bu kişiye anlatır.Bir savaşçının, anlaşılmaya yada yardım görmeye gereksinimi yoktur; konuşarak, üstündeki baskıyı az da olsa azaltır. Tabii eğer konuşmaktan hoşlanıyorsa. Yok öyle değilse, kimseye birşey anlatmaz. 55. Bir savaşçının, erkin eline düştükten sonraki tek özgürlüğü, kusursuz bir yaşam yolu seçmektir. 56. Bir savaşçı, görme ve rüya görme yetisini yakaladıktan, ışıltısının bilincinde olduktan sonra, içinde başka şeylere karşı ilgi kalmaz. 57. Savaşçı, içinde bir yerlerde, bir şeyin, tüm değişimlerin bilincindedir. Savaşçının kesin ereği bu bilinci güçlendirmek ve sürdürmektir. Savaşçı, bunu temizler, parlatır ve çalışır durumda tutar. Çalışmanın bütünü için bakınız: http://sibelatasoy.com/?p=334

Uçurumdan Atlamak
Carlos Castaneda / 25 Kasım 2008

“Bir kez sonsuzluğa girdiğinde, seni geri getirmemiz için bize bel bağlayamazsın.. Artık senin kararın gereklidir. Dönüp dönmemeye yalnızca sen karar verebilirsin. Aynı zamanda seni uyarmalıyımki savaşçı-gezginlerin çok azı sonsuzlukla bu türden bi karşılaşma sonunda hayatta kalmıştır. Sonsuzluk inanılmaz ölçüde baştan çıkarıcıdır. Bir savaşçı-gezgine bu karışık, zorlayıcı, gürültücü, ve acı dolu dünyaya dönmek hiç de cazip gelmez. Kalma ya da dönme konusundaki kararının mantıklı bir seçim yapma meselesi değil, bi niyetlenme meselesi olduğunu bilmelisin. Dönmemeyi seçersen, yeryüzü seni yutmuşcasına gözden kaybolacaksın. Ama geri gelmeyi seçersen eğer, o zaman dişini sıkıp görevin her ne ise başarı yada başarısızlıkla sonuçlanana dek gerçek bir savaşçı-gezgin gibi beklemen gerekir.” ** Bu cümlelerden anladığım; savaşçıya geri dönme seçimini yaptırtan bir görevi olduğunu hatırlaması ya da uydurmasıdır! Uydurma kelimesi sizi incitmesin, kendini bi şeyin gerçek olduğuna kandırmak anlamında kullanıyorum, hatta bütün “gerçek” (görmeyenler için) tanımlamalarımızın böyle oluştuğunu sanıyorum. Fakat Uçurumdan atlama cesaret ve basiretini gösterebilmiş bir savaşçının artık kendini kandırma yolundan çok hatırlama yolu ile “görev” sahibi olduğunu varsaymaya meyilliyim. Peki bu gerçekten daha önce yapılan bir kontratla mı ilgili? Yoksa sonsuzluğun içinden (uçuruma atladığında) kendisine çarpan yeni bir yükümlülük mü?

Savaşçının El Kitabı -1
Carlos Castaneda / 16 Kasım 2008

1. Karar vermeden önce iyice düşün, üzül;ama kararını verdikten sonra, kov aklından tasayı, düşünceyi ve öyle ilerle. Çünkü daha verilecek milyonlarca karar beklemektedir seni. Böyledir bir savaşçının yöntemi. 2. Kararsızlık içindeyken ölümü düşünür bir savaşçı. 3. Bilgi adamı olmak için, bi savaşçı olması gerekir insanın. Sızlayan bi çocuk değil!Pes etmeden, yakınmadan, çekinmeden, görene dek, hiçbişeyin hiçbi önemi olmadığını kavrayana dek çabalayıp durmalıdır. 4. Yalnızca bir savaşçı sürdürebilir yaşamını. Bi savaşçı beklediğini de bilir, ne beklediğini de. Beklerkende hiçbişi istemez. Bu bekleyiş sırasında küçücük bişi geçse eline, kocaman bişi gibi görünür bu. Canı yemek istese, bulur bi yolunu; aç değildir çünkü o. Onu bişi incitse, bulur bi yolunu acısını kesmenin;acı duymaz çünkü o. Açlık da acı çekmek de, o insanın özünü yitirdiğini gösterir, onun bi savaşçı olmadığını gösterir. İşte o zaman açlığın, acılaın etkisiyle ölür gider o kimse. 5. Savaşçı ölümünü aklından çıkarmaz. 6. Bi savaşçı,unutmak için istencini ve sabrını kullanmalıdır. Bunlarla yapamayacağı şey yoktur zaten. 7. Savaşçı, insanın istencinin geliştirilebileceği gerçeğini bilir ve bekler durur onun gelişmesini. 8. Bi savaşçı olmak için, insanın en başta kendi ölümüne değgin keskin bi bilinçlilik içinde olması koşulu vardır. 9. Bi savaşçı olmak için yapmamız gereken ikinci şey, yansızlıktır. O zaman , birden ölüverme…