Şaman Hastalığı ve Parçalanma inisiyasyonu

RİT,  kaybolmakta olan kozmik bilgiyi simge ve sembol aracılığıyla topluma hatırlatma vasıtasıdır. Geçit ritlerinin amacı, adayı bir önceki toplumsal statüsündeki kurallar ve davranışlar sisteminden tümüyle kurtarmak suretiyle yeni bir yaşama hazırlamaktır. Bu konuda Türk Şaman metinlerindeki aşağı yukarı hep birbirini onaylayan bir geçiş riti varmış gibi görünüyor. O da şu merhaleleri kapsıyor:   1-     Çağrı 2-     Hastalık 3-     Toplumdan kenarlaştırma (uzaklaştırma) 4-     Fiziksel sınav 5-     Zihinsel açılma 6-     Eğitim 7-     Yeni varlığa transformasyon 8-     Topluma dönüş   Şaman hastalığı şaman seçilmenin ilk ve esaslı belirtisidir. Şaman efsane ve söylemelerinin incelenmesi  şunu gösterir ki, hiçbir şaman seçimi gönüllü kabul etmez. Altay şaman inançları hakkındaki bilgilerden birini veren Verbitskiy ye göre bazen aday Şamanlık görevini geri çevirebilir. Ancak bu geri çevirme yukarda söylendiği gibi şaman adayına çok pahalıya malolur. Seçimi geri çeviren aday ya deli ya sakat olur yada azap çekerek ölür. Şamanlık görevini geri çeviren aday zafer kazanmış gibi elektizipuzuvgan yani hareketi niyeti bozuldu diyerek bununla ruhların amacına ulaşamadığını vurgular ve ölür. Anlaşıldığı gibi şaman hastalığının tedavisi yoktur. Hastalıklardan kurtulmak için ruhlarla tartışmaya girmek hem aday hem de hastalığı teşhis etmek amacıyla  çağırılan yaşlı şaman için tehlikeli olabilir. İyileşme yalnız kadere boyun eğmekle, şaman olmayı kabul edip kamlık yapmakla mümkündür. Bütün…

Castaneda: Efsane, İnsan, ve Şükran / Victor Sanchez – Röportaj (5. ve Son Bölüm)
Carlos Castaneda / 11 Temmuz 2011

Jordan Gruber’in 17 Eylül 1998 tarihinde Hilton Oteli lobisinde Victor Sanchez ile yaptığı röportaj.  (Beşinci ve son Kısım) Enerji, Bağlantı & Özgürlük Sanchez : Bu bilgelikteki diğer büyük fark ise, özgürlüğü tek başına elde edemediğindir. Bazen kendimizi özgürleştirmeyi, kişisel gelişmemizi artırmayı, düşündüğümüz bir noktaya geliriz, bu tür gelişmeler insani boyutta hissediliyor. Psikoloji bile, bireye ve zekaya fazlasıyla odaklanmıştır. Dağlarda olan ise tam tersidir. Her şey tüm Güçlerin katıldığı bir süreçtir. Sana her ne oluyorsa onlarla bağlantılıdır, diğer insanlarla bir bağlantısı vardır. Onlar birbirlerini selamlarken, “Sen benim diğer yarımsın.” derler. Kısaca, sana olan her şey ve paylaştığın deneyimler benim sürecimin bir parçasıdır. Sen kendini geliştirmeye çalışabilirsin ve aslında bunu yaparsın da, fakat çok az kişi tüm evrenin yaptıklarına katıldığı bir seviyeye ulaşır. Bu senin işini yapmaya benzer. Sen işini para için, veya topluma hizmet için yaparsın, ki bu daha iyidir. Fakat sen işini yapabilirsin, ve güçleri ona katılabilirsin, çünkü sen güneşe bir şey sundun. Veya, belki de yalnızca babana yadım ediyorsun, güneşe, her türlü karanlıktan geçerken ona biraz ışık katıyorsun. Böylece yaptıkların tüm bu inanılmaz olgularla bağlantılıdır. Buna benzer bir deneyim tamamen farklıdır. Bu çeşit bir deneyimde sen soyutlanmış değilsin ve yaptıkların yalnızca kendinden olmuyor. Her şey önemlidir, her şey birbiri…

Castaneda: Efsane, İnsan, ve Şükran / Victor Sanchez – Röportaj (4. Bölüm)
Carlos Castaneda / 11 Temmuz 2011

Jordan Gruber’in 17 Eylül 1998 tarihinde Hilton Oteli lobisinde Victor Sanchez ile yaptığı röportaj.  (Dördüncü Kısım) Kendi Uygulamalarımızı Yaratmak Sanchez : Bu soru bizi çok önemli bir noktaya getirdi: tekrar doğal insanlar olmamız gerekli mi? Toltek’lerin yolunu izlememiz gerekiyor mu? Toltek’lerin yolu özgürlük araştırmaları yapmanın tek yolu mudur? İnsanlar bana sıklıkla bunu sorarlar. “Tabi ki değil. Özgürlük ve bilgelik herkesin bulunduğu yerde mevcuttur. Eğer gerçekten kendini yolunu bulmaya adarsan, elinde ne varsa onu kullanacaksın.” Bizim hakkımızda konuşalım. Yerli insanlardan bazı uygulamaları aldık ve öğrendik. Bu yeterli midir? Toltek yerli uygulamalarını bu şekilde mi takip edeceğiz? Cevap “hayır” dır. Bu geleneğin yalnızca yarısıdır. Gelenek bir inanç bütünü değildir, o bir uygulama bütünüdür. Diğer kişilerden bazı uygulamaları borç alabiliriz, çünkü modern toplumlardaki bizler geleneklerimizi kaybetmiş durumdayız, Büyük Ruh ve diğer Güçler, etrafımızdaki diğer enerji alanları, ile bağlantıyı sağlayan kullanışlı uygulamaları kaybettik. Her şeyden, diğer insanlardan, akrabalarımızdan, soyutlandık ve ayrıldık. Otuz yıl bir insanla birlikte yatabilir ancak halen ondan ayrı olabiliriz. Bu nedenle geleneklerimiz yok. Gelenek, insanların büyük Ruh’la kaybolan birliğin tekrar geri kazanılması için yapılan uygulamalardır, gerçekten her şeyle birleşmiş olan, rahimdeyken bildiğimiz o şeye geri dönmemiz için. Toltek savaşçısı bu çeşit bir durumda yaşar, bütün evrenlerle yakın ve samimi bir bağlantıdır…

Castaneda: Efsane, İnsan, ve Şükran / Victor Sanchez – Röportaj (3. Bölüm)
Carlos Castaneda / 11 Temmuz 2011

Jordan Gruber’in 17 Eylül 1998 tarihinde Hilton Oteli lobisinde Victor Sanchez ile yaptığı röportaj.  (Üçüncü Kısım) Castaneda: Efsane, İnsan & Şükran Büyük Güçler Her Yerdedir JG : Doğa temelli olan Toltek’lerin öğreti ve anlayışlarını alıp buradaki, otel odalarında, Birleşik Devletlerdeki insanlara getirebilir misin? Gerçekten kentli insanlar Tolteklerin yaptıklarını anlayabilir mi? veya şehirlilerin kendi çeşitleri mi olmalı … Sanchez : Bunu yapabileceğimizden yalnızca emin değilim, daha da ileri gidiyorum. Yapmak zorunda olduğumuza da eminim. Biz şehirlerde yaşıyoruz, TV’lerde gördüğümüz sorunlara o kadar kapılmış durumdayız, ve TV bize her zaman yaşamın nasıl olduğunu söylüyor, neler hakkında endişelenmeliyiz, ve ne tür şeyleri aramalıyız. Biz büyük binalarımızda otururken TV hayatın nasıl bir şey olduğu söylemektedir. Ancak doğa bundan daha büyüktür. Hükmü her zaman doğa verir. Evrendeki her şeyin enerji alanları olduğu söylendi, fakat bizim yaşadığımız diyarda en büyükleri ve hüküm sürmekte olan beş tane enerji alanı var. Bunlar, güneş, hava, rüzgar, su, ve ateştir. Her ne kadar onlar hükmediyorlarsa da, biz onları görmezden gelmeye çalışıyoruz. Bu insanlığın tüm tarihi boyunca yapmaya çalıştığı bir şeydir. Onları görmezden geliyor, ve dünyanın yöneticileri gibi davranıyoruz. Evreni yönetiyor, doğayı fethediyor gibi davranıyoruz, fakat evreni gerçekten yönetmeye ne kadar yakınız? Eninde sonunda ne olacağına karar veren doğadır, evrendir, güneştir,…

Castaneda: Efsane, İnsan, ve Şükran / Victor Sanchez – Röportaj (2. Bölüm)
Carlos Castaneda / 11 Temmuz 2011

Jordan Gruber’in 17 Eylül 1998 tarihinde Hilton Oteli lobisinde Victor Sanchez ile yaptığı röportaj.  (İkinci Kısım) Castaneda: Efsane, İnsan & Şükran Seminer problemi JG : Bazısı bir hafta süreli olan çeşitli türden kişisel gelişim seminerlerine katıldım. Gerçekten de seminer bitimlerinde kendimi gelişmiş hissettim, ancak eve döndüğümde, ve biraz önce birlikte olduğum kişilerle değil de, kendi kendime veya devamlı birlikte olduğum kişilerle baş başa kaldığımda, evet!, o anda öğrendiklerimi unutmaya başladım, ve eski alışkanlıklarıma, yaşam tarzına yani eski şeklime döndüm. Kişiler ne yapabilir, veya siz kişilere ne yapmalarını öğretebilirsiniz ki katılımcılar seminerlerinizdeki yöntemleri unutmasın? Aynı şekilde, sizin kitabınızdaki veya herhangi bir kitaptaki yöntemleri okuduğumda, onları kendi başıma uygulamaya meyilli değilim. Bu bir grupla başlamaktan farklı bir şey. Ben bir grupla birlikte olduğumda, gerçekten de gelişmeyi gözlemliyorum, fakat tek başıma olduğumda, bu oldukça zor görünüyor. Sanchez : Biraz da grup deneyimi üzerine konuşalım. Benim yöntemim çok kullanışlıdır. Paylaşmak istediğimiz yalnızca eylemle, deneyimin kendisi ile, anlaşılabilen veya algılanan şeylerdir. Temel olarak, kişilerle teorilerimiz ve dünyanın açıklamaları ile ilgili konuşup zaman harcamıyoruz. Onları, kendilerinin bir diğer yanını, bizim “diğer kendin” olarak adlandırdığımızla karşılaşacakları deneyime yönlendiriyoruz. Bu çok değerli bir deneyimdir çünkü, bir toplum ve bir birey olarak bizim ana sorunlarımızdan biri yaşamlarımızı farkındalığımızın yalnızca…

Kam İnancı
Anadolu-Sümerler-şaman / 24 Ocak 2011

“… Kuzey ormanlarından çıkıp geldiler, cesur, dağınık, marifetli ve henüz yolun başındaydılar. Önce bozkıra, sonra Çin içlerine ve sonra da sonu başı belli olmayan bir sel gibi garba doğru yayıldılar… Türkler adıyla tarihe geçen bu boylar, aileler ve kavimler bütünü batılıların gözüyle çoğunlukla barbarlığın simgesi olsalar da Orta Asya’nın yüksek uygarlıklarından birini ve bazen küçük devletlerinin ve bazen de devasa imparatorluklarının sınırları dâhilinde kültürlerarası barışı ve huzuru tesis ettiler… O, en baştan beri inandıkları dinlerinden hiç vazgeçtiler mi, ne kadar Budist, ne kadar Hıristiyan, ne kadar Yahudi ve ne kadar Müslüman oldular? Tüm bu yüzyıllar boyunca tek arzuları, tüm o savaşlar, yağmalar, fetihler, din değiştirmeler ve sergilenen bilgelikler sadece barışa ve huzura kavuşmak için miydi?…” (Jean Paul Roux) Denir ki ‘Mu uygarlığı okyanusun sularına gömülmeden önce kurtulanlar dağılarak Rusya, Kuzey Amerika ve Güney Amerika’ya, Atlantis uygarlığından gelenler de Tibet, Peru ve Türkiye’nin dağlık bölgelerine gittiler. Kızılderililer ve Türkler onların torunlarıdır.’ Tarihler boyunca insanoğlu birçok yaşayış, düşünüş, inanç, dil, sanat ve yarattığı kültürler bakımından nasıl bir yol aldı? Bu soru beni tekâmül, insan ruhunun tekâmülü açısından ilgilendirmektedir. İnsan ruhunun tekâmülünü kendi öz varlığına en çok yaklaştıran, onunla ilişki kuran, doğadaki seslerin ritmik melodilerini duyan ve kendi sesiyle ona cevap veren, aşağıda…

Bir Başka Gerçekliğe Giriş – 2

Daha önce bahsedilen “benlik” (ego) tanımına göre, yeni bir gerçekliğe uyumlu olacak bir şekilde yeniden yapılandıracak alıştırmaların tekniklerini açıklamaya başlayabiliriz; Ölümün Farkındalığı Genelde tüm çağdaş toplumlarda bireysel benliğin ana “yapmalar” dan biri Ölümün yadsımasıdır. Genç yaşlarda ölüm bize unutturulur, her ne kadar bu unutma bilinmeyenden kaynaklanan korkuları yatıştırsa da yaşamın büyülü doğasını unutmak bunun bir yan etkisi olarak karşımıza gelir. Bu “yapma” lar arasında, hayat sigortası satın alma, kendi cenaze masraflarını taksitlendirip ödeme gibilerini sayabiliriz. Yakın geçmişte hristiyan kilisesinin cennette arazi satışı gibi oldukça aşırı olayların da olmasına rağmen genelde her dinin amacı ardıllarının cennete gitmesi için gereken yolun tarif edilmesidir de diyebiliriz. Tabi bu yolda “ideal insan” olma dışında farklı algılanabilecek birçok uygulamanın da olduğu aşikardır. Kiliseye veya başka bir dinsel kuruluşa bağışta bulunmak cennette bir yer ayrılması için verilmiş en kaba anlamı ile bir rüşvettir. Reenkarnasyon da, “bu sefer olmasa da gelecek sefer cennete gidebilirim” düşüncesi için iyi bir nedendir. Ölümden korkan “benlik” tir, çünki ölüm bilinmeyendir ve hiçliği temsil eder. Ölüm yaşamın yok sayılması değil, benliğin yok sayılmasıdır. Yaşam ise ölümle beslenir; bedenimiz hayvan ve bitkilerin ölümü ile beslenir, tıpkı bizim ölümümüzün onları besleyeceği gibi. Ölümün farkındalığı, bizi canlı olarak benliğin sınırlarının ötesine taşıyabilecek tek yoldur ve…

Bir başka Gerçekliğe giriş – 1

Bir başka gerçekliğe girmek, bazı tekniklerin kullanılması ile olabilecek, sıradan insan için oldukça karmaşık sonuçları olan bir olaydır. Hazırlıksız olarak bu dünyaya giren kişilerde yaşanacak yoğun coşku, anlaşılmazlık ve korku, deliliğe açılan bir penceredir. Bu teknikler “Benlik” ve “Olağan Dünya” görüşünü yok edip sonra yeniden yapılandırmak için kullanılır. DJ bu teknikleri üç ana bölüme ayırır; – Ölümü Danışman olarak kullanmak – Kendini önemsemeyi bırakmak – Kişisel tarihi silip atmak Bu tekniklere geçmeden önce anlaşılması gereken en önemli konulardan biri benlik’tir. İlk önce, benlik bir tanımdır ve olağan dünya görüşü ile doğrudan ilintilidir. Benlik, insanın kendini bilme, değerlendirme, düşünce ve davranışının kökenidir. Bazı bilimadamları benliği, alter (gerçek veya hayali bir şekilke kendimizi diğer insanlara karşı temsil etme şekli) ve ego (kendimizi algılama tarzı) olarak ikiye ayırmışlardır, bazıları da, ben (bireyin psikolojik kısmı, yaratıcı yanı) ve ego (sosyolojik yan, sosyal roller) olarak ayırmışlardır. Son dönemde ise benlik üç yönden araştırılmıştır; – benlik kavramı, kendimizi nasıl tanımladığımız başka bir deyişle bilişsel yanımız, – benlik saygısı veya özsaygı, kendimiz ile ilgili duygu ve değerlendirmelerimiz, – benlik sunumu, kendimizi nasıl sunduğumuz yani davrandığımız, Benliğin oluşması yaşam boyu devam eden bir olgudur, yaşanan bir olay veya dışardan verilen bir eğitim olarak bilgi, önce zihinde değerlendirilir/yorumlanır, sonra…

Michael Harner röp.3/4
Anadolu-Sümerler-şaman / 23 Mart 2009

Şamanist bakış açısına göre, çekip çıkarma şifacılığına konu olan hastalıklar nerden geliyor? Şamanist bakış açısına göre, itibar edilse de edilmese de, tüm insanların bir de spiritüel yanı vardır. İnsan, kızar, kıskanır veya düşmanca bir tutum içine girdiğinde, sözlü veya bedensel olmaktan başka, bilmemesine rağmen, spiritüel olarak da zararlarlı etkiler açığa çıkar. Başka bir deyişle, eğer kişi şamanik prensipleri bilmiyorsa, başka kişilere spiritüel seviyede zarar verebilir. Bir süre birlikte yaşadığım, doğu Ekvatordaki, Untsuri Shuar ve Jivaro kişileri bu davetsiz misafirleri “sihirli oklar” olarak tanımlamaktadır. Burda pek çok kan davası ve şavaş olmuştur, ve bazen şifaçı şaman kızdığı için öz disiplinini kaybederek güçlerini hesaplaşmak için kullanmaktadır. Yalnız ahlaki açıdan değil, aynı zamanda nefsini koruma açısından da bunun büyük bir hata olduğunun bilinmesi çok önemlidir. İnsanların o anda nasıl haklı olduklarını hissetmeleri önemli değildir, büyük, sevgi ve giz dolu evrenin temsilcileri olan spiritüel varlıklar aradaki bağlantıyı keseceklerdir. Bu, bizim şarj olabilen piller gibi olmaya benzer. Halen bir miktar erk’imiz var ve halen bir miktar zarar verebiliriz ancak artık bizi şarj eden güç kesilmiştir. Amazonda, buna çok şahit oldum. Şamanlar, kızgınlık anında, zarar verebilirler, ancak genellikle gönderdikleri her şey kendilerine geri gelmektedir, ve netice olarak yalnız kendilerinin acı çekmesine hatta ölmelerine neden olmaktan başka,…