Dünyada Neler oluyor?

Başlangıçta Powton, Kennedy’nin bilime yaklaşımından (kendi söylemiyle “Indiana Jones tarzı yaklaşımından” etkilenmişti): Belize’ye gelmiş, bilimsel araştırmanın standart kurallarını alaşağı etmiş, kendi zihniyle kumar oynamıştı. Ancak şu anda karşımızda, görünüşe göre LIS’li bir hastaya dönüşmüştü. Powton, “Onda ömür boyu kalıcı hasar bıraktığımızı düşündüm.” diyor. “Eyvah!” dedim kendi kendime, “Biz ne yaptık?” Müthiş bir gerçek öykü, bilimsel detaylar yer aldığı için oldukça uzun, herhalde kimse bunu okuyacak kadar sabırlı değil. isterseniz tıklayın. Bilim insanlarının kendini denek olarak kullanması tarihte görülmemiş bir şey olmasa da böylesi olmamıştır! Tezini herkese ispat eden ünlü nörolog Kennedy şöyle diyor; “Beyinlerimizi çıkarıp onları, bizim için her şeyi yapacak bilgisayarlara bağlayacağız. Bu şekilde beyin, sonsuza dek yaşayacak” dedi. Bu tam da ünlü HİÇİ destanı isimli bilimkurgu roman serisinin konusu. Bir hayal daha bu gerçekliğe düşüyor. Gerçekten heyecan verici #Hiçidestanı * ZAMAN konusunda gerek bilimsel çıkarımlar gerekse yapılan yazılan kurgular aslında sadece beyanı yapan kişiyi işaret eder. Bundan bağımsız bir zaman olduğunu düşünmüyorum. Zaman benim! Zaman kelimesi nasıl da insanın kendinden koparılıp ayrı bir kelime haline getirilmiş yanarım. Bu tıpkı yıllarca yakındığım SEVGİ kelimesinin icadı gibi, sadece israf değil, yanıltıcı ve saptırıcı. Büyük ustaların bu konuda üzerine basarak söyledikleri;”şimdi ve burada” ben’im. Bence tek gerçeklik bu. Echart Tolle ustaya…

Seyirci yoksa sahneye çıkılmaz
Blog / 22 Ekim 2010

Beğenmediğinizi eleştirmeyin, hırslanmayın, kavga etmeyin. Çünkü bunları yapmak için o şeyi izlemeniz gerekir, bu durumda bilet alıp seyirci koltuğuna oturmuş olursunuz. Seyirci varsa, perde açılır, oyun başlar. İzleyerek gücünüzü beğenmediklerinize kaptırmayın. Ben yokken ne yapıyor acaba diye de endişelenmeyin. Seyirci yoksa sahneye çıkan da olmaz. İzlemeden duramayanlara (çok insani bir durum) nacizane tavsiyem, beğendiğiniz, sevdiğiniz, zevk aldığınız oyunlara bilet alın, gücünüz bari onlara gitsin 🙂 Bu arada “yankı” prensibini de unutmayalım. İkincisinde muhtemeln güç kaybınız nerdeyse sıfıra yakın olacak!