Rusya anılarından…
Blog / 07 Şubat 2009

… Geçen gün ilginç birşey dikkatimi çekti; ben kelimesi! Amerikalılarda yani  ingilizcede; I ve fakat okunuşu AY, rusçada ise YA… Hoş bir tezat değil mi? Bir lisandaki en önemli kelimenin böylesine gece gündüz gibisine birbirine öykünmesi ilginç.  Üzerinde biraz daha oynamak da mümkün, AY sesli harfle başladığı için dışa açık bir BENi gösteriyor sanki, oysa YA daha baştan dışa kapalı, içe dönük bir kişilik, tam da Ruslar gibi J Özellikle Rus erkeklerinde garip bişeyler var. Kadınlar yine de daha normal görünüyor gözüme. Erkekler, hatta genç delikanlılarda bir çeşit kompleks var gibi geliyor bana. Mehmete sorduğumda o da bu gözlemimi doğruladı ama onun bulduğu sebep, burada hakimiyetin kadınların elinde oluşu idi ve kadınlar da erkeklerini beğenmiyorlardı! Belki de etkisi vardır, bilemiyorum. Zaten Rusların temeli köylü oluşları, bizim temelin de göçebe oluşu gibi. Herşey işlevsel, kaba, doğayla uyumlu bir sadelik içinde. Tuhaf bir yalıtılmışlıkları var. Bunda kominizmin ne denli etkisi var bilemiyorum. Zaten bu denli geniş bir ülkede, tamamı köylü olan bu insanları, komünizme kolayca adapte edebilmiş olduklarını sanıyorum. Ağır doğa şartları altındaki bu insanlar için ne farkederdi ki? Bence onların önem verdikleri yegane şey hayatta kalabilmek. Köylü tabirini bir aşağılama olarak kullanmadığımı özellikle belirtmek istiyorum. Hatta tam tersine birçok açıdan avantaj…

Rusya-2007
Gezi Notları / 03 Kasım 2008

Moskova -2007    Yıllardan sonra Rusya’ya gitmek nasıl olacaktı? Son iki haftadır gözüme uyku girmiyordu, biraz sevinç biraz gerginlik. Seyahatlerimde beni geren en büyük unsur, gittiğim ülkenin farklı bir alfabe kullanıyor olmasıdır. Dilini bilemediğin gibi yol bile bulamıyorsun. Geçen yıl aynı durum Mısır’da geçerliydi. Hayırlısı bakalım. Tahmin edebileceğiniz gibi yola çıkacağım günün gecesi sadece iki saat uyuyabildim (heyecan!). Daha ucuz olduğu için çartır uçak tercih etmiştim, doğrusu beni hayal kırıklığına uğratmadı. Yalnızca yarım saat rötarla hareket ettik, uçak doluydu. Etine dolgun güzel rus hostesin kadınlardan fazla hoşlanmadığını hissettim! Birara, yanımda oturan (önceden rus olduğunu sandığım fakat Türk olduğu anlaşılan bir beyle sohbet ettim. Benim için oldukça aydınlatıcı bilgiler verdi sağolsun. Kendisi on yıldır Sibirya’da yaşamaktaymış, sanırım bir çeşit müteahhitlik yapıyormuş. Rusya gerçekten büyük ülke, Moskova’dan Sibirya’ya beş saat daha uçmak gerekecekmiş! Havaalanına vardığımızda hava güneşli ve sıcaktı. Pasaport kabulde epeyce sıra bekledik. Benden önceki iki Türk yolcuda problem çıktı. Bense gayet rahattım nedense. Sonuçta bana da geçiş vermedi sert görünüşlü bayan memur. İngilizce bilmeyen bu memurlar arasında ordan oraya sürüklendik, neler döndüğüne ilişkin en ufak bi fikrim yoktu! Ne bir soru ne bir izahat, sadece el işareti ile “bekle” talimatı. Bütün bunlar olurken en ufak bi telaş yok bende. Tek…