Kadınlar neyin peşindeler?
esinti , YENİ DÜNYA / 05 Mart 2012

Kadınlar neyin peşindeler? Gerçekten? Eski biçilmiş roller hızla siliniyor, sanki bi merci tarafından yutuluyor veeeee bu boşluğa ne doluyor? Bi fikriniz var mı? Sanırım artık insanları iki cinse bölmek de zorlaşıyor. Böylece toptan ve en sade şekliyle sadece insan diyebileceğiz herhalde. “Sadece insan”ların eski tarz ilişkiler kurup sürdürmesi beklenemeyeceğine göre, her bişeyi yeniden inşa etmek gerekecek. Daha doğrusu o kendiliğinden inşa oluyor da bizler; özellikle gözlemci konumunda olan yazarlar, şairler, ressamlar, kurgucular yeni oluşumun ilk ipuçlarını bilerek ya da bilmeyerek ele geçirmeye başlayanlar, onları izlemek lazım. “Nereye gidiyoruz zaman erirken dondurma tadında” demiştim, hakikaten de öyle bi andayız galiba. Daha geçenlerde ilişkiler konusundabi dizi yazı yazdım, tabi bunun için araştırdım ve gözlemledim. Belki şimdi oturup üzerinde biraz düşünmeliyim. Aman canım düşünme yaşa işte diyenler de vardır (içimden bi ses diyor örneğin) velakin bir yönüm de izlemeye ve tahmin yapmaya bayılıyor işte, ne yapabilirim ki! 🙂 Zeynep A: günaydın..cama gelen kumrum 3 gündür yavuklusunu getiriyordu bu gün yerleşemeye karar verdiler.. :))) bence göz-le mek tahminlerden çook daha zevkli ve öğretici..çünkü içinde g-öz-lemek var,yani öz var… Sibel A: günaydın. İzlemek-gözlemek aynı niyetle kullanılıyor. Bi de çıkarsamak var. Peki kumrular ile gözlemlediğin şey neydi? Zeynep A:onu görüşünce anlatırım..hayvanlar kadar olamıyormuyuz detirtecek kadar muhteşemdi…..

Human Design Sistemi
Duyuru , Eğitimler / 04 Ağustos 2011

Yedi sene önce tüm düşünenlerin, teologların ve bilim adamlarının yaptığı gibi ben de dünyanın ve evrenin ne olduğuna dair bir metin (Oyun Kuramı) yazdım. Gerçi bu sadece bir düşünce dizgesinin sonucu değildi. Şüphesiz tüm hayatım boyunca gözlemlediğim, okuduğum ve yaşadıklarımın bir bileşkesi vardı ama yine de ondan daha çoğuydu. Bir gece, altı saat içinde hiç hesapsız ve plansız bir akıştı o metin. Ben bile bazı yerlerini çok daha sonra anlayabildim, kısmen Bir Kadını Öldürmek kitabımda ve kısmen de günlük yazı ve makalelerimde bu metni anlama ve aktarma işlevini sürdürdüm. İşte “Human Design”, İnsan Tasarımı yöntemi de, mucidi Alan Krakower isimli Kanadalıya benzer bir biçimde ulaştı. 4 Ocak 1987 akşamı, yanında köpeği BB ile evine dönerken, uzaktaki evinin içinde parlak bir ışık gördü. Lambanın içinde gaz olmadığını biliyordu. Eve girdiklerinde BB havlamaya başladı, ardından kendini yere attı. Krakower (sonradan kendine Ra diye hitap edilmeye başlanmış) bu sırada tuhaf içsel bir patlama yaşadığını söylüyor. Bir anda ter içinde kalmış ve bir erkek sesinin bir an önce işe başlaması gerektiğini söylediğini duymuş. Böylece sekiz gün ve gece boyunca yazıp çizmiş. Buna ister ilham, isterseniz kanallık deyiniz, sonuç olarak ortaya Human Design çıkmış. Sistemi ve bu öyküyü bize ulaştıran Chetan Parkyn, Ra’nın bizzat kendisinden…

Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi-1
YENİ DÜNYA / 02 Ekim 2009

Ben o Ben’im, Egemen/Mutlak Alan’dan Adamus. Yeniden hoşgeldiniz, Şambra. Dünya’nın, yaratının, sizin, bu güzel enerjisine hoşgeldiniz. Şimdi buraya girerken kokuyu aldım… içerdeki enerji, sanki daha yeni yağmur yağmış gibiydi. Yağan yağmurun arkasından ormanda ya da çayırda yürümenin nasıl bir şey olduğunu bilir misiniz? Taze ve temiz kokar, hayat dolu ve gelişim içinde, ve bugün sizin enerjiniz işte böyle kokuyor.  Zorluklarla dolu çok, birçok yaşamdan geçtiniz. On yılda, ruhsal anlamda, ilkokul, lise ve üniversiteyi bitirdiniz, şimdiyse yüksek lisans (master) için hazırız. Yeni Enerji Gizem Okullarını yeniden başlatmaya hazırız. Gizem Okulları’na son verdiğimizden bu yana 300 yıldan fazla geçti. Bir ara vereceğimizi söylemiştik, çünkü o zamanlar fazlasıyla sosyal ve politik baskılar vardı. Ayrıca, bu Yeni Enerji unsurunun nihayet gelmesini beklediğimizi de biliyorduk, ve o gelene kadar yeniden başlayamazdık. Ve şimdi burada oturuyoruz. Farklı bir biçimde geri gelmek ne büyük mutluluk; bu etkinlik zamanında buraya gelen Kırmızı Meclis üyeleri, bizim her bir üyemiz – gerçekten mezun olmuş, kendi hakkına sahip çıkan üstatlar olarak her biriniz – bugün bana eşlik ediyor ve biz bu inanılmaz yolculuğumuzun bir sonraki aşamasına geçmeye hazırlanıyoruz. Ve yolculuğun bu sonraki aşaması farklı olacak. Farklı olacak. Bir dakikaya kadar bundan söz edeceğim. Tobias’a Teşekkür Ama şu anda, Tobias, ya da…

Dengesizlik konumu ve sevgi
Felsefe ve Kuantum / 28 Eylül 2009

Kerem- Sen galiba kişiliğin her an değişmesinden pek hoşlanmıyorsun? Aslı – Hımm evet galiba… Ama değişmeyen kişiliklerden de hoşlanmıyorum. Kerem – O halde? Aslı – Ne bileyim?! Bir çelişki gibi görünüyor biliyorum ama öyle de hissetmiyorum doğrusu. K. – Peki bir an için dur ve hisset, kapa gözlerini… Çevrende her an değişen ve öncekilerle ilişkilendiril(e)meyen kişilikler var, insanlar sürekli rol değiştiriyorlar, sen de onlar arasındasın, sen de rol değiştiriyorsun… Seyret biraz. Nasıl bir duygu? A. -….. K. – Yüzünde bir hoşnutsuzluk var? A. – Hımmmm… Evet daha çok seveceğim kişileri bulamıyorum böyle olunca ve bu hoşuma gitmedi. Aman tanrım, yoksa sevebileceğim şeyler olsun diye mi sabitliği destekliyor bir yanım? Bu korkunç bi şey! K.- Onları ne sevdiriyor sana acaba? A.- Ama dur! Biraz bakınca başka bişey farkettim; aslında benim daha çok sevebileceğim kişiler değil daha çok sevdiğim roller var galiba. Bu durumda kişileri değil rolleri takip etmeye başladım. K.- Hahahahahaha… A.- Niye gülüyorsun, tuhaf mı bu? K.- Yooo… Benim lugatta tuhaf diye bişey yok, herşey normal ve herşey tuhaf! Şuna güldüm aslında; demek ki senin rolün de “rol takipçisiymiş!” A.- Neden? K.- E her hangi bir rol alabilecekken izlemeyi seçtin ve rolleri takip etmeye başladın. A.- Hımmm… Ama bi de…