Her Şekilde kendini ifade atölyesi
Eğitimler / 25 Ocak 2012

Sibel Atasoy ile ‘Yazarak Kendini İfade Atölyesi’ 02 Şubat Perşembe gününden itibaren her Perşembe 19:30-21:30 arası Tuva Sanat’ta… Bilgi için: http://tuvasanat.com/index.php/program-takvimi/yazarak-kendini-ifade-atolyesi/ İşler ciddileşti Galiba 🙂

Hayranlık Denklemi
Felsefe ve Kuantum / 28 Mart 2011

“Hayran olunan”, pasif ilkedir çünkü hayranlarını kendi seçemez. Oysa “hayranlar” aktif ilkedir çünkü hayran olunacağı bizzat seçmişlerdir. Reklam, bu denklemi tersine çevirmeye çalışır. Buradaki hayranlık ilkesi, ekonomik, siyasi, fikri ya da duygusal, inançlar gibi her alanda geçerlidir. Her tür reklam “doğal” akışın bozulması ve özgür iradenin saf dışı bırakılması girişimi olarak, insanları onların iznini almaksızın manipüle etmektir ki bu niteliği ile kabile ya da animistik düzenin “büyü” tanımına aynen uyar. Demek ki çağlar değişse de büyü şekil ve isim değiştirerek hüküm sürmeye devam eder. Şüphesiz reklam ve reklamcılık sektörü, büyü araçları konusunda ustalaşmış mekanizmalar olmakla beraber, doğal akışın bozulması kararını veren ve yönetenler değildir. Onlar da toplumun bir çok kesimi gibi ne yaptıklarını bilmiyorlar. Öyleyse bin yıllardır bu yöntemi bilinçli olarak önce açıktan ve şimdi  artık çağdaş dünya görüntüsü altında gizliden yürüten bu bilinçli güçler hangi baş büyücülerdir? Bunu yapmaktaki amaçları nelerdir? sa

Enerji geliyorum demez!
Reklamdan Al Haberi / 21 Mart 2010

Hepiniz bu reklamı biliyorsunuzdur tabi. Enerji geliyorum demez! Ayarsız Enerji! Bu öyle bir güç ki duvar yıkıyor. Ve Metro… Metro nedir? Yer altı ulaşımı. O zaman biz bu reklam haberini şöyle okuyabiliriz belki: Yer altından, ayarsız bir enerji geliyor, üstelik beklenmedik bir anda! Açığa çıkacak bu enerji, bunun farkında bile olmayan çelimsiz kadınların sol elinden görünür hale gelecek. Hayrolsun. Not: Reklamdan al haberi kategorisinde, uyduruyoruz sadece. (hatırlatayım dedim) Öyle ya da böyle……… Matrixin kahini

Burcu, ben feci dağıldım yani!”
Reklamdan Al Haberi , YENİ DÜNYA / 26 Şubat 2010

İnsan gerçekten de ne oldum değil ne olacağım demeliymiş.  Eski yıllarda reklamların tek karesi bile sinirimi oynatırdı! Beyin yıkama ve para harcatmaya dolayısı ile kölevari çalışmaya mecbur ediyorlar diye sevmezdim. Üstelik yüksek ses, tekrar eden cıngıllar beni neredeyse bayılacak kadar fena ederdi. Onaltı yıl önce TV seyretmeyi, gazeteyi dergiyi terk ettim. Son bikaç yıldır bazı Amerikan dizileri izliyorum ama hala gündelik yayınlarla ilişkim yok. Fakat bu arada çok sevdiğim bir arkadaşım sayesinde reklamlara başka türlü bakmaya başladım. Bunlar sanki başka bir frekansta başka bi yayın yapıyorlardı! Bilimkurgu gibi olacak ama gerçekten öyle. Hatta bikaç yıl önce bi Vichy reklamı izlerken birden başka şeyler dinlemeye ve görmeye başladığımı hissetmiş ve çok şaşırmıştım. İste versin google’dan aradım, hemen adresi verdi: http://agnia.blogcu.com/buyuculuk/533671 Neyse ben aslında son bi kaç gündür başıma gelen şeyi anlatacaktım. Üç gecedir yatağa yatıyorum, az sonra anlatacağım bir reklamdan kesit geliyor aklıma, sesi kulaklarımda çınlıyor ve beni katılırcasına güldürüyor, öyle ki dakikalarca tekrar tekrar gülüyorum. Kendimi durduramıyorum. Tabi bu arada gecenin bi saatinde çınlayan kahkahalarım komşuyu rahatsız ediyor mudur diye de endişeleniyorum. Bu durum ilgimi çekti ve ben de bu tür tepkiler uyandıran reklamları bana göründüğü şekliyle paylaşmaya karar verdim. Böylece başlattığımız “Reklamdan al haberi” kategorimizin ilk reklamını irdelemeye başlıyorum:…

Öküze İlişme şaşkınnn!
Blog / 20 Şubat 2009

Ayşe Teyze‘li “Yiyin Gari” bence çok başarılı bir reklam kampanyası. İnternette bir aratayım dedim, acaba herkes nasıl düşünmüş diye:  Ayşe Elmacı‘nın kullanıldığı ilk film büyük satış başarısı getirince, Elmacı ile uzun vadeli anlaşma yapıldı. “Çoban Arif” ve “Postacı” reklam filmleriyle Ayşe Teyze Lay’s’in sözcülüğü sürdürdü.  2004 yılında yapılan AC Nielsen araştırmalarına göre Lay’s pazar payını tam yüzde 16.5 arttırdı. Sonraki araştırmalar da Ayşe Teyze‘li reklamın ürünün “doğal” algılamasına büyük katkı yaptığını, reklamın izlenmesi çok keyifli bir reklam olduğunu gösterdi. Lay’s için yapılan tüm araştırmaları okuduğunuzda reklamla başarıya ulaşmanın raslantı olmadığını net olarak anlıyorsunuz. Ayşe Teyze gerçekten sevimli fakat son bölümlerdeki delikanlı’nın (kimdir bilmiyorum) çizdiği saftirik, şehirli tipleme daha da hoşuma gidiyor. Belki de Ayşe Teyze’nin söylediği gibi “şaşkın!” tanımını pek tanıdık buluyorum. “Öküze ilişme şaşkınnn!!!” Beni çok güldürüyor. Aslında reklamı izlediğimde ben de öküz altında biraz buzağı aramadım değil, hani delikanlının fuları filan, köylük yerde seyredeni yabancılaştıran unsurlar. Reklamın yaratıcısı hafif efemine unsurları hem de köy ortamıyla bağdaştırıp, öküzle ineği karıştırışımızı doğrusu yüzümüze iyi vuruyor :)))  Zaten sanırım bu sayede reklam kampanyası Effie ödülü kazanmış.  Reklamların hepsi böyle katmanlı anlamlar içerecek şekilde ve bu denli naturel olsa televizyon seyretmeye başlayabilirim:) Örneğin Axess kızının keşfedildiği ilk reklam da dikkat çekiciydi, fakat devamını getiremediler.

Leopar gezdiren…
Blog / 24 Ocak 2009

Leopar gezdiren kızı Farkettiniz mi? Reklam yazarlarının en eskiden kabile büyücüsü, daha sonraları şair olan bir sinsileden geldiğini biliyor muydunuz peki? Hatta bu konuda günlüğüme de yazmışım önceleri: Kelime sevimsiz, ya da bana hep öyle geldi. Ve fakat hep yaptığımız (bilmeyerek) bu değil mi? Bir diğer başlıkta söz ettiğim “kök dillerin” doğrudan oluşa sebep olması konusu çok önemli. Kelimenin melek sözcüğünden türediğini söylerler. (L.mesafesi=1) İlk lisanlar, insanların doğal şartlarda yaşadığı ve duygu/düşünce nin doğrudan an’ı yarattığı ses/simgelerdi. (lisan ile insan arasındaki L.mesafesi=1 ilginç!) Büyücü denen kişiler, bi şekilde kulaktan kulağa yer altından ilerlemiş bu bilgilere vakıf olan kişiler, çoğunlukla ne yaptıklarını bilmeden yapıyorlar. Çünkü bu yetkiyi kullanma bilgeliğinde değiller. Ve çoğunlukla yetkiyi, güç ya da para için satıyor durumundalar. Herneyse neticede yapılan büyücülük işlemlerinin artı-eksi tüm bedelini ortak olarak, Gaia nın kaderi olarak ödemekteyiz. (kader ile keder arasındaki L.mesafesi=1) Dünyada şu anda kullanılan güncel lisanların hemen hepsi doğrudan büyü etkisini kaybetmiş durumdalar (bu sebeple büyücüler parsayı topluyo!) Kök ses/simgeleri kaybetmiş durumdayız! Aybetmişiz, pardon ayıp etmişiz Konuyu nasıl algıladığımı belirtmek için yaptığım bu girişten sonra, bu gece yaptığım bazı tespitleri iletmek istiyorum (bu konuda bende laf bitmez, çünkü nerdeyse üç senedir sürekli bu konu-kelimelerin etkisi konusu- tarafından çekiliyorum); Gece yattım ve…

Yaratıcı Sıçramalar
Kitap Özetleri / 03 Kasım 2008

Reklam/yaratıcılık konusunda kısa anekdotlar:   Bir metin ormanı bu. “Sembol, sembol, her yerde semboller var, manzarayı kapatıyorlar, aklımı çiziyorlar”. Günde 24 saat, haftada yedi gün karmaşa var. Dünya servetinin üçte birinden fazlasının-markalar halinde- insanların akıllarında bulunduğunu biliyor muydunuz?! Şirketlerin geleneksel işletme değeri, milyonlarca müşterilerinin algılamalarına göre cüzi kalıyor. (örneğin; Ford, jaguar markasını satın aldığında tahmini fiziksel  varlıkları toplam değerinin sadece %16 sı idi). Reklamcılıkla ilgili belki de en çok alıntılanan ama en az gözlemlenen gerçek, günbegün herbirimizin 1600 ila 3000 arası reklam ve ticari mesajajın talihsiz hedefi oluşumuzdur. Dünyadaki basılı bilgi miktarının her dört yılda bir katlandığı, yakında bunun iki yıla düşeceği belirtiliyor. Bize vadedilen kağıtsız topluma ne oldu? Araştırmacılara göre e-postanın kendisi, kağıt tüketimini yaklışık %40 arttırdı. Google dünyada en sevilen medya şirketi, beş yıl önce yoktular ama bugün yılda elli milyar talebi işleme alıyorlar. Böylesi hızla değişen bir ortamda pazarlamanın, ölü ilan edilmesi pek garip değil. Pazarlamanın özellikle de büyük şirketlerde uygulandığı haliyle öldüğü doğruysa cinayet silahı muhtemelen aşırı veri yüklemesiydi. Müşteriler öyle ya da böyle ajanslarının yaptığı büyüye inançlarını yitirdiler. Onun yerine sahte tanrılara-stratejik danışmanar, koçlar, araştırmacılar , gelecek tahmincileri- yöneldiler. John Keats “çok fazla bilim, bir meleğin kanatlarını kırpacak, gökkuşağını sökecektir” diyor. “Araştır ve yoket”! Reklam…