Takyon ve Bilgi
esinti / 25 Temmuz 2012

Gerçek bilgi, denenerek bulunmuş şeylerdir ve tabi tüm zamanlar ve tüm canlıların deneyimlerine göre gerçeklik de çeşitlenmiştir. Bu sebeple tüm insanlık için bahsedilebilecek tek bi gerçeklik yok (her bir olay için bile), ancak her insanın kendine has kendi ata kanalından yürüyüp gelmiş, denenmiş gerçeklikleri hücrelerinde var. Üstelik bunlar sadece aralarında değil, dış dediğimiz alanla da iletişiyorlar sanki. Zihindeki gürültünün kesilmesi beden aracılığı ile onlara ulaşmayı kolaylaştırıyor (içgüdü, ya da birden ayma gibi yaşadığımız şeyler). Yine de denenecek çok şey var, üstelik ilişki kurulacak da çok şey var, yani bitmeyen bi hikaye bu sanki. Evrimin ve doğal sistemin muhteşemliğini her yerde görüp iman etmişimdir Ve evrimi gözlemlediğimizde onun çeşitlenmeyi amaçladığını (amacı hedefsel değil,başka türlü olamayacağından da olabilir) açıkça görebiliyoruz. Daha önceki bir çok yazımda bana geldiği gibi, ışıkla yarışıyoruz sanki! Bi gün takyonlar gibi ışık hızını yakaladığımızda ne olacak hep merak ediyorum ** İnsan kendine benzettiğini mi sever, yoksa sevdiğine mi benzemeye başlar? Eh… İkisi de bi arada 🙂 Puma avlamak da Geyik avlamak kadar zordur. Geyik, gizemli, sihirli bir varlık olduğundan, Puma ise… İnsanların ona koyduğu isimlerden anlayın siz; “dağ çığlıkçısı, hayalet kedi” ** Özgür iradeyi seçim yapmak olarak görüyorum. Seçim yapmanı yönlendiren dış ve kalıtımsal, aynı zamanda 0-6 yaş…

Puma avcısı
esinti , Puma öyküleri / 18 Aralık 2011

Temel bir gün Trabzon da is ve isçi bulma kurumuna gider. Memur : Daha önce ne tip islerle ugrastiniz? Temel : Puma avcisiyim… Memur : Trabzon da puma ne gezer be adam? Temel: Ula bende onun için issizum ya… ** Ormanların “vahşi kedisi” pumaya bir bakalım. Pumanın benekli görünümü ve bedenin tüm eklem ve kaslarının ahenkli hareketiyle avının peşinden yaptığı hızlı ve kıvrak koşusunun görüntüsü birçok belgeselin vazgeçilmez karesi­ni oluşturur. Ne var ki, puma ile peşinden koştuğu avının “ölüm-kalım” koşusunda bizim bazen anlam veremediği­miz bir kırılma yaşanır. Avını tam yakaladı-yakalayacak dediğimiz bir anda, puma koşmaktan vazgeçer, avının kaçmasına izin verir. Bu hareketin nedenini kavramakta gecikince, çoğu insan kolaycılığa kaçıp “aptal puma” sıfatını benimse­di. Ancak çok geçmeden aptal sıfatının puma ya değil, “aptal puma” sıfatını pumaya yakıştıranlara yakıştığı anlaşılacaktı. Ormanların bu vahşi kedisinin kendince bir hesabı vardı! Puma, avının peşinden sürdürdüğü ölüm-kalım koşusunun süresini, avının büyüklüğüne göre ayarlıyordu. Puma için önemli olan, bir avın peşinden koşarak harcadığı enerji dü­zeyinin, onu yakaladıktan sonra kazanacağı enerji düzeyini aşıp aşmadığı idi. Avının peşinde harcadığı enerjinin avın­dan alacağı enerjiye değmediğini görür görmez koşusunu yarıda kesip avının kaçmasına izin veriyordu. Örneğin, pu­manın bir ceylanı yakalamak için koştuğu süre ile bir tavşa­nı yakalamak için koştuğu süre hiçbir…

Günüme şevk getiren şeyler
esinti / 12 Aralık 2011

Erkekleri anlıyorum, kadınları hala anlamaya çalışıyorum. Bu eylem bana zevk verdiği, günüme heyecan ve sevinç getirdiği için yapıyorum. ** Bir savaşçı, kendisine sunulan her yardım ya da hizmetin karşılığını zarafetle, cömertlikle ve eşsiz bir kolaylıkla öder. Böylece gönül borcu duymanın yükünden kurtulmuş olur. (CC) ** Ben zar atan tanrıyı seviyorum arkadaş 🙂 Öbür türlüsü  sıkıcı olurdu galiba. ** Kızılderililerde puma çok saygı görmüştür. Bu hayvana liderlik, güç, beceriklilik, sadakat, bağlılık ve cesaret gibi karakterler yüklenmiştir. Doğal düşmanları yoktur. İnsanlardan uzak ve yalnız yaşarlar. Kendilerine puma, dağ aslanı, dağ çığlıkçısı, hayalet kedi isimleri verilmiştir. Diğer büyük kediler gibi kükreme sesi çıkarmamaları ile onlardan ayrılırlar. Sesini duymak isterseniz buyrun tıklayın:cougar2 O resimdeki dağ çığlıkçısı(puma) benim işte. Kendime bakıyorum ve bayılıyorum. O masumiyete ve yalınlığa, öylece her şeyi gören gözlerimdeki safiyete, dinginliğe bir bakın. kendimden ne kadar hoşnutum ve doygunum.  Hiç bi şey farketmez diyorum  bu fotoğrafımla. ** Spinoza ve kant takdir ettiğim insanlar arasındadır. Hele Kant’ın insanların akıl almaz çelişkisi karşısında hala delirmeyip normal(!) kalabilmelerine dair fenomenine bayılırım 🙂 ** Merkür gerilemesi 15 Aralıkta son buluyomuş. Gök cisimlerinin ağır kütleleri ile;  bilim tarafından bize ne gibi etkiler gönderdiklerinin varlığı ve analizlerinin şu an daha ancak %3 gibi bir kısmını tesbit edebildiklerini resmen…