Korku ve Sevgi
Felsefe ve Kuantum / 06 Mart 2009

Muhtelif yerlerde okuduğum kadarıyla -ki nasıl olduğunu bilmediğim şekilde buna ben de katılıyorum- korkunun, sevgiye(aslında bu şefkat olmalı) oranla daha baskın bir enerji/güç olduğuna dair tespitler var. Enerji nedir? Sözlükte şöyle diyor: Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke (Lât. energia) Canlı organizmada katabolizma sırasında meydana gelen iş görme kapasitesi. Kısaca “iş görme kapasitesi” olarak kullanıyorum bu kelimeyi. Korku, iş görme kapasitesi açısından yüksek bir ivmeye sahip olduğu için dinler açıkça, başka metafizik ve felsefik öğretiler daha kapalıca korkuyu kullanmaktalar. Bunu onların kötülüğüne(!) değil, harekete geçirmek istedikleri büyük topluluğu bir an önce etkileyebilmek adına yaptıklarını varsayıyorum ben. Korku ve karşıtı şefkat, aynı enerjinin farklı fazları gibi geliyor bana, biri daha sert ve hızlı iş görüyor ancak etkisi kalıcı değil, diğeri daha yavaş ve yaygın iş görüyor ancak daha kalıcı. Hani seç beğen al durumları var! :)) İyi polis kötü polis işlevini hepimiz biliriz. Dışardan seyrederken bunun bir mekanizma olduğunu kolayca farkedebiliyoruz ancak olay başımıza gelince bunu unutuveriyoruz! Ayrıca “Negatif seyleri görmek pozitif seyleri görmekten bir hayli kolaydir, cünkü negatif seyler duygumuzu daha derinden etkiler.” deniyor ama, bu durum da bence genler ve 0-6 yaş eğitimi ile ilgili. Örneğin Polyanna Genini duymusunuzdur (bakınız : http://sibelatasoy.com/?p=1097). Ben bazen…

Polyanna geni
Blog , Rüya/Psikoloji / 01 Mart 2009

İngiliz psikologların yaptığı araştırma, söz konusu geni taşıyan insanların, etraflarındaki olumsuz olaylara daha az ilgi gösterdiklerini, bunun yerine hayatın mutluluk veren yanlarına odaklandıklarını gösterdi.  Bardağın dolu tarafını görmeye yardım eden bir gen bulundu. İngiliz psikologların yaptığı araştırma, söz konusu geni taşıyan insanların, etraflarındaki olumsuz olaylara daha az ilgi gösterdiklerini, bunun yerine hayatın mutluluk veren yanlarına odaklandıklarını gösterdi. İngiliz The Guardian gazetesinde yayımlanan araştırma, bu insanların daha sosyal olduklarını ve psikolojik açıdan genellikle daha iyi şekillendiklerini de ortaya koydu. Essex Üniversitesi psikoloji bölümünün başkanı Elaine Fox, söz konusu genin, kişinin günlük stresle başa çıkma kabiliyetinin temelini oluşturduğunu ve bu gene sahip olmayanların, hayata daha karamsar baktığını, depresyon gibi akıl sağlığını bozan hastalıklardan daha fazla mustarip olduklarını söyledi. Araştırma çerçevesinde, 100’den fazla katılımcının, bilgisayar ekranında beliren iyi ve kötü görüntülere verdikleri tepkilerin ne kadar sürdüğü gözlendi. Görüntüler arasında, kucaklaşan bir çift, tekneyle açılan ve saldırıya uğrayan kişilerin resimleri de yer alıyordu. Katılımcılara yapılan genetik testlerde, bazı kişilerde gözlenen kötü resimleri yok sayma ve iyi olanlara ilgi gösterme eğiliminin, serotonin hormonunu kontrol eden bir genin varyasyonuyla güçlü biçimde bağlantılı olduğu görüldü. Sonuçları Proceedings of the Royal Society B dergisinde yayımlanan araştırmada, herkeste söz konusu genin iki varyasyonunun kalıtımsal olarak bulunduğu, bu iki varyasyonun…