Özgüven ve Alçakgönüllülük
Carlos Castaneda / 23 Kasım 2009

Özgüvenle ilgili bir konuşmada, DJ ile CC arasında fikir ayrılığı vardır. DJ sokaktaki adam ve savaşçı arasındaki özgüven farkını şu cümlelerle ifade eder. “Sokaktaki adam seyircinin gözündeki kesinliği arar, buna da özgüven der. Savaşçı ise kendi gözlerinde kusursuzluğu arar, buna alçak gönüllülük der.” Öğretileri açığa çıkarmasının kimi insanları rahatsız ettiğini söyleyen CC ye şu cevap gelir. “Yaptığımız ve olduğumuz her şey kişisel erkimizde kalır. Eğer yeterince erkimiz varsa, bir cümle bile hayatımızı değiştirmeye yeter. Yeterince kişisel erkimiz yoksa bilgeliğin en önemli parçası bile bi gıdım fark etmez” Bu kısımda bir örnek verir. “Şu anda etrafının sonsuzlukla kaplı olduğunu ve istersen bunu kullanabileceğini” söyler. Bu bilginin hiçbir işe yaramadığını (zihin ile)bilmesinin bu gücü kullanmasına yetmeyeceğini kibarca anlatmış olur. Devamında şu sözler çıkar DJ dan “Bizler ışıldayan varlıklarız. Işıldayan varlıklar için önemli olan tek şey kişisel erktir. Ama kişisel erkin ne olduğunu sorarsan bunu anlatmam, açıklayamaz sana.” Erk Öykülerinden

Özgüven
Blog / 27 Mart 2009

S. Özgüven, biraz da kendini evrenin kapsayıcılığına teslim etme becerisidir diyebilir miyiz? Örneğin benim özgüvenimin azaldığı durumlar, bişeylere sahipmişim gibi göründüğüm zamanlardır, ne zamanki onları terk etmeye niyet ederim o andan başlayarak büyük bir özgüven artışı olur, boşluk durumları beni rahatlatıyor, çünkü oraya evrenin ne şekle bürünerek hareketleneceği sürpriz dolu bir bekleyiş, adrenalin, kendinden kurtulma, gelecek olana hem merak hem kabul gibi bi sürü duygular işte 🙂 Az önce beni ş-aşırtan bişey yaşadım, Çarşıdan eve doğru yürüyerek dönüyordum, güneş ve elde taşınacak fazla bi yük olmadığından yokuşu göze almıştım. En dik yokuş eve en yakına geldiğimizde başlıyor. O noktada biraz durup dinlendim, bir yandan da aşağıdan yokuşa göz gezdirip hangi noktasında durup nefesleneceğimi geçirdim aklımdan. Sonra Ya Allah deyip ilk adımı attım, hala nerede dinleneceğim vardı aklımda fakat birden bire bacaklarımın kendi kendine hareket ettiğini aslında bedenimin hiç bi güç harcamadığını fark ettim! Şok oldu benim için, hemen kendimi yokladım , bu nasıl olabilirdi? Bir yandan tırmanma sürerken bu mucizenin sebebini keşfettim; bedenim kendini tamamen serbest bırakmıştı! Yokuş filan umurunda değildi onun! O zaman ben delimiyim zihnimle kendime zorluk yaratıyorum diye güldüm. Tam bu aralar baktım yokuşun tepesine varmışım ve nefes alış verişimde zırnık değişiklik yok, sanki düz yolda gezinmişim!…