Güç Modelleri

“Kuantum fiziği bizi, uzay ve zaman anlayışımızı değiştirmeye çağırır, fakat böyle bir değişikliğin her birimizin kişiliğinin merkezine yönelik olduğunu kabul etmek zorundayız.” Der D.Zohar “Önce, en düşük bilinç olan, ama çok güçlü olan şey hakkında konuşalım. Düşük bilincin inanılmaz güç taşıdığını, yüksek bilincin de inanılmaz güç taşıdığını anlayın. Ama, düşük veya yüksek onun etki gücünün ölçüsü değildir, daha çok sadece titreşimin ölçüsüdür. Bunu frekans ile karıştırmayın, çünkü bunun teknolojisi lineer değildir. Modellemede görülen şey düşüncenin titreşimidir ve nereye gidebileceği veya nereye gidemeyeceğidir ya da nasıl kısıtladığı veya genişlettiğidir. Güç veya kuvvet çok derindir. Bunu zaten biliyorsunuz. Nefretin gücü kötülüğü ve korkuyu yaratır ve çok kuvvetlidir. Korkunun gücü, eğer dikkatli olmazlarsa ulusları köleleştirebilir. Geçmişten bunun gücünü biliyorsunuz. Bunun gelecek olan enstrumanda yaratacağı spesifik modeli, o özelliğe sahip olan bir bireyle onu ölçmeyi konuşalım. Düşük bilinç son derece basit ve temel modeller yaratır. Bu modeller kuvvetli bir çember yaratır veya yayar – diğer yüksek titreşimlere bir engel oluşturmak için bir araya gelen enerji akışı. Bu, bireyin veya bireyin yarattığı bilincin enerjisinin etrafında bir çember olarak görünür. Çember desenli bir hapishaneye veya tekrarlanmayan temel bir fraktala benzer. Kendi içinde kendini taşır ve model kendi çemberinin dışındaki hiçbirşeyin farkında olmaz. Kuvvet, onun o kadar…

Özgürlük
Felsefe ve Kuantum / 16 Nisan 2016

Daha dün Boğaz’da bir arkadaşımla gezinirken aniden özgürlük konusundan bahsetmiştim. İnsan özgürlüğe göz diktiğinde -ki buna ruhunuz ya da auamukanız çölde kalmışçasına susamıştır- önce somut konularda özgürlük gibi anlaşılır, ekonomik özgürlük, bağımlılıklardan, sorumluluklardan kurtulmak gibi gelir. Doğrudur da… Fakat buna kavuşunca özgürlüğün çok daha büyük bir kavram olduğunu anlar insan, insanın ben’den BEN’im’e uzanan hem muhteşem hem de berbat yolculuğudur aslında bu. Ve az önce tesadüfen Sartre’ın Sineklerinden bir söylem gördüm, hadi madem bunu da paylaşayım dedim güne başlarken. Günaydın sevgili frekanslar.

Ayrılık kullanışlı bir yanılsamadır.
Carlos Castaneda , Urban Shaman / 26 Mart 2016

Ayrılık kullanışlı bir yanılsamadır. İkinci prensip KALA’nın sonuçlarından biridir bu çıkarım. Ayrılığın bir fayda uğruna kurulmuş bir rüya (oyun) olduğu gerçekten bilinse hayatta çözülmeyecek hiç bir şey kalmaz. Bizler aslında çok boyutluyuz. Tüm sorunlar, hastalıklar ayrılık bilincinin farkındalıksızlığından kaynaklanır. Bunu zihinleriyle yürekleriyle tastiklemiş olanlar bile zaman zaman işin ucunu kaybedebilir. Hiç sorun değil, Gurdjieff hocanın da söylediği gibi bu yolculukları bir gurup halinde yapıyor oluşumuz bizi bu unutkanlıktan kurtarır çünkü bir arkadaşımız bizi nazikçe dürtükleyiverir ve hemen uyanırız 🙂 Aloha budur işte Bir düşünün eğer %100 empatiye sahip olunsaydı yaşamak ne zor olurdu (2 rakamı empatiyle ilgilidir). Kahunalar kendilerini, faydalı limitler (ayrılıklar) yaratmakta özgür hissederler. Buradaki kilit nokta, ayrılığın mutlak mı kurmaca mı olduğunu bilmektir. Kurmaca olduğunu bildiğin durum CC bilgisindeki kontrollü deliliğe tekabül eder. Kurmaca olduğunu kabul etmek İz sürmenin gereğidir. Yani ayrılığın keyfi olduğunu bilmek; özgür hissettirir, esnetir, savaşmak için sebepleri yok eder, akışta olmayı, birlikte barış içinde büyümeyi teşvik eder. Her şeyin bağlantılı ve bir olduğunu, ilişkide olduğumuz her kişinin kendi reenkarnasyonumuz olduğunu, ayrılığın keyfiliğini bildiğimize göre; Diğer kişileri göz ardı edip yalnızca kendimizle kalırsak, muhtemelen en iyi ihtimalle mutabakat rüyasından koparız ki bu amacımıza ters düşer ya da daha kötüsü narsistik uyarılara/tedavilere maruz kalabiliriz. Diğer yandan…

Siz de Birdman’i yeni izleyenlerden misiniz?

Aslında dün gece izledim ama uyudum uyandım halen izlemeye devam ediyor gibiyim. Filmi izledikten sonra Oscar öncesi yerli yabancı film eleştirmenlerinden dinlediğim hararetli tartışmalar zihnimde yüzeye çıktılar. Gerçekten de bu film bazıları için yüzeysel bazıları için çok katmanlı denebilecek, bazılarının sinir olacağı ve birilerinin bayılacağı tarzda insan ana yapısının tezat çeşitliliğinin yansıması gibi görünüyor. Bana göre film, Amerikanın kendi üzerinden tüm dünyaya ve hatta fırsatını bulursa uzaya pazarladığı büyük amerikan rüyasının çöküşünü anlatıyor. Bu açıdan bakıldığında filmde -uzunluk açısından-büyük bir rolü olmayan Edward Norton’un neden bulunuyor oluşu da tesadüf değil sanki; çünkü film Dövüş Kulübünün bir başka, iletişim çağı versiyonu gibi görülebilir. Oyunculuklar mükemmel. Tipik hızlı akış, Amerikan tarzına alışık olmayanları serseme çevirecek düzeyde. Eğer filmin repliklerini duymazdan gelirseniz kullanılan simgeler hemen hemen aynı şeyleri çok daha derin düzeyde ortaya koyacaklardır, öylesine etkin ve bol kullanılmış. Eminim ki bunların bir kısmı yönetmenin senaristin bilgisi dahilindedir ama daha çoğu bilinçsizce bu filmin içine sızmışlardır. -Küçük bir not: Amerikan Tanrılarını okumayan kalmasın.-  Ben bunu kendi yazdığım kitaplarda net olarak görüyorum, planlamadığım ve bilinçli yapmadığım o kadar çok şey-simge ve anlam doluşuyor ki içeri, o artık nerdeyse benim diyerek sahipleneceğim kişisel bir yaratım olmaktan çıkıyor. Tabi ki filme sıradan bir seyirci olarak bakıyorum,…

Değişim
esinti , Felsefe ve Kuantum / 06 Ekim 2015

5 sayısı numerolojik olarak, Özgürlük-aktif olmak- geliştiricilik-devrimcilik-çok yönlülük ve değişimleri kabullenmek olarak tanımlanıyor. Kryon ise buna kısaca; “DEĞİŞİM” diyor ve [2 + 6 + 7 + 8 + 9 =32=5] rakamlarının kuantumsal ruhu olduğunu ima ediyor. Bu rakamlar DNA katmanlarının çok boyutlu işlerliği içinde düşünülmeli fakat ifade ederken lineer lisana muhtaç kalıyoruz. Özetleyecek olursam; Ebediyen sizinle birlikte olan Ben’im/yüksek benliğiniz’in(6) şu anda yaşanmakta olan capcanlı akaşik kayıtlarınızın (7 ve 8) içerdiği hayat derslerini (2) şifalandırma sürecidir (9) DEĞİŞİM (5). Eski matematikçilerden kim kaldı :)))) Sizi güdüleyen nedir? Bazılarınız buraya geldiklerinde hücreleri mesaj veren bir şarkı söyler, “Yalnız olmak istemiyorum.” Hayat dersinizin ne olduğunu düşünüyorsunuz? Yalnız olmak! Adil görünmüyor değil mi? Fakat hayat dersinin (2) enerjisi budur. Kryon Tabi dünyaya geldiğimde ben ve hücrelerim diye ayrım olmadığından bu şarkıyı duymamıştım! Fakat hayatımdaki dönüm noktalarının birinde (2003-2004) hiç beklenmedik şekilde birlik duygusunu yaşadım, çok kısa sürdü fakat unutulmaz bi görü oldu benim için. Bu görüden şimdiki dikkat alanına döndüğümde tamamen bilinçsizce şöyle bağırdığımı duydu kulaklarım: “her şey yalan (illüzyon) olsa bile ben çokluğa razıyım.” Cümlenin gerisinde söylenmeyen duygu şuydu yalnızlık korkunç bi şey, tahayyül edilmez bir hüzün, yaşamaya değmez ebedi bir hapishane. Evet duygular böyleydi. Varın siz değerlendirin şimdi.

Ben’im, ebediyim.
YENİ DÜNYA / 31 Temmuz 2014

Doğarsın 18 yaşına kadar ailen senin Vasin tayin edilmiştir. Onların seni yetişkin olarak (kendi ehliyetine sahip olarak) hayata mezun etmeleri gerekirken, bu yapılamaz çünkü anne baba zaten kendileri yetişkin olmamışlardır! Böylece çocuklarına kendi vasilerini (dinsel,kültürsel, siyasi) her ne ise fark etmez empoze ederek onları yolcu ederler. Bu hikaye böyle bin yıllardır sürüp gider ama şimdi gerçekten yetişkin olmak ve vasilerinizden ayrılmak kendi öz hakkınız olan ehliyetinizi elinize almak ve bunu ilan etmek isterseniz, bu yol her zaman açıktır. Ben’im diyebilmek için en uygun şimdi. Bunu diyebilen kişi bir yetişkin olur ve sadece kendisi için değil tüm ataları, biyolojik ve ruhsal ailesi için beklenen özgürleşmeyi aynı anda sağlar! Tıpkı her bir hücrenin aynı anda haberleştikleri gibi, geçmiş ve gelecek olmaksızın, sonsuz bir şimdiye adım atarlar.

Ebeveyn Baskısı
esinti / 10 Ekim 2013

Gerçekte kusur ya da ideal tanımlaması sadece insanlar tanımladığı için var ancak insanın hem kendi doğasından gelen özellikleri var hem de evreleri. Bu evreler belli bir spiral dairesinde ( hem tek tek insanlar hem ülkeler için)tekrar edip durur, insanın bunların farkında olması anlamında büyük ve dayanışmalı bir çaba gerekiyor. Toplum ya yerleşik kural ve ananelere ya uyarsın ya da seni deli ilan ederim diyor ya, biz de tolteklerden denetimli delilik kavramını öğrendik. Ve bu özetle; bi rolü sanki gerçekmiş gibi ama aslında numaradan oynamaktır. Çok başarılı bi aktör ya da aktris olmak gibi Bu da muazzam bi denetim ve kararlılık gerektiriyor ve öyle zıppadanak bi kararla olamıyor, belki bazıları doğuştan böyle yetenekler getirdikleri için daha kolay adapte olabilirler:) Matrak bi  örnek vermem gerekirse, hani bi gün Adamus konuşmasında “hadi aydınlanmış biri gibi yürüyün, bi deneyin demişti de ben de çarşıda aklıma gelip bi deneyeyim demiştim! Çok ama çok komikti. Bu tür ciddiyetinize yaraşmayan uygulamaları sıklaştırmak lazım belki. Toplum baskısı önce ailede başlayıp sonra tüm kurumlarca devam ettiriliyor. Şimdi eskiye oranla çok şey değişti gibi görünse de televizyonun hayata girmesiyle anne babaların çoğu kötekten vaz geçti fakat yöntem değiştirip aynı niyeti devam ettiriyorlar. Zaten Türkiyenin şu anda nasıl idare edildiğini, her…

Keşiften önce son durak/Adamus
esinti , Felsefe ve Kuantum / 12 Ağustos 2013

Özgürlük. Ne diyorlar? Özgürlük, kaybedecek bir şeyi kalmamanın diğer adı. Orada mısınız? Kaybedecek başka bir şeyiniz kaldı mı diye bugün bakacağız? Evet, bu aydınlanma denilen şey, insanın tasarımına bırakılsaydı ve izin verilseydi, bunun sonucunun aydınlanma gibi olacağını zannetmiyorum çünkü o zaman sınırlamalar olacaktı. Oturup da “Nasıl aydınlanacağım, aydınlanma böyledir, aydınlanmam budur” deseydiniz, çok fazla sınırlamalar, önyargılar, dengesizlikler olurdu. Ve insan, kendi enerji beslenmesine devam ederdi. Ve insan, Ben-im kimliğinden ziyade, insan kimliğini yüceltme çabasını sürdürürdü. İnsan, çevresindeki diğer tüm elementlere- toplu bilinç- karşı çok kırılgan olurdu. Kendi geçmişine, kendi zihnine, yaratıcı düşünmeye karşılık analitik düşünce biçimine karşı çok kırılgan olurdu. Böylece, bunun insan tasarımı olmaması iyi bir şey. İnsan veçhesi ki, bugün onun bir parçası burada oturuyor. Olduğunuz insan veçhesi, iyi ki bu aydınlanma denen şeye izin veriyor- onu düşünmekten, onu tasarlamaktan çok, çok farklı, çok, çok faklı- yalnızca izin vermek. Bu izin verme, bu geçen Şaud’da konuştuğumuz gibi, var saymak çok fazla güven ister. Muazzam güven ister ve çok, çok az insan bu düzeyde güvene varabilir. Şimdi olduğu gibi, rehberleriniz olmadığında, daha derine gidersiniz Yalnızca dram ya da korkudan öteye gitmek zorundasınızdır. Sıklıkla, seçimler korkudan yapılır. Önünüzdeki senaryolardan en az korkulanı, basitçe seçilir. Deneyiminizde, bu noktada ilginç bir şey…

Sonsuzluk, ulaşılmaz olmak ve Rüzgar
Carlos Castaneda , esinti / 24 Nisan 2013

Sonsuzluğa göre bir savaşçı için tek zahmete değer girişim özgürlüktür. Başka her türlü girişim aldatıcıdır. Her şeyi bir saat içinde feshedebilir misin? * Büyücüler insanlara boşlukta hayranlık duymazlar. Onlarla konuşur, onları tanırlar. Başvuru noktaları saptarlar. Kıyaslama yaparlar. Senin yaptığın biraz çocukça. Uzaktan hayranlık besliyorsun (Castanedanın bilişsellik profösörü Lorca’ya duyduğu hayranlığı kast ediyor). Kadınlardan korkan adamın başına gelenlere çok benziyor bu. En sonunda er bezleri korkusuna üstün gelir ve kendine ilk merhaba diyen kadına tapınmaya başlar. * Büyücülerin öncülü, bi şeyi içeri almak için, onu koyacak bi alan bulunması gerektiğidir. Günlük yaşamın ayrıntıları ile tepeden tırnağa doluysan, yeni hiçbi şey için yer yoktur. O yer oluşturulmalı.  Ne demek istediğimi anlıyor musun? Eski çağların büyücüler, yaşamını “özetlemenin” o alanı oluşturduğuna inanırlardı. ÖZETLEME bunu gerçekten yapıyor ve çok daha fazlasını da elbette. * “Dünyasını sıkıp onun biçimini değiştirmediği için ulaşılmaz olur kişi. Hafifçe dokunuverir ona, gereksindiği sürede kalır orada, sonrabir iz filan bırakmadan tez ayrılır oradan.” CC * “Dünya giz dolu bir yerdir, özellikle alacakaranlıkta.” Çenesinin hareketiyle rüzgarı imledi Don Juan “Bizim peşimizden gelebilir bu. Bizi bitkin düşürebilir, hatta öldürebilir de .Günün bu saatineo yalnızca bi rüzgar olmaz, bu saatte yalnız erk olur. Oun rüzgarın içinde saklanan, fırıldak gibi dönen bir sarmal, bi…