2012’ye Astrolojik bakış
YENİ DÜNYA / 29 Aralık 2011

Tam bir değişimler devri yaşamaktayız. Sanki bütün taşlar yerinden oynamış durumda. Siyasi, ekonomik, dini, bilimsel alanlarda, şimdiye kadar kalıplar olarak gördüğümüz yapıların esnemekte, değişmekte, hatta dönüşmekte olduğunu hayretle izliyoruz. Bir zamanlar ütopya kabul edilen sınırsızlığa yöneliş, bilişim ve teknolojinin olağanüstü gelişimiyle gelinen nokta, hepimizi şoke ediyor. İster istemez… değişimleri kabulleniyor, özümsüyor, günlük hayatımızda kullanıyoruz. Adeta bir zihniyet devrimi yaşamaktayız. Tüm bunları birleştirdiğimizde, önemli bir dönüşüm ve yeniden yapılanma sürecine girmekte olduğumuzu anlıyor, yeni bir oluşuma doğru ilerlemekte olduğumuzu hissetmeye başlıyoruz Neptün’ün Balık burcuna ilk girişi 4 Nisan 2011 tarihinde olmuştu. 5 Ağustos 2011 tarihinde tekrar Kova burcuna gerileyen Neptün, 3 Şubat 2012 tarihinde Balık burcuna geçiş yapacak ve 2025 yılına kadar bu burçta ilerleyecek. Modern dönem astrologlarına göre Neptün, Balık burcunun yöneticisidir. Bir gezegen yönettiği burçta olduğunda, bu burcun özelliklerini güçlü ve doğru bir biçimde ortaya çıkartacak demektir. Gönüllü özveri, evrensel sevgi ve kardeşliği vurgulayan Balık burcunun özellikleri, Neptün’ün bu burçta olmasıyla, belirgin bir biçimde hissedilecek. Balık burcu, hayal dünyasının uçsuz bucaksız evrenini temsil eder. Neptün’ün bu burçta olması, 2012-2025 yılları arasında, insanlığı yepyeni dünyalara açacak. Neptün’ün Balık burcuna son dört kez girişine baktığımızda insanların o dönemin kurulu düzenine karşı çıkışını görürüz. Dolayısıyla 2012’de karşımıza dini ve siyasi inanış sistemleri…

Zamanın Sonunda mıyız?
Felsefe ve Kuantum , Kitap Özetleri / 18 Haziran 2009

2012 Bilmecesine astrolojik bakış devam-öncesi için bakınız: http://sibelatasoy.com/?p=1888 Kadim uygarlıklar, zamanın durağan veya doğrusal olmadığını, büyük bir dönüşüm içinde akmakta olduğunu, her döngünün kendine has nitelikleri olduğunu biliyorlardı. Bu nitelikler dünyayı, doğayı biçimlendiriyor ve ona form veriyordu. Ekinoksların farkındaydılar ve zamanın büyük döngülerini tespit etmek üzere bir Zodyak sistemi yaratmışlardı. Zodyak adeta 12 burçlu dev bir saat gibiydi. Bu dev saatin her bir diliminden geçiş süresinin 2160 yıl aldığını fark ettiler. Tüm burçları dolanıp aynı noktaya gelmek, yaklaşık 26000 yılı alıyordu. (Ra Bilgileri adlı kitapta dünyanın 3B boyutunun hasadı için üç kez her biri 26000 yılda olmak üzere hasat yapılacağı ve toplam sürenin yetmişbeşbin yıl olduğunu söylemişti-Sibel’in notu) Mayaların “zamanın sonu” olarak adlandırdıkları şey aslında yaşamakta olduğumuz çağın sonuydu. Yani dönüşüm zamanı gelmişti. Yeni bir çağa ve zamana girilecek, eski çağ, yani “zaman” sona erecekti. Perulu şamanlar, bu dönemde ortaya çıkacak insan türüne “ışıltılı insan” demişler. İçine girmekte olduğumuz Kova Burcu, insan sembolüyle temsil edilen burçlardan biridir ve hava elementidir. Bu kez değişim; insanlar, bilinç, iletişim ve teknoloji üzerine yaşanacaktır. Hava elementi aynı zamanda, etrafımızı saran uzay ile ilişkilendirilir. Bu yüzden biz bunu “uzay çağı” olarak adlandırıyoruz. Satürn bildiğimiz anlamda realiteyi, yani realitenin görünen kısmını, Neptün ise bilinenin ötesini temsil…

Bir Amaç İçin Birleşme
Kitap Özetleri , YENİ DÜNYA / 12 Haziran 2009

2012 Bilmecesine astrolojik bakış devam- öncesi için bakınız: http://sibelatasoy.com/?p=1807 Bazı gözlemciler 2012’de galaksinin kalbi ile aynı hizaya gelişin dünya üzerindeki kozmik enerji için bir kanal açacağını ve daha üst seviyede titreşimler almaya başlayacağımızı öne sürüyorlar. Guatemela’lı araştırmacı, tarihçi ve antropolog Carlos Barrios, Mayaların 21 Aralık 2012 tarihini bir yeniden doğum tarihi olarak gördüklerini, Solar meridyenin galaktik ekvataoru keseceği ve dünyanın galaksinin merkezi ile aynı hizaya geleceği bu tarihin Beşinci Güneş Çağının başlangıcı olduğunu bildiriyor. Maya büyüklerine göre Beşinci Güneş Çağı, bilgelik, uyum, bariş, sevgi, bilinçlilik ve doğal düzenin geri dönüş çağı olacaktır. Daha önceki dört çağda hiç olmadığı kadar, dişil ve eril enerjiler kaynaşacak, polariteler ortadan kalkacak, uyum gelecek, birinin diğeri üzerindeki hiyerarşisi ortadan kalkacak, her iki enerji de birbirini dengeleyecektir. Carlos Barrios şöyle diyor: “İnsanlarda artık karanlık ve aydınlık kavramı yerine bir kaynaşma söz konusu olacak.  Ancak şu an karanlıktaki insanlar bu konu ile ilgilenmiyor. Hatta bu durumu engellemeye çalışıyorlar. Dünyanın ve çevresinin dengesini bozmaya çalışıyorlar ki, 2012’deki dizilime hazır olmayalım. Diğer taraf ile barış ve denge arayışı ile birlikte çalışmak zorundayız. Bizi besleyen ve koruyan Dünyaya iyi bakmamız gerekiyor. Tüm kalbimizi ve aklımızı bu birlik ve kaynaşma için, yaşamı korumak adına kullanmalıyız. (The Mystery of 2012) İnsanlar uçurumun…

2012 Bilmecesine Astrolojik Bakış
Kitap Özetleri , YENİ DÜNYA / 27 Mayıs 2009

Karşıt konumdaki gezegenlerin enerjilerinin, birbirlerine taban tabana zıt olması, diğer gezegenlerin karşıtlıklara göre daha zorlaştırıcı bir durumdur. İşte Satürn-Uranüs karşıtlığında durum tam da böyledir. Ama şunu da unutmamalıdır ki, hangi enerjiler karşıt durumda olursa olsun, dengesizlik ve çatışma yoluyla da olsa değişimi beraberinde getirirler. Satürn-Uranüs karşıtlığı, bilim ve teknoloji alanında realite olarak görülen kalıpların yıkılmaya başlayacağı, insanoğlunun aydınlanmasını tetikleyecek, bilinç düzeyini yükseltecek gelişmelerin ortaya çıkacağı zamanlarda olduğumuzu gösteriyor. 2009-2011 yılları süresince insanoğlu, özellikle bilim dünyasında yaşanacak gelişmelerle, varoluşunun nasıllığını ve evrendeki yerini idrak edebilmek için tüm sınırlarını zorlayacaktır. Bilim ve teknik alanında önemli gelişmelerin yaşanacağı, eskimiş ve bilindik kalıpların yıkılacağı bir sürece doğru ilerliyoruz! Satürn-Uranüs karşıtlığının ardından, Satürn-Plüton karesinin ve ardından da Uranüs-Plüton karesinin yaşanacak olması; 2009-2018 yılları arasında çok büyük sağlık sorunlarıyla karşılaşabileceğimizi gösteriyor. Astrolojide Satürn ciltle ilgilidir. Satürn-Uranüs ve Satürn-Plüton sert açıları, ciltte lekeler oluşmasına yol açabilir, cilt kanseri vakalarını arttırabilir. Bu sert açılar aynı zamanda şiddetli depresyona da sebep olabilir. Buna ilaveten, şiddetli spazmlara, vücudun bazı biyolojik ritimlerinde değişikliklere yol açabilir, bunlar vücutsal olabileceği gibi zihinsel olabilirler. Uranüs aura ile de ilişkilidir. Uranüs’ün şok edici ve değiştirici etkisi, Plüton’un dönüştürücü etkisiyle birleştiğinde, hilkat garibesi gibi görünümlere, bu tür doğumların artmasına sebep olabilir. Dönüşüm Zamanı-Öner Döşer özetleyen S.Atasoy…