Zihnin tümü bedende değildir

Yerli halk için köylü bir kahinin söylemiş oldugu şu söz anayasadır: “Eğer kim çarpışma ve rekabet ile karşı karşıya kalırsa, en uzun agacı bulup hemen tepesine kadar tırmansın.” Kaçmak mı? Eger düz anlamında algılayacak olursak, sözün demek istedigi anlam “Dövüş ya da sıvış” olacaktır. Ancak insan yine de ” agacın tepesine çıkarak” bakış açısını olabilecegi en üst noktaya getirip, karşısındakinin kötü durumuna yukarıdan farklı bir bakış açısıyla bakabilir. İnsan kendine bile bu şekilde yukarıdan bakabilir; yukarıdan ve uzaktan . . . Böyle b i r üstünlük noktasını geliştirmek insana davranışsal degerler katacaktır, çünkü bu şekilde insan artık bağlantılı ve göreceli durumların farkına varabilir ve istediği gibi düzenlemeler yapabilir. Böyle bir üstünlük noktasını korumak da sezgi yetisini geliştirir, çünkü artık insan olacakları önceden görmeye başlamıştır. Beden yerdedir, ama zihin ve ağaç da yerdedir. Zihnin tümü bedende değildir. Daha üstün bir nokta vardır ve bu nok· ta sayesinde daha geniş bir manzara görünür. Olay sadece beden için daha geniş bir manzarayı bilinir hale getirmektedir. * Kuvvet nazik bir şeydir; estetiktir,sanattır. Niyet ve yetenek gerektirir. Şiddetle ve rekabetle alakası yoktur. Swami Rama *

Kent şifacılarına minik öğütler
Rüya/Psikoloji , Urban Shaman / 03 Mart 2016

Kültürümüzde “arkadan konuşma” diye bir eylem vardır, çeşitli sebeplerle kişiye açıktan ifade edemediklerimizin, onun ardından sözle ya da düşünce sözüyle dile getirilmesini işaret eder. Bunun üçüncü bir şahsa yapılmasına da dedikodu denebilir kısaca. Olay çok yönlü kişisel ve toplumsal psikolojik bir durumdur herkesin bildiği ve belki az ya da çok hiçbirimizin kaçınamadığı bir şey. Bunun sebepleriyle ilgili bir yorumda bulunmayacağım 🙂 Kendime ve sizlere hatırlatmak istediğim şey, eğer kendinizi böyle bir durumla karşı karşıya bulursanız (bunu yaparken kendinizi işbaşında yakalayabilirseniz) önce şeker aşırmaya çalışan çocuğunuzun parmakları üzerinde nasıl yükseldiğini ve nasıl minik kollarını yükseğe yükseğe kaldırmaya çalıştığının görüntüsü gelsin gözünüze ve bir kahkaha patlatın, anında içinize o çocuğa karşı büyük bir şefkat dolacaktır Ve hemen hiç vakit kaybetmeden Ho’oponopono yapmaya başlayın. Ne kadar sürerse sürsün önemli değil ve imkan varsa bir yandan hooponopono yaparken bir yandan mutfakta bi şeyler yapın, yeni bi içecek, yiyecek aroma uydurun… Çok işe yarıyor 🙂  Hepimiz birbirimizle temastayız, belki de insanlar bu temas noktasını ruhsallık olarak yorumluyorlar, belki bilimin nüfuz sahasına henüz tam olarak girmemesi sebebiyle böyle bir ayrıma lüzum hissediyorlar. Gerçi bilimin bazı alanları artık bu konuda sınır hatlarını yarıyorlar 🙂 * Genelde ihtiyacım olduğunu hissettiğim ve kolayca uygulayabileceğimi keşfettiğim çalışmaları 100 günlük bir paket…