Öğrencinin Duası

Yarın hem annemin doğum günü hem de dünya Kadınlar  günü, onları şimdiden kutluyor ve Umberto’nun şiirini hediye ediyorum. Öğrencinin duası şiir- Umberto Maturana (Bir biyoloğun oğluymuş) Ruhsal bakımdan sağır bir kültürde, ruhsal bakımdan (SQ) zeki olmak kolay değil * Önce şu videoyu izlemek isteyebilirsiniz, tıklayınız

Siz de Birdman’i yeni izleyenlerden misiniz?

Aslında dün gece izledim ama uyudum uyandım halen izlemeye devam ediyor gibiyim. Filmi izledikten sonra Oscar öncesi yerli yabancı film eleştirmenlerinden dinlediğim hararetli tartışmalar zihnimde yüzeye çıktılar. Gerçekten de bu film bazıları için yüzeysel bazıları için çok katmanlı denebilecek, bazılarının sinir olacağı ve birilerinin bayılacağı tarzda insan ana yapısının tezat çeşitliliğinin yansıması gibi görünüyor. Bana göre film, Amerikanın kendi üzerinden tüm dünyaya ve hatta fırsatını bulursa uzaya pazarladığı büyük amerikan rüyasının çöküşünü anlatıyor. Bu açıdan bakıldığında filmde -uzunluk açısından-büyük bir rolü olmayan Edward Norton’un neden bulunuyor oluşu da tesadüf değil sanki; çünkü film Dövüş Kulübünün bir başka, iletişim çağı versiyonu gibi görülebilir. Oyunculuklar mükemmel. Tipik hızlı akış, Amerikan tarzına alışık olmayanları serseme çevirecek düzeyde. Eğer filmin repliklerini duymazdan gelirseniz kullanılan simgeler hemen hemen aynı şeyleri çok daha derin düzeyde ortaya koyacaklardır, öylesine etkin ve bol kullanılmış. Eminim ki bunların bir kısmı yönetmenin senaristin bilgisi dahilindedir ama daha çoğu bilinçsizce bu filmin içine sızmışlardır. -Küçük bir not: Amerikan Tanrılarını okumayan kalmasın.-  Ben bunu kendi yazdığım kitaplarda net olarak görüyorum, planlamadığım ve bilinçli yapmadığım o kadar çok şey-simge ve anlam doluşuyor ki içeri, o artık nerdeyse benim diyerek sahipleneceğim kişisel bir yaratım olmaktan çıkıyor. Tabi ki filme sıradan bir seyirci olarak bakıyorum,…

VARsıl- YOKsul
esinti / 10 Mayıs 2012

Yoksulların açlığını gidermek kolay. Asıl sorun, zenginlerin açlığının giderilmesinin imkansız olması! Demişler, doğrudur da neden? Sebebini düşündünüz mü? Turan Erdal İlki bedensel, digeri zihinsel oldugu icin… Jaan Eric Maslow ihtiyaclar semasinin en alt basamagindakiler icin karnin doymasi en temel ihtiyac, karni doydugunda toktur artik, bir dahaki acikmaya kadar. Yukseldikce tatmin, beklenti yukseliyor, paranin hersey oldugu bir deger anlayisi yaratiliyor, realiteyi yaratanlar oldugumuz unutuluyor veee sonuc hep aclik.. Sibel Atasoy Söyledikleriniz gayet yerinde görünüyor. Benim de ilk aklıma gelen “sürdürülebilirlik” oldu. Bi şeye bir kez ulaşmak nisbeten kolaydır. Yeterli ve saf arzu bile bazen şans çarkını işletir. Fakat o şeyi sürdürülebilir kılmak büyük bi iştir! İşte bana göre zenginlerin tasası ve doyamaması seviyelerini sürdürülebilir kılmak olunca açlık bitmez. bu sadece parasal refah için değil, sürdürmek istediğiniz her şey için geçerlidir ve belki paradan çok aşk konusunda kendini alanen gösterir. Jaan Eric Zorla guzellik olmuyor, zer(altin, para, mal) ile de olmuyor, birakmayi hatirlamak icindir belki de hersey 🙂 Turan Erdal Surdurebilirlik guzel bir tez. Zenginler ellerindeki olanları kaybetmekten korkuyorlar. Bir seyi olmayanın da kaybedecek bir seyi olmaz. Jaan Eric Tabi birakmaktan muradim, kendi kilifindaki sen sanislari birakmak, yoksa disarida birakilacak birsey yok, kilifin sanislari sustukca icerdekinin sesi yukseliyor, ozgurce 🙂 Çağla Necat…

Özel Zamanlarınız?
esinti / 28 Mart 2012

YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Kendinizi iyi ,verimli ,mutlu hissettiğiniz gün içierisinde özel bir zaman varmı? Böyle hissetmenize ne neden oluyor? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Çoğu kez sabah uyandığımda, kahvenin kokusu, her şeyin ve kendimin hala hayatta olduğuma dair farkına varmak, önümde bütün bir hayat gibi duran gün ve hele varsa güneşle ilk bakış ve kucaklaşma… YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ben sadece tatsız olduğum zamanları anlarım…örneğin karnım bazen gaz yapar…bazen birine karşı direnç gösterdiğimi fark ederim…canımı sıkan şeye bakarım o zaman..yani kısaca ben tersten anlıyorum:))) bu gibi haller dışında verimli-mutlu olduğumu gösteriyor bu durum :)) YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben geceleri severim..Karanlık ve sessizlikte kendi iç seslerimi ve dışarıdaki huzuru daha iyi ayırt edebiliyorum.Gece sanki günün hasılatının toplandığı zaman.. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Günün hasılatı… Süper bi çıkarım 🙂 YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ben de sevdim bu günün hasılatını..annem derdi ki ben her gece yattığımda günü düşünür ne yaptım kime nasıl davrandım hepsinin gözden geçiririm..günün hasılatı yani:))) YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben de çocukluğumdan beri annenin yaptığını yapardım bilmeden, belki o sebeple “özetlemem” nisbeten kolay geçiyor. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Sizin anneniz gerçek bir hediye imiş… YENİ’den DOĞAnlar Kulubü evet bize de bu alışkanlığı öğretmişti..şimdi bana ne güzel hatırlattınız onun bu güzelliğini…hayat öykümdeki tüm zorluklara rağmen kalbimin kelebek aklımın…

İlişkiler-5
esinti / 18 Şubat 2012

Konunun öncesi için tıklayınız “İster azizlere ya da tanrılara, isterse de gurulara ya da bilinmeyene olsun, her gün pek çok dua okunuyor. Ama okunan duaların pek çoğu şu şekilde çıkıyor “ Sevgili Tanrım, mutlu olmak istiyorum.” Sanki bu Tanrıya kalmış gibi. Sanki seni Tanrı mutlu edecekmiş gibi.  Bu ilginç.” diyor Adamus. Evet ben de duyuyorum o duaları ve aynen öyle. Halk arasında şöyle bir deyim var: “işin allaha kaldıysaaa…” Hepimiz biliriz bunun anlamını, konu Allahla ilgili değil zaten. Neyle ilgili? Elvan E: İnsanlar nasıl mutlu olacaklarını bile bilmedikleri için, iyimser olasılıkla bu işi Allahın çözmesini bekliyorlar.Poğaça veya ekmek istiyorum yerine Mayalı hamur istiyorum demek gibi birşey:) bir yandan yemek tarifi okuıyorum da :)) Sibel Atasoy Mayalı hamuri stemek gibi mi gerçekten? Hanife A: bence sorun şu: hepimiz “mutlu” olma konusunda şartlanmışız, programlanmışız.ama mutluluk denilen halin gerçek kaynağına dair bilgi saklı tutulmuş.bu nedenle 1 in devamı için yapay mutlulyk kaynakları inşa edilmiş.bizler de habire üstüne yeni gecekondular kondurmaktayız.. yukarlarda bi yerde buluna güce hiç bi zaman mutluluk dileğiyle yakarmamış biri olarak her zaman schopenhauer un sözünü kulağıma küpe ederim.( gerçek mutluluk acısızlıktır.) Nilufer O: Ne/kim oldugunu bilmekle ilgili. Elvan E: Çok sorduğum olmuştur insanlara:Mutlu olmak için neye ihtiyacın var? ve cevap…

Huzura erme, kimin huzuruna varma?
esinti , Felsefe ve Kuantum / 02 Eylül 2011

Sevgili frekanslar, iki çeşit huzura erme ön görmekteyim; İlki, daima sana davranılmasını istediğin gibi davranırsın. Bu kolay bişey değildir. Arada sana beklemediğin gibi davrananlar olduğunda, eğer tam o anda sen de bazen bu kuralı uygulayamadığını hatırlarsan, her şey yoluna girer. Sana beklemediğin gibi davrananları iyi incele! Öfkesizce, çocuksu bir merakla incele ki altındaki gizi sana ifşa etmeye razı olsun. İkincisi, hesapsızca gönlünden geçtiği gibi davran, sana nasıl davranıldığını da önemseme! Doğal olarak bu da kolay değildir; çünkü kendini önemsemeyi sıfıra indirmiş olmayı gerektirir. İlkini uygulayanlara dışardan; saygılı, duyarlı, uyumlu, prensipli, bazen sıkıcı vs” denebilirken, ikincisini uygulayanlara; “benmerkezci, vurdumduymaz, esrik bazen kahraman vs” denebilir. Oysa sizin de gördüğünüz gibi alakası yok. Bilinçsizce yapılıyorsa zaten evrimsel kıymeti yok, bilinçli olarak yapılıyorlarsa, birinde benlik içeri diğerinde dışarı salınmıştır. Birbirinden bana göre hiç farkı yok. Her iki yolda aynı adrese, huzura çıktığı halde, bazı öğretiler ilkini, bazıları ikincisini, hatta bilinçsizce birbirlerini nötürleyecek şekilde bazı yerlerde ilkini bazı yerlerde ikincisini  önerip dururlar! Gayet tabidir ki bu önerilerin hepsi boştur; çünkü dualitik yaşamın dar kalıbından geçebilecek denli incelmemiş olanlara hiç bi anlam ifade etmez. Erginlenmenin yolu bir o yana bir buyana savrulmaktan geçer! Zaten hedef; huzur, mutluluk filan değil, bu dar boğazdan(DN1) geçmektir aslında. Geçebilenler ise…