Milföy Hamuru gibi
esinti / 07 Ocak 2018

Hiç bir zaman bu denli müzik dinlemeye düşmemiştim. Adeta müzisyenlerle stüdyoda hissediyorum kendimi. Bazende şarkının kokusunu duyuyorum hızla gelip gidiyor! Ne oldu bana? Joy fm kurtarıyor beni 🐞günde 14 saat filan dinliyorum film seyredemez oldum çünkü aynı anda olmuyor ve ben müziği kapatmaya kıyamıyorum. Uykum geliyor gidip yatamıyorum müziği kapatmıayayım diye! Bunlar tuhaf şeyler. Küçükken ve genç kızlığımda kulağımı ve sesimi çok iyi bulurlardı hatta yüksek düzey bir konservatuar hocası tüh yazık olmuş dünya çapında bir soprano olabilirdin eğitim alsaydın demişti :) Müziği hayatımda tek başına hiç ele almadım, o her zaman diğer sevdiğim şeylerin bir destekçisi, yardımcısı oldu, örneğin kitap okurken , çalışırken özellikle bilgisayar programı yazarken beni destekledi fakat 2-3 saat dinlediysem yorulup kapatırdım, ara verirdim. Şimdi bunun tam tersi bir durum var. Onbinlerce yüzbinlerce şarkı var hepsi birbirinden farklı. Bu da diğer her şey gibi ekip işi ve her nasılsa muhteşem bir uyumla nasıl böylesi güzel şeyler çıkarabiliyorlar. Bu yeteneğe hayran olmamak mümkün değil, üstelik ilahi dokunuşlar gibi algılanan klasik müzikten bahsetmiyorum bile. örneğin sadece şu an aklıma geliveren Hotel California şarkısı ki bunun gibi binlercesi var. Bunlar parçalardan bütüne varmaz arkadaş! Başka bir gerçeklik düzeyinde bir olabilen bir ekipçe bir çırpıda doğup, burada işitiliyor olmalı! Dinlerken katmanların arasına…

Satranç ve Ruh
Oyun/Film felsefeleri / 06 Mayıs 2009

SATRANÇ VE RUH Satrançta insan zekası şartlı refleks veya alışkanlıkla açıklanmayacak bir özellik gösterir: yaratıcılık. Büyük satranççıların, çok satranç oynamak sonucu, bir çeşit otomatizm kazandığı ileri sürülmüştür. Büyük satranççı değişik satranç pozisyonlarına şartlanmıştır ve fazla düşünmeden en uygun hamleyi bulur; bir diğer deyişle oynadığı yüzlerce oyunun izleri belleğinde kalmakta ve o bir kompüter gibi belleğine baş vurarak en uygun hamleyi bulmaktadır. Gerçi satrançta pratik yapman önemi yadsınamaz, ancak unutmamak gerekir ki, satrancı çok oynayan herkes büyük satranççı olamamaktadır; nitekim bir insan çok konuşmakla hatip, çok şiir okumakla şair, çok keman çalmakla besteci de olamaz. Büyük satranççı için satranç teorisi ve geçmiş oyunlarda kazanılmış deneyimler elbette gereklidir; fakat bunlar yetmez Bir mucide de çalıştığı alandaki teorik bilgiler gereklidir, bir bestecinin elbette teorik müzik bilgisi olmalıdır, ancak bu teorik bilgiler “yaratıcılık” yolunu açmaz. Büyük satranççının hamlelerinde icada, keşfe, resim, heykel, ve beste yapışa, şiir, roman vb. yazışa benzeyen bir yaratıcılık vardır. Bütün yaratıcılarda ortak olan yön, geniş bir hayal gücü sayesinde gizli kalmış olanakları bulup çıkartmak ve bu yolla dünyayı değiştirmektir. Bir bilim adamının bir laboratuarı ve yeteneği bulunur, yapacağı keşif büyük ölçüde bu iki öğeye bağlıdır. Benzer olarak satranççının önünde pozisyon ve ruhunda yetenek vardır; en iyi hamleyi (veya satrancın şiiri…