Öldüm de haberim mi yok?

Yaklaşık üç aydır rüyalarım çıldırdı! Yani şu manada farklılık var, çok kalabalıklar, tanımadığım ve bazen bir iki tanıdığım insanlarla DEVAM EDEN bir yolculuk ve uğraş içeriyor. Üstelik gün boyunca rüyadan sahneler aklıma geliyor ve onların tüm duygusunu gerçeklik olarak hissediyorum, ancak birkaç saniye sonra onun rüyalardan bi sahne olduğunu hatırlıyorum. Bu süreç sanırım homeopati tedavisine başladığım zamanla örtüşüyor ve ilginç bir şekilde tam da CC literatüründeki ÖZETLEME tekniğini anımsatıyor! Evet resmen bilinçaltımda özetleme yapılıyor. Ya da öldüm ve haberim yok! * Konu; zamanı yavaşlatmak! Barış bey yine güzel anlatmış, teknikleri, önerileri yapmış ve son beş dakikada ucuca birleştirilmiş bir klip sunmuş (benim favorim delikten geçen top), izlemek için tıklayınız Gelelim zamana 🙂 Zamanı yavaşlatmak bir başka deyişle kendini hızlandırmak anlamına geliyor.Zamanın değişik kozmoz bölgelerinde farklı akması da cabası. Bilimkurgulara epeyce malzeme çıkıyor bu yolla. Yine LUCY filmi geldi aklıma! O Beynini daha çoğunu kullandığında hızlanmıştı, yani zaman yavaşlamıştı ve böylece tüm detaylar göz önüne serilmişti! Belki de bilincin artması denen şey bununla alakalıdır. Gerçi ama iyilik/kötülük azizlik filan diye itiraz edecek olanlar olabilir fakat bilincin bu kavramlardan haberli olduğunu sanmıyorum. Sandığım yegane şey; varoluşun saçılmadan önceki birlik haline dönmek için doğal bir itkisi oluşu! Eğer buna iyilik diyorsanız, evet neden…

DNA ve Aydınlık Oranı
Felsefe ve Kuantum / 02 Mayıs 2016

DNA’mızın kullanım oranını artırmanın; hem kişisel hem de gezegen bazındaki anlamının, dişi yan ile bağlantının güçlenmesi, ona daha çok saygı duyulması olduğu aklınıza gelir miydi? Hani düşünsek bulunmayacak bir şey değil elbette ama doğrusu, dilim ve parmaklarım bunu ilk kez söyledi. Oysa bu konuyu ele alan LUCY filminde sanki DNA kullanım oranının artışı GÜÇ artışı gibi prezante edilmişti biraz. Her şey doğru, tabi güç artışı ama biz güç deyince ne anlıyoruz ona bakmak lazım 🙂 Kryon’un dediğine göre şu an gezegenin ortalama DNA kullanım oranı 35’e yükselmiş ki bu oran, karanlığın %65 oranında olduğunu gösteriyormuş. Aydınlık ve karanlık her zaman birbirini dengelediğine göre, aydınlığın dengeleme gücünün yüksekliği zaten anlaşılıyor. Örneğin orta çağda DNA kullanım oranı %25 imiş ve yine dengeliyormuş ki gezegen çökmemiş ama o zamanki dünyayı bize yazıldığı kadarıyla hatırlayacak olursak, kadınların yakıldığı, hayvan statüsünde değerlendirildiği, savaşların ve vahşetin hakim olduğu, zarafet ve sanattan nasip almamış karanlık bir devre olduğunu biliyoruz. O halde şimdi, son tahlilde %35 aydınlık, %65 karanlık dengesinin sağlandığı dünyanın görüntüsü de işte siz nasıl görüp tarif ederseniz öyle 🙂 Dişi yönümüze saygı gösterdikçe ve kıymet bildikçe daha neler göreceğiz kim bilir, doğrusu hayatta olup şahitlik etmek isterim. İyi haftalar olsun sevgili frekanslar Not: DNA’nın Bilimsel…