Ruhsal zeka ile bağlantı kurmak.

En derindeki kurtulusumuz, kendi en derin hayal gücümüze hizmette yatıyor olabilir. Ortanin tuttuğu ve üzerinde düşündüğü o derin ve anlamli merkezden yoksun olan çoğunluk hayatin parcalanmis kenarina takılmis, nilüferin dış taç yapraklarina izole edilmiş durumda. Sonuç olarak bizler, çogunlukla anlamı materyalizm, rasgele seks, amaçsız isyan, şiddet, uyuşturucu veya Yeni çağ okültizmi gibi bozunmuş ya da dışlanmiŞ durumdayizdir. İngilizcede sağlık ve bütünlük kelimeleri ayni kelime kökünden gelmektedir; sağlıklı olmak bütün olmaktir. Newtoncu dusunce vücudu bir gen makinasi olarak, hastaliklarin yok edilmesi, yaşlanmayi ve ölümü ise “çare bulunmasi gereken” bir şey olarak sistemin hatasi (!) Veye dusmanlari olarak gormekteydi. Halbuki bazi doktorlar ve filozoflar hayata artik baska acidan bakmaya basladilar; çektigimiz acilarin cogu hatta kronik fiziksel hastaliklar dahi “anlam hastaliklari” kapsamindadir. Sadede gelmeye başladik. Komşunu kendin gibi sev emri der Freud, bugune dek yazilmis en imkansiz emirdir. Ona gore boyle degerler ego uzerine imkansiz bir yuk yükledi ve bizi hasta etti, bunlarip hepsine degisik nevrozlar denebilir. Çelişkilerimiz gercekten hayati. İndirgemeci bilimsel düşünüşten dolayı sihir ve gizeme yabancılaştık. Freud ve onun takipcileri sayesinde egoyu gercegin ta kendisiymis gibi görmeye tesvik edildik, Batı hümanizmi kibir ve ümitsizligin bir karisimi haline geldi. Bizler en iyiydik, evrim agacinin en tepesindeydik. Onsekizinci yüzyil sonrasi Batı humanizminin ruhsal…

Kıpır Zıpır
esinti / 08 Ekim 2013

Hatırlıyorum eskiden kitap okumamak beraberinde bi özür hissiyle açıklanır, ya da söylenirdi. Şimdilerde bu bi çeşit övünç gibi açıklanıyor, “kimsenin bilgisine deneyimine ve hayal dünyasına ihtiyacım yok, ben yeterim, havadan sudan her şeye hakimim, her şeyi biliyorum” vs buna yakın ifadeler kuruluyor. Belki de doğrudur, bunun böyle olup olmadığını görecek kadar yaşayabilecek miyiz bilmiyorum (sosyolojik değişimlerin en en kısacığı 30 yıl gerektirir) ancak doğrusu merak ederim bu toplu eğilimin sonucunu. Derinleşme yerine yüzeyden paylaşım zamanı galiba. Zaten derindeyken paylaşım da pek mümkün değil, önce alıp onları yüzeye çıkarmak gerekiyor, demek ki zaman önce derinlerden avlananların yüzeye çıktığı ve sadeleştiği bir zaman,. Böylece yüzeyden paylaşabilmek kolaylaştı, avcılık balıkçılık için süper zamanlama 🙂 En dingin, en sessiz sakin yerde/zamanda dahi her şey kıpır kıpır! Gözlerim bu kıpırtı aralığını algılayamıyor olabilir fakat bunu hissetmek yine de mümkün. Her an milyonlarca hücre ölüyor yenileri doğuyor, yaşlanıyor veya büyüyorlar, kımıl kımıl vıcır vıcır. Bi yanıyla korku filmi gibi diğer yanıyla dahiyane.

Evrenin tetikleyicisi AŞK’tır
Basında / 10 Haziran 2013

Evrenin tetikleyicisi AŞK’tır 03 Haziran 2013 Pazartesi 16:02 Mayıs 2013’te TRUVA Yayınları’ndan çıkardığı son eseri “BİR KADINI ÖLDÜRMEK” daha şimdiden okurların ilgisini çekerken yazar Atasoy; “Bir Kadını Öldürmek, bir erkeğin, hayatına giren kadınlarda kendini var edebilmesinin öyküsü… Uzun yıllar büyük şirketlerin üst yönetimlerinde görev yaptıktan sonra aniden kariyerini bırakıp Fethiye’de bir adada yaşamaya karar veren Sibel Atasoy ile yaşamı ve yazarlık kariyeri üzerine konuştuk. Mayıs 2013’te TRUVA Yayınları’ndan çıkardığı son eseri “BİR KADINI ÖLDÜRMEK” daha şimdiden okurların ilgisini çekerken yazar Atasoy; “Bir Kadını Öldürmek, bir erkeğin, hayatına giren kadınlarda kendini var edebilmesinin öyküsü… Bu öyküde, kadına ve erkeğe dair şimdiye kadar ele alınmamış yönler bulacak, cinselliği yeniden yorumlayacaksınız.” diyor.   -Sizinle yeni tanışacak olan okurlarınıza seslenmeniz gerekse ve sadece bir cümle kullanma hakkınız olsa, kendinizle ilgili söyleyebileceğiniz ilk şey(ler) neler olabilir?   Sibel Atasoy: Dakika bir en zor soru geldi. (Gülüşmeler) Üstelik giderek zorlaşıyor bu sorunun cevabını bulmak çünkü kendime dair şu an hissedip söyleyeceklerim bir başka an için belki de hiç öncelikli olmayacaklar. Curiosita diye bir şey duydunuz mu hiç, şu an aklıma o geldi ve bana yardıma geldiğini anladım dedi ki ” sen en çok bana benzersin.” Pek kimseler bilmez onu bizim kültürde. Amerika yerlileri bir çeşit büyücü…

Kısa kısa…
esinti / 02 Haziran 2013

yık hayır köprüsünü şer üstünden geçmesin. Halk sözü * Yerel güzide TV kanallarımızı izlemeyi 94 yılında bıraktım ve bi daha geri dönmedim. Güncel sosyal olayları ilişlkileri kaçırdım, zaman zaman oldukça cahil hissettim kendimi ama yine de avantajım sanki daha çok oldu, ya da ben hala o kısmı tercih etmekteyim. * “Anlamaya çalışarak kendini helak etme” dedi Don Juan “Bu dünya bir muammadır. Bakmakta olduğun her şey, göründüğünden başka birşeydir de. Dünya düşündüğümüzden çok fazlasını içerir, öyle fazlasını ki, sonsuz diyebiliriz. Böyle olunca, onu anlamaya çalışmak demek, aslında onu bildiimiz bi şeye benzetmek demek olur. Sen de ben de, burada, senin gerçek dediğin dünyanın içindeyiz; zira ikimiz  de onu biliyoruz. Ama sen erk dünyasını bilmiyorsun, o yüzden onu bildiğin bi sahneye benzetmektesin.” “Bak evlat, savaşçının sanatlarından birisi belli bir amaçla dünyayı çökertmek sonra da yaşamını sürdürmek amacıyla onu yeniden biçimlendirmektir.” * Şiddet ve Şiddetsizlik İçinizdeki öfke, şiddet için değil dönüşüm için kullanılabilir. bu ve benzeri kitaplar çocukları hayata hazırlayan, ağaçlara sarılan çeşitliliği hazmeden nesiller için. Hadi bi kaç tane alın yeğenlerinize komşu çocuklarına hediye edin. http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=633421 Adil olana kim karar veriyor? Ağaçları seviyorsanız çocukları da seversiniz, onları eğip bükmeye kıyamazsınız. Değil mi? Kendi öfkenizi, nefretinizi, yaşanmamışlıklarınızı ve özlemlerinizi onların içine tepiştirmekten…

Heyacanımı şimdi anlıyorum

Merhaba Sibel Hanım Sırıtkan Kırmızı Ay benim için o kadar özel bir kitap oldu ki … Biraz önce de kitapçıda acaba sizin başka bir kitabınız varmı diye bakınırken Bir kadın öldürmek’i gördüm ve aldım.. başlamak için çıldırıyorum ve Venüs Bağlantısı ve Sır Mısır’ bulacağım ..Okuyabilme zamanım gelmiş sanırım .. Benim bazı kitapları bitirmem hiç kolay olmadı mesela j. redfield ın kehanetler serisi.. her bir bölümün sonunda okuduğum hemen herşeyin deneyimini yaşamımda idrak ederek okutuldum okudum yaklasık 3 ay sürdü her biri, bir kadın öldürmekte anladığım kadarıyla bu kadar önemli benim için kitabı gördüğümde ki heyecanıma okumaya başlayınca anlam verdim.. sevdiğim yazarın kitabını bulmaktan çok fazlasıymış .. şimdilik 8. bölüme takılmış haldeyim durup durup ağlama safhasındayım henüz Kitabı okumaya başladığımdan beri hem eski beni görüyorum hem eski hayatımdaki erkekleri hem annemle babamı en çokta içimdeki erille dişilin güç savaşını.. Sibel hanım …… İyiki varmışsınız…. Nil Han

Albümdeki Fotoğraflar
esinti , Kitap Özetleri / 10 Mayıs 2013

Albümde bir çok fotoğraf var. O fotoğraflar, insan hayatının uzunluğu ile karşılaştırıldığında hikayemizin tümünü göstermek açısından şüphesiz fakir kalacaktır; ama yine de var olan o fotoğraflar var olmayanların kanıtı olarak dururlar. Sıçrama taşları, göz görgüsü! Sonsuza kadar durmadan akacak olan o nehri geçmek için sıçrama taşlarına ihtiyacımız var. O taşlar ki, iridirler ve suyun akışına heybetle direnirler. Onlar öylesine güçlü olmasaydı güvenle basamazdık üzerlerine. Taşlara basa basa, taşlara bağımlılığı atlarız aslında. Ey insan! Sen olarak kalmaya devam ettiğin sürece her ihtiyaç duyduğunda ayağının önünde bir taş bulacaksın. Kendi gelendir onlar. Akan su kendi engelini sürükleyerek kendi getirir. Akan suya dikersen gözünü; çeker seni, akıp gitmek yokluğa karışmak istersin. Taşa dikersen gözünü; durup soluklanmak, hesap çıkarmak istersin. Bir kurtarıcı gibi heybetle dikilir ayağının dibinde. Ne kadar şanslı olduğuna inanmak istemezsin, sevinçle alkışlarsın kendini. Bu taşlar bazen de acı verir, kabus olur; eğer kıyıda değilsen ve hızla akan nehrin içinde kontrolsüzce sürükleniyorsan. Bir sırtına çarpar, bir böğrüne! Ne zaman nerede rastlayacağını bilemediğin için sakınamazsın da onlardan. Birinin ağrısı geçmeden diğeri gelir. Taşların hikmeti kıyıya çıkıldığında anlaşılır. Nehri enine katetmeden boyuna ahkam kesilmez. Önce, bir kıyıya tırmanırsın güç bela. Oynaşırsın bir süre. Pek büyük şey başarmış olmanın keyfini çıkarırsın. O kıyının girdisini çıktısını…

Bır Kadını Öldürmek yeniden basıldı.
Kategorilenmemiş / 29 Nisan 2013

Bır Kadını Öldürmek yeniden basıldı. Yıllardır baskısı tükendiği icin ulaşılamayan bu ilginc, çok fonksiyonlu kitaba Truva Yayıncılik aracılığı ile yeniden kitapcilarda ve internet ortaminda rastlayabilecegiz. http://www.truvayayinlari.com.tr/bir-kadini-oldurmek-Urunu-202-585#.UX4NjX2hnMI “Asla… sonsuza kadar… daima… hiç…” gibi kelimeler…  Hayat, bu tür ‘çok iddialı’ kelimeleri insana yalatmak içinmiş, diyorlar…”-          Kadınla erkek arasındaki oyun, acımasızca adaletsiz. Çünkü erkek için bütün maçlar deplasmanda oynanıyor. Dünya, kadınların sahasıdır… Bizi ne için doğuruyorlar sanıyorsunuz?-          Göründüğü şekliyle cinsiyetler hiç bir şey ifade etmez; yalnızca seks yapma ve üreme amacı taşır… Gerçekte işi karıştıran kadın ve erkek cinsi değil, onların temsil ettiği, kendi içlerindeki pozitif-negatif kutuplaşmanın oranıdır… Aslında her insan kendi içindeki animus ve anima’sını bulur, kullanım oranlarını tespit eder ve…-          Jung’un sıkça bahsettiği “kolektif bilinç altı” Dünya’nın anima’sının ta kendisi…-          Cinsel enerji, yaratma gücüne sahip olması açısından bize oyunda verilmiş bir başlama puanı gibi… Cinsel enerji nasıl çarçur edilir? Çevrenize bakın, TV ye bakın, hatta kendi hayatınıza bakın; göreceksiniz.-          Birbirini kapsayan birçok oyun evreni vardır. Hepsinin kuralları farklıdır. Bütün oyunlar aynı yerde, aynı zamanda birbirlerini her an güncelleyerek sonsuzca sürüp giderler. Bu, bildiğimiz evrim tanımlamasının daha gelişmişi…-          ‘Kendi’n olmadan kendin olmayı başarmalısın…-

Favori İstasyonunuz?

Günaydın frekanslarrr, kitabımızı okuyanlar, bu yolculukta hangi istasyonu kendilerine yakın buldular, en çok hangisinde duygulandılar diye bi anket yapalım diyorum. Siz favorinizi yazdıkça ben de onları bi yarıştırayım 🙂 İlk seçimler şöyle oldu: Hanife Altuntas Kontrat bitti, Uykucu ve Gömüt..Ama bunları yazarken bile mesela “robot konuşuyor” bana göz kırpıyor, “iyi enerjiler dükkanı” ve “kadınsı şüpheler” el sallıyor.. her biri başka bir noktada titreşiyor ve tartımları da bu yüzden farklı ve eşsiz..yeniden sonsuz teşekkürler sana, bize yenidünyadan böylesine gizemli güzel kapılar araladığın için:) İbrahim Durmaz Kontrat istasyonuna çok takıldım bir kaç defa tekrar okudum. Serap Kaya Dugumlerle bagliyiz ve gomut benim istasyonlarim…

YENİ’den Doğanlara Nasıl Ulaşabilirim?

YENİ’den Doğanlara, tüm internet kitapçılarında daha ucuz ve hızlı bir şekilde ulaşmak mümkün. Eğer internetten alışveriş yapmaya alışkın değilseniz; D&R, Artı Yayın, İstanbul Dağıtım, Alfa Yayınları, Kitapyurdu, Dost, Alkım Kitabevi, Remiz vb gibi büyük kitapçılara sormanız, eğer yoksa sipariş etmeniz gerekiyor. Keyifli okumalar dilerim. Not: Eğer yine de ulaşamadıysanız, sitenin üst sağdaki “iletişim” butonundan bize ulaşın, bi çaresine bakarız.