Bırak ve Git
Blog / 23 Aralık 2008

En temel gerçeğimiz, (en azından 3B de), bir şeyin yapılmaması gerektiğii yaparak anlıyor, yapılması gerekenleri ise önce yapmayarak anlıyor oluşumuz. Sarkacın bi yana salınımı diğer yana salınımı için mecburi şart oluyor. Açıkçası ben kendi hayatımın bir devresinde salınmamayı da denedim, öyle ortada belki salınım hareketi bile sayılmayacak ince bir titreme haliyle durup bekledim. Yani sarkacın bir ucuna A noktası diğer ucuna B noktası orta noktaya da C noktası der isek, bütün noktaların aynı düzlemde oluşunun canlı şahidi gibi hissediyorum kendimi 🙂 Salınımlar için çift yardımcı kullanılmakta olduğunu da gördüm; birincisi salınım yapmak istediğin uca doğru bir özlem/istek geliştirirken, ayrılmak durumunda olduğun nokta için de nefret ve tiksinti geliştirmek, salınım hızını artıran aynı değerde motivasyonlar oluyor. Ben hayatım boyunca diğer ivmelendiriciyi kullanmamıştım yani ayrılacağım noktadan nefret edemiyordum, belki bu sebeple kendi içimde şiddetli acılar hissediyordum. Doğamız böyle sevdiğimiz şeyle sonsuza kadar kalmak isteriz. Ama içimizdeki başka bişey bir “meydan okuyucu” buna izin vermez, belki de atalarımın göçebe oluşu hücrelerime sinmiştir ve der ki, GİT… BIRAK GİT… Çünkü az sonra burası kuruyacak otlar sararacak ve hayvanlarını otlatamaz olacaksın 🙂 Ve o durum geldiğinde hala burda olursan birçok hayvanın açlıktan ve susuzluktan telef olacak, topluluğunun fertleri bitkin düşecek, elastikiyetini kaybedeceksin ve bu durumda…