Korku Kültürü ve Japon balığı
esinti / 08 Haziran 2015

Adamın biri Japon balığı almış. işten sonra evine gidip balığını seyrediyormuş. şahaneymiş seyretmesi, böyle dalga dalga gidiyormuş balık. Ama bir süre sonra balık yan yatmış, debelenmeye başlamış. Kavanoza koyup deniz biyologu olan bir arkadaşına götürmüş. Biyolog incelemiş, demiş ki; – İyi haberim var, kötü haberim var,hangisinden başlayayım? – Hangisinden istersen – İyi haberim balık hasta değil. Kötü haberim suyun hasta. – Su hasta olur mu ya? – Evet olur, iyi oksijen almıyor bu su. Bundan dolayı bir bakteri girmiş . Ve bu bakteri balığın sinir sistemini böyle etkilemiş. – Ne yapmam lazım? – Balığın suyunu değiştireceksin,bir de pompanı değiştireceksin. Su değişince, pompa sistemi değişince gerçekten de balık iyileşmiş bir süre sonra. Balık yine şahane biçimde dalga dalga gitmeye devam etmiş! Bizim suyun hastalığı ne peki? Korku kültürü. Bir kere, şu bilinmeyen/belirsizlik denilen canavardan korkunuzu yenebilirseniz, kahramanın sonsuz yolculuğuna çıkabiliyorsunuz. Korku, şu anın malı değildir, hiç olmamıştır, sadece gelecek denilen kurgusal bir olguya dayanan kurgusal bir duygudur. Hem toplumsal hem de kişisel yolculuklarda korku eşiğini, genelde ya aşkla ya da saf merakla aşma gücünü buluruz. Bize ulaşan mitler, masallar bunu tekrar tekrar hatırlatır. Kişisel öykümde ben ilk eşiği şu iki sözcükle aşmıştım: “nereye kadar?” Korku gerçekten de insanları en hızlı harekete…

5. Prensibin Masalı
Urban Shaman / 28 Mayıs 2015

Maui alohanin ruhu – 5.prensibin masalı Çok çoook eski zamanlarda Maui (masal kahramani genc delikanlinin ismi- muhtemelen türkce mavi rengi) bir gün annesi Hina’yı aglarken bulmus, sebebi ise gunesin cok hizli gecip onun sepetindeki yıkanmis çamasirlari kurutamamis olmasiymiş. Maui iyi bir evlat olarak hemen çözüm aramis ve önce kardesleriyle cok guzel ve saglam bir ağ örmüş ve sabah olmadan günesin evi olarak bilinen Halekala dagina çıkıp günese pusu kurmuslar. Tam gunes kendini gostereceginde ağı üzerine atip onu yakalamak istemisler ancak ağ yanip kul olmus ve hiç işe yaramamis. Bu durumda Maui ikinci care olarak kızkardesi Hinaya gidip onun sihirli saclarindan istemis. Bu saclarla yeni bir ağ örmusler ve bu kez gunesi yakalamislar ancak bu kez de tepede sabitlenen gunes kizgin isiklarıyla köyde ne var ne yoksa yakip küle döndürmüş. Bu durumda Moui büyükannesi Hina’ya gidip onun tavsiyesini sormuş. Hina ona Ho’oponopono yapmayi onermis (cok eski uzlasma baris sanati). Moui hemen köydeki insanlari ve gunesi toplantiya cagirmıs, uzun saatler tartisma ve görüşmeden sonra anlasmaya varilmis, şöyle ki; Guneş 6 ay gökte daha yavaş gecmeye razı olmuş, insanlar da geri kalan 6 ay onun hizli gecmesini kabul etmisler. Onlar ermis muradina biz cikalim kerevetine. ♡★♥☆ Fikirler tartışilmadiğında barbarlaşır. Hawaii atasözü Huna bilgisi,…

İnancın Biyolojisi – Prof.Dr. Bruce H Lipton

DNA biyolojiyi kontrol etmez ve çekirdek tek başına hücrenin beyni değildir. Tıpkı sizin ve benim gibi hücreler de yaşadıkları yere göre şekillenirler. Tıpkı Bilim insanlarının yıllardır yaptığı gibi sadece şablonlar üzerinde yoğunlaşırsanız çevrenin etkisini anlamanız imkansızdır. … Tıp bilimi ilerlemeye devam ediyordu ama yaşayan organizmalar inatçı bir şekilde ölçülmeyi reddediyorlardı. Atomik düzeyde maddenin mevcudiyeti kesin bile değildi; sadece var olma eğilimi vardı… … Kuantum fiziğinden yoksun geçmişim, çekirdek merkezli biyolojiyi reddedip hücre zarını benimsediğimde bile bu geçişin anlamını neden tam anlamıyla kavrayamadığımı açıklıyor. Entegral hücre zarı proteinlerinin hücreyi güçlendirmek için çevreden gelen sinyallerle işbirliği yaptığını biliyordum; ancak kuantum evreniyle ilgili hiçbir şey bilmediğim için, süreci başlatan çevresel sinyallerin doğasını tam anlamıyla takdir edememiştim.. … Trajik sonuçlarına rağmen farmasötik firmalar tarafından ilaç bağımlısı bir ulus haline gelmek üzere programlanmış durumdayız. Doğanın yasaları ile uyumlu olan daha yeni ve sağlıklı bir hekimlik sistemi oluşturabilmek için biraz geri adım atmalı ve kuantum fiziğinin bulguları ile biyotıp bilimini birleştirmeliyiz… (1) … Vücudumuzdaki her işlevsel protein çevresel bir sinyalin tamamlayıcı “görüntüsü” olarak oluşturulmuştu. Eğer bir proteinin eşleşebileceği tamamlayıcı bir sinyali yoksa protein işlevini yerine getiremez. Yani her şeyin kafama dank ettiği o anda düşündüğüm gibi, vücudumuzdaki her protein çevredeki bir şeyin fiziksel ya da elektromanyetik tamamlayıcısıdır. Çünkü…

Demiurgos’u bile seversiniz, az bekleyin :)
esinti / 22 Mart 2015

Demiurgos’un biçimlendirdiği dünya gerçekten de robotlar içindi, tıpkı Matrix gibi ve İsa’nın son anında tanrısına seslendiği gibi: “baba onları affet çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar!” Sistem hem ajanlarını hem de Neo’yu programa dahil etmiştir, her şey mükemmelen planlanmış, dahiyane. İşte Kahramanın sonsuz yolculuğu bu sayede tekrar edip duracaktır. Bazıları gerçekten Demiurgos’un programından çıkıp kendi gerçekliklerini yapılandırmaya başlayan mimarlar olur, sonsuz paralel evrenler. Özgür irade’nin getirisidir bu ancak. -Demiurgos, eski ahit’in sahte tanrısı gücünü bizleri cahil bırakmaya adamıştır. Hatta bu amaca hizmet etmeleri için incil’in melekler ve şeytanlar olarak adlandırdığı ve archonlar olarak bilinen varlıkları yaratmıştır. Yapmıştır çünkü insanlık gerçeği öğrenecek olursa o’nu bir kenara atıp asıl yazgısını aramaya başlayacaktır ki, bu da boşluk’tan ayrılıp tek gerçek tanrı ile yeniden birleşmektir. (Empathy / Adam Fawer) Fawer haklıdır, onu özellikle Olasılıksızla çok sevmiştik. 🙂 Demiurgosla ilgili şu güzel özete göz atabilirsiniz, tıklayınız lütfen Güneşli bir pazarda MANAnız bol, anlayışınız derin olsun frekanslar. Aloha