Uzaylı Kocakarı
Kitap Özetleri / 01 Eylül 2012

Menopoz, akla gelebilecek en cazibesiz konudur herhalde; bu da ilginç, çünkü menopoz hala bir tür tabu kırıntısına sahip olan pek az konudan biri. (..) Ama değişim önemsiz değil; kaç kadının bu değişimi yürekli bir biçimde yaşadığını da merak ediyorum doğrusu. Üreme kabiliyetlerini küçük ya da büyük bir mücadele sonunda kaybediyorlar, bir kere gitti mi de iş bitiyor. Neyse, en azından bir beladan kurtuldum, diyorlar; zaten ikide bir kendimi kötü hissetmemin nedeni de hormonlardı. Artık kedim oldum. Ama bu, esas meydan okumadan kaçmak yalnızca; yalnızca yumurtlama kabiliyetini değil, bir Kocakarı olma fırsatını da kaybetmek. Eskilerde, menopoza erecek kadar uzun yaşayabilen kadınlar, bu meydan okumayı daha çok kabullenirlerdi. Antrenmanlıydılar ne de olsa. Hayatlarını daha önce bir kere radikal biçimde değiştirmişler, bakire olmaktan çıkıp, olgun kadın/eş/karı/ana/metres/orospu/vs olmuşlardı. Bu değişiklik yalnızca ergenliğin psikolojik değişimlerinden – kısır çocukluktan verimli olgunluğa geçiş – ibaret değildi; toplumsal olarak kabul gören bir var oluş değişimiydi aynı zamanda: Kutsal olandan dünyevi olana doğru bir durum değişikliği. Bekaretin dünyevileştirilmesi artık tamamlandığı ve bir zamanlar korku veren bir tabir olan “bakire” artık yalnızca bir alay sözcüğü ya da “henüz çiftleşmemiş kişi” anlamında eski moda bir deyim haline geldiği için, İkinci Değişim’in tehlikeli/kutsal konumunu kazanma ya da yeniden kazanma fırsatı artık pek…

Apolla’ya bakın, o da size bakacaktır.
esinti , Rüya/Psikoloji / 22 Ağustos 2012

Gerçek mit binyıllar boyunca entellektüel spekülasyon, dinsel coşku, ahlaki sorgulama ve sanatsal yenilenme için tükenmez bir kaynak olabilir. Gerçek giz akıl tarafından yok edilemez. Sahte giz ise yok edilebilir. Baktığınız anda kaybolur. Sarışın kahramana bakın-gerçekten bakın- bir çayır sıçanına dönüşür. Apolla’ya bakın, o da size bakacaktır. Ell yıl kadar önce şair Rilke bir Apollo heykeline baktığında, apollo onunla konuştu. “Hayatını değiştirmelisin,” dedi ona. Sahici mit bilince yükseldiğinde hep bu mesajı verir: Hayatını değiştirmelisin. Ursula K.Le Guin ** “Bize akıl ermez gelen, gerçekte var. Doğanın sırlarının ardında, anlaşılmaz, soyut ve açıklanamaz bir şey duruyor. Anlayabileceğimiz her şeyin ötesindeki bu güce hürmet etmek benim dinimdir.”” Demiş Einstein. Ben de soranlara bilinmeyene inandığımı söylemiştim bi kaç kez zira bilinene inanmam gerekmez bilmiyorsam öğrenirim, yaşarım bilirim. Baskın kültür bizleri akılla dizginlemeye çalışır, oysa onların akıl dediği mantıktan ibarettir. Akıl taraf tutmaz. Gerçekten akıllı olanlar iyi görücülerdir aynı zamanda.

Bu fikirler aklınıza nereden geliyor?
Kitap Özetleri / 07 Ağustos 2012

Genel bir kural söylemem gerekirse, başlangıç aşamasının dış bir olay tarafından harekete geçirilmesi mümkün olsa da, bu aşama zihnin dışında bir yerden gelmez; bilinçli zihnin fark edemeyeceğiruhsal içeriklerden, GarySnyder’in nefis deyişiyle “kırılmış”içsel ve dışsaldeneyimden kaynaklanarak zihinde doğar. … Ben, yani yazar, yapıtımı yeniden okuduğumda ve onu gözden geçirmeye, yeniden biçimlendirmeye, düzeltmeye oturduğumda okurumun farkında olmam, onunla işbirliğine girmem uygun ve sanırım gereklidir. hatta sırf iman gücüyle onların, o bilinmeyen, belki de doğamamış kişilerin, sevgili okurlarımın gerçekten var olacaklarını iddia etmem gerekir. yaratıcı anın kör, güzel kibrinin incelmesi, kendini fark etmesi, açık görüşlü bir hale gelmesi gerekir. sorular sormalıdır, mesela:bu gerçekten benim söylediğimi sandığım şeyi söylüyor mu? söylediğimi sandığım her şeyi söylüyor mu? işte bu aşamada kendimin, yazarın okurlarla olan ilişkisini doğasını, yapıtında sergilenen haliyle sorgulamam gerekebilir. Okurlarımı itip kakıyor, yönlendiriyor, onlara üstünlük taslayıp gösteriş mi yapıyorum? onları cezalandırıyor muyum? birikmiş ruhsal zehirlerim için onları çöp tenekesi olarak mı kullanıyorum? ya söylediğime inanırsınız kahrolasıcalar ya da görürsünüz gününüzü mü diyorum? onlarla körebe mi oynuyorum, peki bundan hoşlanacaklar mı? onları korkutuyor muyum, peki amacım bu muydu? onlara ilginç gelecek miyim, yanıt olumsuzsa ilginç gelmeye çalışmam gerekmez mi? onları eğlendiriyor, onlarla şakalaşıyor, cezbetmeye mi çalışıyorum? Oynaşıyor muyum? Hipnotize ediyor muyum? Onları benimle birlikte…

Ne sürer iniş?
Kitap Özetleri , Rüya/Psikoloji / 04 Ağustos 2012

“Ne sürer dağa tırmanmak?Kırk yıl. Esmerdir yerli klavuzlar; ufak tefek, yürekli, kaypak. Rüşvet almazlar. Kuzey yüzünü mü önerirsiniz? Kaş çatıyor bütün yüzler; seçin öyleyse. Seyyahlar, kendi yolculuklarını anlatırlar, sizinkini değil. Basılacak sağlam yerleri saklamaz buz. Kayaları okuyun. Onlar sözü yaşar. Ve zirvede? Durursunuz. Derler ki buradan görülebilirmiş şehir. Bilmiyorum. Aşağı bakarsınız. Garip gelir yukarı bakmıyor olmamak; emin olamazsınız ne gördüğünüzden. Kimisi şehir bu der; başkaları daha uzak bir Âlem sezer. Klavuzlar döner. Omuzlayın çantanızı, giyin ceketinizi. Buradan aşağı ne bir iz var, ne bir amaç, ne bir yol, ne de yollar. Akşamın o uçsuz bucaksız inişinde, o altın renkli pusun ta içinde, bir kıpırtı, bir ışıltı belki: Dalgalar mı, kuleler mi, tepeler mi? Uzak, uzak. Değişti kayaların dili. Bilirdim bir zamanlar ne dediklerini. Ne sürer iniş?” (Everest; Kadınlar Rüyalar Ejderhalar)