Şaşırtan bu yeni rüzgarı hissedin
Urban Shaman , YENİ DÜNYA / 24 Nisan 2015

Az önce ellerimi yıkarken, koca kalıp yeşil sabunu küçük avuçlarımda döndürmekte zorluk çekerken, gülümsedim, köşelerden köşelere çevir Sibel dedi iç sesim, hemen dediğini yaptım ve anladım ki böyle yaparsam en kısa sürede, tüm köşeler ve kenar çizgilerinin keskinliği, sivriliği ilk eriyenler olacak ve sabun hala büyükken amorflaşacak, kolayca ele avuca gelecek, el yıkamak kolay ve zevkli olacak. Elimi yıkamaya gitmeden önce de tam şu videoyu dinlemiştim: Dünyada oturup bunları söyleyebileceğim çok az yer var!. İnsanların inanç keskinlikleri buna izin vermez Ama burada (Türkiye’de) bunlar söylenebilir çünkü katman katman insan medeniyetlerinin, deneyimlerinin üzerinde oturuyorsunuz ve bunları kazıp çıkarmaya yetecek cesaretiniz ve esnekliğiniz var. Bazılarınız bu hayatında bütün bunları keşfetmeye başlayacak. Rüzgarın sesini duydunuz mu? Türkiyede bir rüzgar esiyor, Türkiyede bir tolerans var. Hiç beklenmedik şekilde genç kuşakta bir uyanış var. Şaşırtan bu yeni rüzgarı hissedin çok çok eski ruhlar. içinizdeki şamanı bulun ve bilgeliğinizi takının. http://audio.kryon.com/en/Turkey-2015-Sat-main.mp3 not: Deyimler sözlüğüne baktım: Elini yıkamak: O şeyden vazgeçmek.miş.   Bu durumda zorlayandan zevkli olana geçmenin yolunu keşfettiğimi anladım 🙂 * Otistikler ile ilgili: Sevgi ve şefkatimizin içinde anlama isteği, öğrenme isteği de olmalı; çünkü korkutucu olan her şeyin doğrusunu bildiğimizi varsaymakla başlıyor. Otistikleri kendi gerçekliğimize bağlama çabası hem onlara hem bize yararlıdır tabi; ancak belki daha…

Fetih 1453 – Film
Oyun/Film felsefeleri / 19 Şubat 2012

Görsel açıdan cok iyi kurgulanmış bir film. “Masraflı” bir yapım olduğu belli. Teknik açıdan beğenmediğim yöntem filmin ilk girisinin tam bir belgesel filmine benzetilmesi idi. Arkadan konuşan ses belli bir zamandan sonra baygınlık getiriyor. Ama son sahneleri herşeyi telafi ediyor. Diger taraftan filimin bir mesajı da olduğu kanısındayım. Bu mesajın da zaten son zamanlarda boy gösteren Osmanlı hayranligina bir tanesini daha eklemek olmuştur. Disa ve içe karşı verilmek istenilen mesajların olduğu kanısındayım. Içe doğru verilmek istenilen mesaj şöyle: Çok dua edersen istediğine ulaşırsın mesaji. Iman kudreti ile Istanbul’un fetedildigini söylüyor. Ilk baştaki peygamberimizin soyleyisi, diğer taraftan Sultan Mehmet’in doğacağını gösteren işaretler, en sonunda Ak-Şeyh’in fetvasi ve zafere ulaşmadan önceki toplu namaz kılma olayı dua etmenin ne kadar kudretli olduğunu göstermeye çalışıyor. Dışa verilmek istenilen mesaj ise biraz daha değişik. Filmde Türklere disardan bakış Türklerin dinsiz ve barbar olduğu yönde. Istanbul fetih edildikten sonra, Sultan Mehmet’in Hagia Sofia kilisesinde tüm hıristiyanlara seslenisi, barbar Türk diye bilinenlerin düşmanlarının dinini serbest bırakması “muhteşem yüzyılın” başladığının ve Türklerin gösterilmek istenildigi gibi barbar olmadigi olarak yorumlanabilir. Türklerin ne kadar toleransli bir halk oldugunun göstergesi olarak yorumlanabilir. Hollywood vari film Türk toplumu için büyük bir reklam olabilir. Hem içe doğru, hem de dışa doğru. Içe doğru…

Günaydınnn istanbulll
esinti , Puma öyküleri / 19 Aralık 2011

Günaydınnn frekanslarrrr, kimse inanmazz (beni önceden tanıyanlar, ben gibi örneğin!) uyanalı bi saati geçti. İkinci kahvemmi içiyorumm, çevremdeki araba selini seyrediyorum, bu yağmurlu pazartesi sabahında herkes işe yetişmeye çalışıyor. Gerçekten sıkı bi trafiik var, benden söylemesi (malum köprüden önce son çıkışım)… Hayat güzel, ilginç, her an daha ilginçleşiyor. Hepinize en saf ve çocukça sevgilerimi sunuyorum Okul konuşmaları nasıldı diye soranlara… Süperdi. En azından benim açımdan öyleydi. O meraklı gözlerdeki bakışlara susamışım. Öyle ki ardından hemen yağmaya başladım! Masallarımdan birini de onlara armağan ettim, görmek isterseniz: http://www.50yilsuheylaartam.k12.tr/node/177 Bu arada benim gibi bi çılgını (elini kolunu ağzını, özellikle de hislerini) bağlamadan bu çocuklara hem de iki hafta üst üste ikişer saat yaklaştıran bi okul (öğretmen ve yöneticileri,binası, yeri her bişeyi ile) olması bana oldukça dikkat çekici geldi. Özel bişeyler oluyo galiba 🙂 ** Bi gün sürüden ayrılan bi koyun, kendi kendine konuşarak geziniyormuş -Sürüden ayrılanı kurt kapar derlerdi aslı var mı acaba? ordan geçen bi kaplumbağa sormuş: “peki sen hala koyun musun?” Tam o sıra bi puma çığlığı duyulmuş. Kaplumbağa demiş ki “ben tercüme edeyim, sen hemen sürüne dön! diyor” **