Beat Zen, Kurumlaşmış Zen ve Zen-devam

Önceki bölüm için tıklayınız Suçluluk duygusu ve kaygı, oyunun gizliliğini devam ettirir. Bir zen deyişi şöyle söyler: Satoriye (aydınlanma) ulaştığın o an, yapabileceğin tek şey iyi bir kahkaha atmaktır. Uyanış konuşmasından tıklayınız. Doğayı nasıl algılayacağımızı bilsek, Tanrıyla doğa arasındaki çatlak anında yok olacaktı. Çünkü diye devam eder Watts; Onları ayrı şeylermiş gibi gösteren tözlerindeki farktan değil, yalnızca kafamızdaki yarıktan kaynaklanıyor. Dalınç(kuan)/meditasyon, “sürekli şimdi”de ne olup bitiyorsa hepsini yoğun bilinçle izleyebilmektir. Dalınç, bir amaçla/bir şeyler elde etmek için yapıldığı zaman meditasyon olmaktan çıkar. Her şey basitçe gösteriyor ki; sonuç odaklı edimlerimiz,doğal olanla halihazırda olan büyülü dansımızı çökertici etkendir. Numerolojide bu durum 4 sayısının dersine denk düşmekte, bunu hatırlayıp gözlem yapmak konuyu daha iyi anlamayı sağlayabilir. (Benim notum) Cinsellik, insan yaşamının ayrı bir bölüğü değildir. Cinsellik insan yaşamının gerekli kıldığı her türlü ilişki üzerine ışığını saçar. İnsanın doğayla olan ilişkilerinde özel bir tutum ya da düzeydir. Cinselliğin verdiği tat zaten yaşamın içinde var olup da genellikle bastırdığımız “yaşamın tadıyla” içtenlikli bir ilişki kurmaktan başka bir şey değildir. Bu tat, bizim genellikle gerçekleştiremediğimiz “dünyayla özdeşliğimizden kaynaklanmaktadır. Beyaz bulutlarla kızıl ağaçlıklar arasında Büyük sükunun türküsünü çağırarak bir ağızdan, Yaşayalım birlikte. Çin şiiri * O sonsuz kaynak; hani olmadığınız rolünü oynadığınız, sıradan günlük bilinç denilen deneyimin içinde. Saklambaç…

Peşinen iman edin :)
esinti , YENİ DÜNYA / 28 Nisan 2014

Gelin peşinen iman edin çünkü sürecin gizemine şahit oldukça zaten sonunda iman edeceksiniz. Şimdi neye diye soranlar olacaktır ya da keyifle gülümseyenler 🙂 BKÖ’de şöyle bi söz vardı sanırım: “Hayat sana söylediklerini yalatmak için vardır.” buna evet evet demeyen çıkacağını sanmıyorum. Kime iman edelim? Tine, ruha, hayata, evrene, sürece, kendine, bütüne, birleşikliğe, akışa, sevgiliye… Nasılsa hepsi aynı kapıya (Tanrı diye genelleştirebilirsiniz) çıkıyor. Gerçekten farz etmez. Ama fark eden bi şey var, gönlünüzle teslim olacak mısınız? Yoksa sizi gönlünüzle teslim oluncaya kadar döndürüp doldurup, evirip çevirip, devirip, yeniden yeniden yaşatalım mı? Bize zaman yok/çok, siz düşünün :)))) Bu da bi seçenek mi, tek seçenekli bi yerde ha ali veli, ha veli ali! Burada “Teslim olmak” majör kelime gibi görünüyor değil mi? (Çünkü teslim olacağın özne nesne fark etmiyor, hepsi aynı şey yukarıda söylemişiz) Teslim olmak, sanki köle olmak filan gibi algılanıyor özellikle eril kesimlerce. Oysa bana kendinin ağırlığından kurtulmak gibi geliyor. Büyük rahatlık ve hala hatta eskisinden çok zevk unsuru var 🙂 Aslında bu çok basit bir mantık: “Nehrin aktığı yöne doğru yüzmek”… Sanki tersine yüzdüğünde ya da bilinçsizce çırpındığında  her şeye sahip mi oluyorsun, imkanların daha mı fazla? bi düşün nehrin ortasında kendini. İsteyebileceğin şeyler zaten bildiğin ve/veya ihtiyaçlarınla sınırlıdır….

İnanç, ikna, plasebo
Felsefe ve Kuantum , YENİ DÜNYA / 05 Ocak 2011

Plasebo için, kısaca hastaya ilâç diye verilen tesirsiz madde, sahte ilaç diyebiliriz. Şu adreste örnekleriyle daha geniş bilgi var, az sonra sunacağım fikir dizgesi için önce bunu okumak açıklayıcı olabilir: http://sibelatasoy.com/?p=205 Plasebo etkisinin geçerli olabilmesi için çok önemli ilksel bir şart var; kişi öncelikle “asıl”a inanmış olmalıdır! Açıktır ki bir şeyin sahtesi var ise onun bir de aslı vardır. Peki insanları bir şeyin ASIL olduğuna inandırmak kolay mıdır? Kolay olmadığını biliyoruz.  Sebep ise insanın 0-6 yaş arasında edinmiş olduğu, dünyayı algılamasına sebep olan, kendi ve ötekiliği oluşturan temel bilgilerin sonradan yıkılamaz güçte oluşudur. Dünyanın genelinde kültürlere göre farklılık gösterse de ezici çoğunluğun tabi olduğu bilgiler büyük oranda örtüşür ve böylece aynı devirdeki dünya insanları ortak bir rüyayı görebilme ehliyetini edinir. Bu bir yandan büyük bir başarı olmakla birlikte diğer yandan, başka bir rüyaya ya da gerçekliğe geçmenin önünü kesin biçimde kapatan bir engeldir de. Yani ilaç aynı zamanda zehirdir! İnsanlar gözleriyle gördüklerine inanmaya eğilimlidirler fakat “temel bilgiler” (ortak rüya için bebeklikte alınan ilaç) onları bu konuda da şüpheci olmaya iter; çünkü birçok kötü/dolandırıcı insan vardır ve göz boyama sanatı ile insanı kandırabilir ve yoldan (ortak rüyadan) çıkarabilirler. Adına makul şüphe denilen bu “korku aşısı” gerçekten de fevkalade işe yaramaktadır. Makul…