Fabrika ayarlarına Dönüş!
esinti , Felsefe ve Kuantum / 31 Ağustos 2013

En keskin ve en yumusak, en kizgin ve en sevecen, en sevncli ve en hüzünlü, en bencil ve en verici, en ciddi ve en şakaci … Daha sayamadiğim tüm uçlar herbirimizde oldugu gibi bende de var; iyilige ve kotulüge dair akla gelebilecek her veri mevcutlu burada, BEN’de. Oyunun eksiksiz yapısini kendinizde bir kez müşahade ettiginizde, gerilimin derecesinde bi fark oluyor. Giderek ne olabilecegini gormeye başladim galba, fabrika ayarlarina dönüş! Kendime soruyorum; fabrika ayarlarına dönüş ne demek? Yani çok çok çok çok sadeleştirerek bilemediğim arka plan yetileri, genetik (karmik) borçlanmalar, artık bahtımıza ne çıkmışsa fabrikada! Diyor-um… Sanırım BEN, fabrika ayarlarına(yukardaki içerik çerçevesinde) biraz yukardan baktım, küçücük yaştan beri hem de… Nasıl mı?  Bana her şeyin üstesinden gelebilirim, mevcut tüm bilgiye, sözü geçen hayal edilebilen her gerçekliğe ulaşabilirim gibi geliyordu, yeter ki isteyeyim. Çünkü bunun için delice bi çabayı zevkle harcayabiliyordum :)))) Ha şimdi ne oldi? (Aynı durumdaki bi adamın (lazdur kendisi) mezarına yazdırdığı cümle imiş bu) Kendimi aynı zamanda hem mağlup hem galip hissediyorum. Hayır tam aynı zamanda değil, çok kısa aralıklarla iki yöne de girip çıkıyorum. Galip hissettiğimde sevinci, mağlup hissettiğimde hüznü deneyimliyorum. Her ikisini yaşarken de kendime gülüyorum. Zaten elimden başka bi şey de gelmiyor. Bir Kadını Öldürmek kitabında;…

Hüzün
Carlos Castaneda , esinti / 15 Nisan 2013

“Büyücüler için hüzün kişisel bir şey değildir. Evrenin derinliklerinden gelen bir enerji dalgasıdır bu ve büyücüler tıpkı radyo dalgalarını yakalayan radyolar gibi açık olduklarında onlara çarpar. Eski zaman büyücüleri, hüznün evrende bir güç olarak bulunduğuna, bunun ışık gibi, niyet gibi bir olgu olduguna ve bu sürekli gücün özellikle artık hiçbir koruyucu kalkanları kalmayan büyücüler üzerinde etkin olduguna inanıyorlardı. Büyücüler arkadaşlarının ya da çalışmalarının ardına gizlenemezler. Aşkın, nefretin, mutluluğun ya da mutsuzluğun ardına gizlenemezler. Onlar hiçbir şeyin ardına gizlenemezler. Büyücüler için hüzün soyuttur. Bir şeye gıpta etmekten, bir seyden yoksun olmaktan, ya da kendini önemsemekten kaynaklanmaz. BENden kaynaklanmaz. Sonsuzluktan kaynaklanır.

Palyaço!

Bundan ne kadar kaçınırsam kaçınayım peşimi bırakmayacak. Durumu görmezden gelmenin imkanı yok. Kendimi çok yalnız hissediyorum. Tanıdığım, bildiğim herkes BENim. ve aynı zamanda herkes beni var ediyor. Beni gören, bilenler sayesinde bu hayali sürdürmek durumunda kalıyorum! Beni çağıranlara cevap vermek zorunda hissediyorum. Her şekilde yalnızım. Artık kendimi kandıramıyorum. Hayır bu konuda kendimi kandıramıyorum. Varoluşum elimden kayıp gidiyor. Buna karşı değilim, eğer olsaydım kendimi ikna etmenin yolunu bulabilirdim. Sadece bir an önce olup bitmesini istiyorum. Sevinç ve hüznü aynı anda yaşıyorum. Bu duygunun bi ismi yok sanırım. Ya da ben bilmiyorum. Hayır nötr olmak da değil. Her nefeste bir sevinç bir hüzün var. Kendi çevremdeki dönüşüm her an daha yavaşlıyor. Ve bunun her saniyesini seyretmek zorunda kalıyorum. Kendime çaresizce elçiler gönderiyorum; “başkaları var, onlar için bişeyler yap” diyorlar. Hangi başkaları?!!! Altı sene önce Sırıtkan Kırmızı Ay’ın en önemli bölümünü yazdığım gece, sabaha karşı bu duygu gelmişti. O zaman dehşete düşmüştüm! Saçma bir vehim gibiydi şoku atlatınca. Oysa altı sene sonra, şimdi, dehşete düşme lüksüm bile yok. Palyaço gibi; hüznün komedisi… 2005- günlükten Anasının Karnından Dizisi