Kurgu dünyasından; The time Machine ile başlayan hafta

Bu haftanın kurgularına geçmeden önce: en az on kez izlediğim filmler (unuttuklarımı sonra ilave etmek kaydıyla) matrix fight club Thirteenth Floor inception twelwe monkey the usual suspects Seven Bird cage Back to Future the prestige Minority Report solaris the truman show dead poets society * Madem başladım devam edeyim 🙂 En az 5 kez okuduğum kitaplar (unuttuklarımı sonra ilave etmek kaydıyla) İNSANIN GERÇEĞİ “KENDİNİ BİLMEK” – Ouspensky (gurdjieff öğretisi) CASTANEDA SERİSİ (12 cilt) BEN OYUM -Maharaj RA BİLGİLERİ – 4 cilt RUHSAL ASTROLOJİ KUANTUM BENLİK – Danah zohar AGATHA CHRİSTİE tüm kitapları KIZIL KADIRGA – ABdullah Zİya K HUMAN DESİGN YAŞAMA OYNA – Alan Watts URBAN SHAMAN – sergei kahili king Maalesef ilk gençlikte defalarca okuduğum jung, Reich, Eric from ve bazı romanların ismini hatırlamıyorum. Aslında en az 3 kez okuduğum diye sınırlasaydım bu liste öyle uzardı ki hepimiz sıkılırdık 😀 yukardakikerden bazıları 5 kezden fazladır. Burdan ne anlıyoruz? Anlama kabiliyetim kıtmış 🤣😎😜 * The time machine -kitap h g wellsin ilk romani. daha gorelilik teorisi bulunmadan quantum fizigi icat edilmeden once 1890’larda yazilmis oldugundan, dort boyutlu uzay zamandan ve gelecekte gunesin genisleyerek ic gezegenleri icine alacagindan bahsetmesiyle yazarina saygi duydurtur. wells’in thomas huxley’den aldigi biyoloji derslerinin etkisi cok bariz gorunmektedir. gelecekteki tum varliklarin evrimsel bir aciklamasi…

Beynimize ince ayar

Bu konuda altı aşamalı bir süreç izleyeceğiz: 1.Dikkat önemli. Her gün yeni bir şey okuyun,izleyin ya da dinleyin. Aşina olmadığınız konular, beyninizin yeterince kullanılmayan bölgelerini uyarır, toplam dikkatinizin artmasına sebep olur. Kısa molalar verin, bu dikkatinizin dağılması olasılığını azaltır. Çok dikkat gerektiren işlerin öncesinde yirmi dakika egzersiz yapın. Doğrusu bana yürüyüş çok iyi geliyor çünkü aynı zamanda hayalime bile gelmeyen bir sezgisel veri almış olabiliyorum. *yürüyüşle ilgili bir not ekleyeyim: tıpkı meditasyonda olduğu gibi zihninizde beliren görüntülere takılmayın, bırakın sonbahar yaprakları gibi uçuşup geçsinler 🙂 2.Öğrenme Süreci Bir şey öğrenmek, beynin mimarisini yeniden yapılandıran fiziksel bir süreçtir. Yaşadığımız her deneyim, beynimizdeki milyonlarca nöronun eşzamanlı olarak etkinleşmesiyle olur. Hippokampus deneyimi bilgiye dönüştürür ve kısmen de depolar. Öğrenme işlevinde ayna nöronların da katkısı azımsanamaz. Yeni ,şaşırtıcı,önemli ve acı veren olaylar sıradan olaylara göre daha kolay kodlanır çünkü daha yoğun nöral etkinlik içerirler. Tabi sonradan bizde sıkıntı yaratan alışkanlık, davranış ve her türlü hastalığın da yerleşmesi öğrenme sürecinin bir uzantısıdır. Yani onlar da aynı prosesin ürünüdürler. *Öğrenmek için kısa notlar alıp, arada bunları tekrarlamak, anıları saklayan sinir ağlarını tetikler ve güçlendirir. *Sınava çalışırken ya da mutlaka aklınızda kalmasını istediğiniz bir beceri için uğraşırken, bu işlemi içinde alışılmadık bir koku olan odada yapın. Ve bilgileri hatırlamak…

Stresin Doğası ve Dalak Otoritesinin yanılmazlığı
Urban Shaman / 10 Ağustos 2015

Stresin yol açtığı tüm gerilimlerin, salıverme ve gevşeme döngüsünü tamamlayamadığında ilgili kaslarda depolandığını ve hastalık adı verilen sonucun böyle ortaya çıktığını biliyoruz. Öyleyse stresten uzak duralım diyebilir miyiz? Bunun mümkün olmadığını preshamanlar biliyor 🙂 Çünkü bu dünyadaki her şey strese sebep olur, kötülüğünden yanlışlığından değil sadece limitsiz -tanımsız- bir şeyin daracık bir kapta yer bulma uğraşıdır varlık aleminde olmak. O halde Stres-gerilim-salıverme-rahatlama döngüsünün bozulmaması hayatidir biz insanlar için. Her insan kendisine en uygun gevşeme yolunu/yollarını bulur, daha önemli olan bunu yaşadığı sürece periyodik olarak yapabilme -nefes alma gibi- kararlılığını sürdürebilmesidir. Şu haber linkindeki gibi bir mekanizmadan bahsediyorum, ayrıca tüm organlarımızın kas yapısının olduğunu da akılda tutmak lazım: http://yeniboyutlar.com/psoas-kasi/ 2. not: Aslında “Stres-gerilim-salıverme-rahatlama” doğal döngüsünü tıpkı diğer otonom aktiviteler gibi (bedenimizde yapılan tüm periyodik işlemler) otomatiğe bağlanabilir bu değerli görevde KU’nun iş tanımına eklenebilirdi (yani program yazılırken) ama yapılmadı. Neden? Bu döngünün bozulması 3B dediğimiz frekanstaki deneyim çeşitlemesini sağlıyor! Bunu da hatırlatmak isterim. Varlık boyutunda yer almak, karar vermeyi gerektirir (Lono’nun işlevi) hem de binlerce karar. Tüm bu kararlar ağır ya da hafif seçimleri gerektirir, seçim ise mekanizma olarak yargı işlevi gibidir, seçmediğimiz olasılıkları öldürmüş oluruz kendimiz için ve işte o seçilmeyen sınırsız olasılıklar/potansiyeller acaip üzülürler ve stres oluştururlar! Ne kadar basit değil…

Yaşam Tasarımında BENLİK
esinti / 23 Ekim 2012

BENLİK: -Yön, Amaç Hissi, Sevgi- Hayatta amacımızı ve yönümüzü, ayrıca kendimize olan sevgimizi temsil eder. Bu bizi olduğumuz bireyle, olduğumuz yerle ve yönlendirildiğimiz şeyle hizaya sokan küresel bir konumlandırma sistemi gibidir. Neyin uygun olup olmadığını; neyin moda olup olmadığını belirleyen sınırlarımızla ilişkilidir. “Ben kimim?” Sorusunun yanıtını burada buluruz. Benlik, ruha sürekli bağlantı sağlayan bir merkezdir. Sevgi enerjileri tüm formlarıyla burada yer alır: Spiritüel veya can alıcı sevgi, fiziksel sevgi, insanlık sevgisi, yaşam yolculuğuna duyulan sevgi. Yaşamın sınırlarını genişletme yaratıcılığı ve sunduğu her şeye karşı alıcı olma becerisiyle pekçok benlik gerçeği de bu merkezde bulunabilir. Dört sevgi kapısı; İnsanlık kapısı Masumiyet Kapısı Davranış Kapısı Beklenmedik şans Kapısı BENLİK merkezinde bulunmaktadır. Bu durum belki size tuhaf gelebilir; çünkü sevgi kavramı genellikle Kalp ile ilişkilendirilegelmiştir,oysa kalp merkezi sevgiyle değil irade gücü ve arzularla ilişkilidir. Bu konuda daha detaylı bilgi için tıklayınız.

Yaşam Tasarımı Tanıtım semineri
Duyuru , Eğitimler / 14 Ocak 2012

Önümüzdeki hafta Cumartesi günü Yani 21 Ocak saat 19.00 da Tuva Sanat’da, danışmanlığını yapmakta olduğum Human Design sistemini sizlere tanıtmayı hedefledim, sanırım artık zamanı geldi. Üstelik de bu anlatımı-bi çoğumuzun tanıdığı ve sevdiği- Carlos Castaneda’nın Yaşam Tasarım Analizi üzerinden yapacağım. Ücretsiz olan bu sunumda görüşmek üzere, sevgilerimi sunarım. Sibel Atasoy Yazar-Danışman Human Design –bundan sonra “Yaşam Tasarımı” şeklinde kullanacağız- nasıl işler? Sistemi ve bu öyküyü bize ulaştıran Chetan Parkyn, Ra’nın bizzat kendisinden yöntemi öğrenerek zaman içinde uygulamakta ustalaşmış. Kişisel yaşam tasarımları çıkarmakla geçen uzun seneler sonucunda, bu çalışmalarının semeresi olan deneyimlerini, gerek internet sitesi gerekse aynı isimli bir kitapla Dünya ile paylaşarak bence fevkalade bir şekilde taçlandırmış. Bu sistemin, tıpkı zamana yayılmış diğer farklı yöntemler gibi amacı, kendimizle en başından tanışıp, bizi olduğumuz kişiden sorumlu, tatmin olmuş ve hoşnut kılmak olduğunu söyleyebiliriz. Yaşam Tasarımınıza ulaştığınız anda, hem bireysel(parçacık) hem de birleşik (dalga) yanınıza dair bir genişleme hissine sahip olabilirsiniz. Şüphesiz bu sistem hiçbir şekilde bir sihirli değnek değildir. Çünkü sihirli değnek sizsiniz! Bu sistem, uzun bin yıllar boyunca unutmuş olduğunuz bu gizemli parlaklığınızı size hatırlatmak için bir aracıdır yalnızca. Kendinizle, eşinizle, arkadaşlarınızla, çocuklarınız ve ebeveyninizle, patronunuz ve iş arkadaşlarınızla olan ilişkileriniz, bu sistemin gücünden etkilenir. Yaşam Tasarımı sistemi ile her…

Entegral, Entegratif nedir?
esinti , Felsefe ve Kuantum / 13 Aralık 2011

Hayat, doğal hiyerarşilerin, sistemlerin ve formların bir kaleidoskopudur. Esnekliğin, kendiliğindenliğin ve işlevselliğin çok büyük önceliği vardır. Farklılıklar ve çokluklar bağımsız, doğal akışlarla birleştirilebilir. Eşitlikçilik sınıflandırmanın doğal dereceleriyle ve mükemmellikle tamamlanabilir. Bilgi ve uzmanlık gücün, statünün ya da gurup duyarlılığının üstünde olmalıdır. Yürürlükte olan dünya düzeni realitenin (mimlerin) farklı düzeylerinin ve dinamik spiralde yukarı aşağı hareketin kaçınılmaz düzeneklerinin var olmasının sonucudur. İyi yönetim, giderek artan karmaşıklık düzeylerinde niteliklerin ortaya çıkmasını kolaylaştırır (yuvalanmış hiyerarşi) İkinci düşünme katında nüfusun yüzde ikisinden daha azıyla ikinci bilinç katı görece enderdir. Çünkü artık o, kollektif insan evriminin rehberlik eden yanıdır. İkinci düşünme katı, birinci düşünme katının büyük direncine karşı ortaya çıkmalıdır. İlginç olan bu direnişin en büyük payının yeşilin çoğulcu göreliliğinden gelmesidir; çünkü yeşil mim; daha önce marjinal konuma getirilmiş insanları, fikirleri ve öyküleri dahil etmek için kültür araştırmaları yasasını soylu biçimde genişletirken, ikinci düşünce katını, alt mimlerin gereğini onaylar biçimde anlayış sunmasını baskıcı ve zorbalığa paye olarak görür. Böylece kendinden alt mimlere açtığı amansız savaşın aynısını ikinci düzey düşünce katına da yöneltir. Burada Molla Nasreddin’in bindiği dalı kesme metaforunu tüm çıplaklığı ile görebiliriz; çünkü yeşil mim, bir sonra geçeceği entegratif ve holistik mimleri en acımasız şekilde yoketme, “kesme” gayretine girerek hem kendi doğal işlevini yapmakta…

Entegral Bakışa Uyumlanmak(EBU)
Duyuru , Eğitimler / 09 Aralık 2011

Sibel Atasoy’la yepyeni bir çalışmaya başlıyoruz. DanışCan’larla buluşma zamanıdır artık 🙂 Çalışmalar bireysel olup, eğer dilenirse (aile, eş, çocuk, sevgili) 2 ya da 3 kişiyle de birlikte çalışmalar yapılabilinir.Sibel Atasoy der ki; … “Entegral Nedir: Kelime bütünleme, bir araya getirmek, birleşmek, birleştirmek, kapsamak anlamına gelir. Aynılık anlamında değil, renkleri, gökkuşağı renkli insanların zikzaklarını, bütün harika farklılıkları tekdüze hale getirmek anlamında değil, genelde Kozmos anlamındadır. Sanata, ahlaka, bilime ve dine meşru bir yer veren daha kapsamlı bir bakış edinmek ve bunların hepsini Kozmik kekin sevilen dilimleri haline indirgemeye çalışmamaktır.DanışCan Nedir: Danışanın canım olduğunu anlatan bileşik kelime.” Entegral Bakışa uyumlanmak – Bireysel çalışma içeriği 45’er dakikalık üç bölümden oluşur. 1.Bölüm. Bu bölümde danışCan’ın önceden alınmış doğum bilgileri doğrultusunda hazırlanmış, kişiye özel Yaşam Tasarımı dosyası (yaklaşık 24 syf), incelenir, kişinin doğuştan gelen biricik ve mükemmel yapısı anlatılır, sorulara cevaplar bulunur. Emin olduğum tek şey, soru varsa, farkındalığın artması için zemin doğal olarak hepimizde mevcuttur. Birey olma eşiği kendin hakkındaki sorular ve duyabildiğin cevaplar sayesinde geçilir. Ve bizler birey olduğumuzda, yani tam da doğduğumuz andaki gibi, işlevlerini Hayat Tasarımından gördüğümüz özgün, biricik ve mükemmel varlığımızı görüp onu sevdiğimizde, eksiksizliğine ikna olduğumuzda, dünya aniden değişir. İşte bu bir sihirdir, danışCanın yaratmayı başardığın sihir! Bu bölümde…

Human Design Sistemi
Duyuru , Eğitimler / 04 Ağustos 2011

Yedi sene önce tüm düşünenlerin, teologların ve bilim adamlarının yaptığı gibi ben de dünyanın ve evrenin ne olduğuna dair bir metin (Oyun Kuramı) yazdım. Gerçi bu sadece bir düşünce dizgesinin sonucu değildi. Şüphesiz tüm hayatım boyunca gözlemlediğim, okuduğum ve yaşadıklarımın bir bileşkesi vardı ama yine de ondan daha çoğuydu. Bir gece, altı saat içinde hiç hesapsız ve plansız bir akıştı o metin. Ben bile bazı yerlerini çok daha sonra anlayabildim, kısmen Bir Kadını Öldürmek kitabımda ve kısmen de günlük yazı ve makalelerimde bu metni anlama ve aktarma işlevini sürdürdüm. İşte “Human Design”, İnsan Tasarımı yöntemi de, mucidi Alan Krakower isimli Kanadalıya benzer bir biçimde ulaştı. 4 Ocak 1987 akşamı, yanında köpeği BB ile evine dönerken, uzaktaki evinin içinde parlak bir ışık gördü. Lambanın içinde gaz olmadığını biliyordu. Eve girdiklerinde BB havlamaya başladı, ardından kendini yere attı. Krakower (sonradan kendine Ra diye hitap edilmeye başlanmış) bu sırada tuhaf içsel bir patlama yaşadığını söylüyor. Bir anda ter içinde kalmış ve bir erkek sesinin bir an önce işe başlaması gerektiğini söylediğini duymuş. Böylece sekiz gün ve gece boyunca yazıp çizmiş. Buna ister ilham, isterseniz kanallık deyiniz, sonuç olarak ortaya Human Design çıkmış. Sistemi ve bu öyküyü bize ulaştıran Chetan Parkyn, Ra’nın bizzat kendisinden…

Aman Sakral yaman Sakral
Felsefe ve Kuantum , Rüya/Psikoloji / 01 Ağustos 2011

Çakra sistemine göre  Sakral, bedenimizdeki dokuz ana merkezden biridir ve bakın Human Design bu merkezi nasıl tanımlıyor kısaca: SAKRAL: -Yaşam Kuvveti ve Dayanma Gücü- Aynı zamanda jeneratör merkezi de denen, yaşam kuvveti enerjisiyle çalışan motor odasıdır. Büyümeyi, genişlemeyi ve yaşamı tetikleyen, yaşamın zorluklarına dayanma gücü veren hiçbir farkındalığı olmayan bir enerji kullanır. Bazen buna “cinsel merkez” dendiği de olur. Dünya nüfusunun %70 lik bir kısmının, durdurulması imkânsız potansiyele sahip tanımlı sakralı bulunmaktadır. Cinsel istek ve dürtü bu merkezden yayılır ve insan etkileşimi ile birlikte yaratma arzularına fırsat verir. İşte böyle, doğanın bizlere bahşettiği durdurulması imkansız ve üstelik farkındalıksız bir enerji kullanan bu güç merkezi, adeta kozmik bir şaka gibi önümüzde yükselen bir engel haline geldi. Daha önceki yazılarımda sık sık bahsettiğim; “tekamülün hizmetkarları” oluşumuz tam da bu merkezle ilgili. Bu güç, öyle muazzam bir etkidir ki, insanın aklına hayaline gelmeyecek şekilde her ediminin her sözünün arkasına saklanır ve onu iştahla gökyüzüne yönelmiş alevden bir dil haline getirir. En ilkel canlılardan en tekamül etmişine kadar tüm varlıklarda bulunur. Eğer bu güç ve iştah olmasaydı gezegenin geçmişteki vahşi şartlarına karşın ona tutunmamız mümkün olamazdı. Yaratmanın, zorluğa dayanmanın, gelişip büyümenin itici kuvveti olan Sakral merkezi dünyadaki insanların yüzde yetmişinde tanımlı imiş. Neden cinsellikle…