Neye inanacağınızı seçin!
esinti , Felsefe ve Kuantum / 20 Mart 2015

Güzel bir sunum –tıklayınız-, en azından 20 dakikamı yararlı bir şey yaptığıma dair bir hisle tüketmiş/kazanmış oldum (Herkes gibi benim de zamanım en kıymetli şeyim). Aslında tam ve açık şekilde ifade edilmiş olmasa da konuşmanın sonlarında ortaya çıkan koku (sunumu yapanın sözcükle ifade etmediği ancak tezini oturttuğu esas), inanmanın bir seçim işi olduğudur. Nasıl yani diyebilirsiniz 🙂 Çok basit aslında; dış gerçeklikler (dış rüya), iç gerçekliklerin(iç rüya) vücut bulmuş – hem de her türlü madde yoğunluğunda (bunların sanal ve gerçek diye ikiye ayrılmadığını artık biliyoruz, bu sonsuz bir spekturum ) vücut bulmuş olduğunu bildiğimize göre, inandığımız şeyin uygun bir süre (öznel ne nesnel olanların gerçekleşme süreleri farklıdır doğal olarak) içinde görünür(!) olması kaçınılmazdır. O halde bizim özgür irade dediğimiz şey; neye inanacağımızın seçimidir basitçe. Bu prosesin insan tarihi boyunca yöntemleri ve uygulamalarını seyredip duruyoruz. Aslında olay tam olarak inanma da değil, inanmadığınızı düşündüğünüz şeylerdir de! Bu her zaman iki yönü kesen bıçaktır. Sihir(!), dikkatinizi neyin üzerinde tuttuğunuzdur. Dikkatinizi verdiğiniz şey, su vererek büyüttüğünüz her şey gibi büyür gelişir, sanaldan gerçeğe doğru ilerler ilerler ilerler. Bir de bakmışsınız görüyorsunuz! Süper, şeker bir konudur bu (Hepsi tam tekmil Urban Shaman konseptinde bulunabilir.) 🙂 Bu Özette (Her Şeyin Teorisi adlı kitaptan) görüleceği üzere…

Holon Nedir?
Felsefe ve Kuantum / 04 Ocak 2014

Holon; Yaşayan sistemlerde başka her şeyle beraber akan her şey: ikinci kat; partikülleri, insanları, işlevleri ve merkez noktalarını dikerek, onları ağlar ve katmanlar halindeki düzeylerle birleştirir ve çevresini yutan, dalgalar halinde yükselen enerji alanlarinı bulup çıkarır, kozmik düzenin büyük resminde doğal şekilde akar. HST Entegral bir sentez, gerçekten entegral olmak için, başlıca dünya görüşlerinin temelde doğru olması için kendine bir yol bulmalıdir.

Ses ve animistik dönem
esinti , YENİ DÜNYA / 05 Aralık 2012

Sesi, bir insanın frekansını gösteren araç olduğuna göre, en az koku kadar önemli olmalı hayatımızda ve bunun ilmini bilmini öğrenmliyiz eğitim hayatımızda. Bu sadece sesin sahibini ilgilendiren bir konu değil, o sesi duyanların tamamını eğip-büken bir büyü aynı zamanda. Büyü filan diye modası geçmiş kelimeleri kullanıyorum bazen çünkü dünyada müthiş bir animistik dönem özlemi oluştu. Ve bu durum Amerikadan tüm dünyaya buram buram yayılıyor. Bu değişimi izlemek ilginç geliyor bana. Belki nativ amerikalılar öçlerini almaya dönüyorlardır. Turan Erdal Duyu organlarinin biraz körelmesi sunni kentlerde pek ihtiyacimiz olmadigindan olabilir mi? Sibel Atasoy Eğer sizin bireysel tarayıcılarınızla yaptığınız bişeyi birileri teknolojik aygıtlarıyla ufak -ya da büyük-bedellerle yapıyorsa siz de buna uyum sağlıyorsunuz muhtemelen, malum hücrelerimiz gibi en az enerjiyle aynı işi sağlayacağımız durumlara otomotaik bi eğilimimiz var Murat Uhrayoğlu belki şu 21 araklıkta geçebilir böyle bir döneme Turan Erdal Yani sen bunun nedeninin biraz da olsun tembellikten oldugunu söylüyorsun Sibel Atasoy evet neden olmasın. Fizik kanunlarıda bunu söylüyor, neden biz bunun dışında olalım Turan Erdal Yasamak demek basli basina fizik kanunlarina bas kaldirmak demektir. Eger entropiye kendimizi vermis olsaydik yasamak mümkün olmazdi. Her yeni ögrenim sanki fizik kurallarina bas kaldirmak gibi birsey. Yasamak icin biraz da “anarsist” olmak gerekir galiba. Sibel Atasoy…

İntegral düşünce/yaşam
Felsefe ve Kuantum , YENİ DÜNYA / 23 Mart 2012

İntegral paradigma, integral hareketi veya integral yaklaşım da denilen İntegral düşünce insan ve evreni anlamak için bilimsel ve ruhsal bakış açılarını biraraya getiren yeni ve gelişen bir harekettir. En ünlü sözcülerinden biri filozof ve psikolog Ken Wilber olan İntegral düşünce integral “beden, zihin, kalp ve ruh ile ilişkili olan” anlamına gelmektedir. İntegral düşünce sözcüleri tarafından rasyonalizm ve materyalizmin ötesine geçerek ve ruhsallığı/maneviyatı reddetmeden veya ona kayıtsız kalmadan daha evrensel ve holistik perspektif veya yaklaşımı geliştirme teşebbüsü olarak görülmektedir. İntegral düşünürler mistik deneyimin gerçekliğini reddetmemekte, tarihin her döneminde ve her kültürde insanların tecrübe ettiği bu tip deneyimleri patolojik değil değerli, evren ve insanı anlamakta üzerinde durulması ve araştırılması gereken bir alan olarak kabul etmektedirler. http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ntegral_d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce Bu konuya çok uzun zaman emek verdik ancak böylesi bir isimden haberimiz ancak Ken Wilber’in Her Şeyin Teorisi kitabı ile olmuştu. İlk okuduğumda ve halen beni etkilemeye devam eder. Kitabın özetini bile yapmıştım ve zaman zaman bu sayfalardan hatırlatırım. (Özet için tıklayınız)

Artık spiralin bi üst basamağına atlayalım
esinti / 19 Aralık 2011

Türkiye ve ona denk bazı ülkelerin bulunduğu spiralin katı “Mitik Düzen” e denk düşüyor bana göre. Ama bi gayret gösterirsek yüzüncü maymun misali beşi bile pas geçip altıya geçebiliriz. (Memleketimizde de spiralin tüm katları var şüphesiz ama bir de yönetimleri seçen demokratik çoğunluk var 🙂 İşte bizim çoğunluğumuz böyle bişey: 4: Mavi: Mitik Düzen: Hayatın, çok güçlü bir Başkası ya da Düzen tarafından belirleyen sonuçları ile bir anlamı, yönü ve amacı vardır.Bu adil neden mutlakiyetçi ve değişmeyen doğru/yanlış ilkelerine dayalı bir davranış yasasını dayatır. Yasayı ya da kuralları çiğnemenin geri tepmesi ciddi, belki de süreklidir. Sadık kişiye ise ödül vardır. Antik ulusların temeli. Katı toplumsal hiyerarşiler, sokakların güvenliği, suçluluk duygusunun kontrol ettiği itici güç; herşeyi somut olarak kelimesi kelimesine yerine getirme ve fundamentalist inanç; şiddetli konvansiyonel ve konformist. Çoğunlukla dinsel ve mitik ama laik ya da tanrıtanımaz bir düzen ya da misyon. Nerede Görülür: Püriten Amerika, Konfüçyüsçü Çin, Dickens’çı İngiltere, Singapur disiplini, totalitarizm, şovalyelik ve şeref yasaları, yardımseverlikle yapılan iyi işler, dinsel fundamentalizm (hristiyanlık ve müslümanlık), kız ve erkek izciler, ahlaklı çoğunluk, vatanseverlik. Nüfusun %40′ı, gücün %30′u (Bu oranlar Dünya çapında araştırma sonucu olup Türkiye için değil). Diğer düzeyleri görmek üsterseniz tıklayınız ** Think of your death now. It is…

Entegral Bakışa Uyumlanmak(EBU)
Duyuru , Eğitimler / 09 Aralık 2011

Sibel Atasoy’la yepyeni bir çalışmaya başlıyoruz. DanışCan’larla buluşma zamanıdır artık 🙂 Çalışmalar bireysel olup, eğer dilenirse (aile, eş, çocuk, sevgili) 2 ya da 3 kişiyle de birlikte çalışmalar yapılabilinir.Sibel Atasoy der ki; … “Entegral Nedir: Kelime bütünleme, bir araya getirmek, birleşmek, birleştirmek, kapsamak anlamına gelir. Aynılık anlamında değil, renkleri, gökkuşağı renkli insanların zikzaklarını, bütün harika farklılıkları tekdüze hale getirmek anlamında değil, genelde Kozmos anlamındadır. Sanata, ahlaka, bilime ve dine meşru bir yer veren daha kapsamlı bir bakış edinmek ve bunların hepsini Kozmik kekin sevilen dilimleri haline indirgemeye çalışmamaktır.DanışCan Nedir: Danışanın canım olduğunu anlatan bileşik kelime.” Entegral Bakışa uyumlanmak – Bireysel çalışma içeriği 45’er dakikalık üç bölümden oluşur. 1.Bölüm. Bu bölümde danışCan’ın önceden alınmış doğum bilgileri doğrultusunda hazırlanmış, kişiye özel Yaşam Tasarımı dosyası (yaklaşık 24 syf), incelenir, kişinin doğuştan gelen biricik ve mükemmel yapısı anlatılır, sorulara cevaplar bulunur. Emin olduğum tek şey, soru varsa, farkındalığın artması için zemin doğal olarak hepimizde mevcuttur. Birey olma eşiği kendin hakkındaki sorular ve duyabildiğin cevaplar sayesinde geçilir. Ve bizler birey olduğumuzda, yani tam da doğduğumuz andaki gibi, işlevlerini Hayat Tasarımından gördüğümüz özgün, biricik ve mükemmel varlığımızı görüp onu sevdiğimizde, eksiksizliğine ikna olduğumuzda, dünya aniden değişir. İşte bu bir sihirdir, danışCanın yaratmayı başardığın sihir! Bu bölümde…

Hawking, holografik yansımalar olabileceğimizi belirtiyor.
Felsefe ve Kuantum / 01 Kasım 2010

Evren neden var oldu? Araştırmacılar, bu sorunun yanıtını “Herşeyin Teorisi” adını verdikleri bir evren formülüyle yanıtlamayı umuyorlar. İngiliz astrofizik uzmanı Stephen Hawking, yeni bulgularıyla, içinde bulunduğu fantastik bir “hiper uzay” ın kapılarını açıyor. Biz diğer evrenleri göremiyoruz; ancak, Hawking teorisinde paralel evrenlerde olanların bizim korkularımızı, becerilerimizi ve özlemlerimizi etkileyebileceğini ileri sürüyor.· Yalnız değiliz: Hiçlikten, sürekli yeni evrenler doğuyor. Bazıları kendi içinde çöküyor, diğerleri sürekli genişliyor. Daha başkaları, bu iki durumun arasında kritik bir konuma sahip. Bazı evrenlerin, zeki yaşam biçimlerini barındırabileceği tahmin ediliyor. Bizim evrenimiz genişleme evresinde. Paralel evrenlerle ilgili model, şu bilinmeyenleri çözebiliyor: Uzayda gözlemlenen kara delikler nelerden oluşuyor? Çekim kuvveti, diğer doğal kuvvetlere oranla neden zayıf? Işık, içinde bulunduğu evreni terk edemez, dolayısıyla komşu evrenin yaşayanları onu göremezler. Bununla beraber, gravitonlar hiper uzaya uçuyorlar.Şu sıralarda, siz bu cümleleri okurken, paralele evrenlerdeki eşizleriniz de bu cümleleri okuyor olabilirler. Onlar da bu teoriyi okuyunca, büyük olasılıkla sizin gibi inanmayacak ve başlarını sallayacaklardır. İlk bakışta çılgınlık ya da bir bilimkurgu fantezisi gibi görünse de, bu teori tamamen matematiksel temellere dayanıyor. Stephen Hawking, “Sonsuz sayıda eşiz evrenler var” diyor. Hawking, Cambridge Üniversitesi’nin Matematik bilimleri merkez’nde profosör olarak görev yapıyor. “Amyotrafik lateral skleroz” adı verilen bir sinir hastalığı nedeniyle, ünlü fizikçinin vücut kasları…

İkinci Düşünce Katı
Felsefe ve Kuantum , YENİ DÜNYA / 25 Eylül 2010

Yeşil mimin tamamlanmasıyla insan bilinci, ikinci düşünce katı’na bir kuantum sıçraması yapar. Clare Graves buna, inanılmaz derinlikte bir anlam kanyonunun aşıldığı önemli bir sıçrama diye göndermede bulunur. Özünde ikinci bilinç katıyla kişi hem hiyerarşileri hem de heterarşileri kullanarak (hem sınıflandırarark hem de bağlantı kurarak) hem dikey hem de yatay düşünebilir. Bu durumda kişi, içsel gelişimin bütün tayfını berrak biçimde kavrar ve böylece her düzeyin, her mimin, her dalganın Spiral’in baştan sona sağlığı için çok önemli olduğunu görür. Her dalga aşar ve içerir. (benim Oyun Kuramında bu kavram bariz biçimde tarif edilmekte ve “kapsama” sözcüğü ile yer almaktadır.) Böyle olduğu için, varoluşun her dalgası, art arda gelen bütün dalgaların temel bir bileşenidir, böylece her birini bağrına basar, kucaklar. Dahası her dalga yaşam koşulları izin verdiğince harekete geçirilebilir ya da yeniden harekete geçirilebilir. Birinci kat mimlerinin hiçbirinin kendi başlarına yapmadığı, diğer mimlerin varlığını bütünüyle değerlendirmektir. Onların her biri kendi dünya görüşünün doğru ya da en iyi perspektif olduğunu düşünür. Zorda bırakılırsa olumsuz tepki gösterir; ne zaman tehdit edilse kendi aletlerini kullanarak çıkışlar yapar. Mavi düzen hem kırmızının itici gücünden hem de turuncunun bireyselcilliğinden çok rahatsız olur. Turuncunun bireyselcilliği, mavi düzenin enayiler için olduğunu ve yeşilin eşitlikçiliğinin güçsüz olduğunu düşünür. Yeşilin eşitlikçiliği mükemmelliğe…

Karar Mekanizması
Felsefe ve Kuantum , YENİ DÜNYA / 20 Aralık 2009

Topluluklarda yönetim şeklinin ve buna bağlı olarak karar mekanizmasının nasıl olacağı insan var olalı beri tartışılıyor, yeni yöntemler deneniyor. Şimdiye kadar yapılmış tüm önerileri bildiğimi iddia etmeksizin, kendi yaşam deneyimimden çıkarsadığım ve “şimdilik” bana makul gelen durumu anlatmaya çalışacağım. Demokratik yöntem nedir: Genel kabul gören tanımı aşağı yukarı şöyle: “Demokrasi halkın yönetimi, halkın kendi kendisini yönetmesi anlamına gelen siyasi yönetim biçimi. Genel olarak, temsil, çoğunluğun yönetimi, partiler arası karşıtlık ve yarışma, alternatif hükümet şansı, kontrol, azınlık haklarına saygı gibi temel kavram ve düşüncelerle belirlenen politik sistem.” Basitçe söylemek gerekirse, bir yönetim biçimi olarak demokrasi olsun ya da olmasın zaten çoğunluk yönetir! Sebebi tamamen fizik kanunudur diyebiliriz. Bildiğimiz “dünya” görüntüsünden tutun da her neviden “gerçeklik” çoğunluk sayesinde mevcut olabilmektedir. Bildiğimiz her şeyi, çoğunluğun seviyesi belirler. Bunu “ortalamaya çekilme kanunu” ile gayet sade bir biçimde kanıtlamak mümkün. Topluluğun genel algı seviyesi, aşağı ve yukarı pikleri ortaya doğru emer, böylece bildiğimiz dünya görünür olur. Bu öylesine vahşi bir dengelemedir ki, çok özel yöntemler olmadığı takdirde aynen bir kara delik gibi iş görür. Ortalamadan kurtulmanın yolu insan tarihinin başladığı dönemden beri hemen hep birbirine benzer “güç” göstergeleri ile aşılmaya çalışıldı. Önceleri fiziki güç iş başındaydı, sonraları onun yerini para ve son zamanlarda bilgi (enformasyon)…